YAZARA MAİL GÖNDER Artık Türk kahvesinin hatırı sayılacak

YAZARLAR / Pazar Sabah Yazarları

Türk kahvesi hak ettiği konuma hızla ulaşıyor değerli okurlar. Eğer kötü bir sürpriz olmazsa, yaklaşık iki hafta sonra kahvemiz Birleşmiş Milletler Eğitim, Bilim ve Kültür örgütü UNESCO tarafından İnsanlığın Somut Olmayan Kültürel Mirası Listesi'ne alınacak.
Bu tuhaf isim sizi yadırgatmasın. Yakın zamana dek sadece geçmişin anıtları, söz gelimi İstanbul'un tarih hazineleri Somut Kültürel Miras listesindeydi. UNESCO, binaların, anıtların ya da geri getirilemeyecek doğal zenginliklerin yanı sıra, toplumların, kimi durumlarda bireylerin, kültürel miraslarının bir parçası olarak tanımladıkları başka özelliklerin de bulunduğunu kabul ederek 2003'te Somut Olmayan Kültürel Mirasın Korunması Sözleşmesini onayladı.
Bu kavram, sözlü anlatımlar, sözlü gelenekler, gösteri sanatları, toplumsal uygulamalar, ritüel ve festivaller, halk bilgisi, evren ve doğa ile ilgili uygulamalar, el sanatları geleneği gibi kültürel ürünleri ve üretim süreçlerini kapsıyor. Türk kahvesi ise başka hiçbir kahvede olmayan kültür birikimini kuşaktan kuşağa taşıyor.

UÇAKTA PİŞİRİLEMİYOR
Pişirme, sunum ritüelinden, hakkında yakılmış türkülere, yazılmış şiirlere, ağızdan ağza aktarılan atasözlerine, kahve falından, gelin adayının görücü gelenlere ikramına, 40 yıl süren hatırına dek sayısız ayrıntıyla toplumumuzun ayrılmaz bir parçası haline gelmiş. İşte bizi biz yapan kültürel özelliklerden biri olan Türk kahvesi şimdi sadece bizim değil, bütün dünyanın kültürel mirası olarak tescil edilmek üzere.
Geçen hafta sizlere Türk Hava Yolları'nın yeni ikram konseptiyle ilgili gözlemlerimi aktarmıştım. Türk çayı ikramı dört dörtlüktü ama ortalıkta Türk kahvesi yoktu. Çünkü uçakta Türk kahvesi pişirilmesi yasak. Kahve isteyenlere utana sıkıla 'hazır Türk kahvesi' olarak tanımlanan kahvemsi bir içecek sunuyorlar. İçinde çözünebilir kahve, glikoz şurubu, hidrojene nebati yağ bulunan kahve beyazlatıcı, stabilizatörler, süt proteini, topaklanmayı önleyici kimyasallar, emülgatörler, renklendiriciler, kabartıcılar v.s. var. Yani, bildiğimiz çekilmiş kahve, su ve belki de şekerden oluşan Türk kahvesiyle ilgisi yok.
Türk uçağında Türk kahvesi olmaması bizim havayolu şirketlerimizin kabahati değil, IATA adlı uluslararası havacılık örgütünün kuralları gereği. Uçak mutfağında yangın tehlikesi gerekçesiyle ocak bulundurulamıyor; dolayısıyla cezveyle kahve pişirmek yasak. Elektrikli pişirme cihazları da denetimden geçirilerek bu örgütün çok sıkı kriterlerine uygunsa, kullanım izni alabiliyor. Gel gelelim bizim bu izni almaya en yakın kahve pişiricilerimiz de, belki de sadece Türk uçaklarının talip olacağı böyle bir cihazı havacılık kriterlerine uyarlamak gibi bir maddi yükün altına girmeye istekli görünmüyorlar.
Ulusal havayolumuz Türk konukseverliğinin, Türk mutfağının elçiliğini en iyi şekilde yerine getirmekte; Kültür Bakanlığımız kahvenin UNESCO nezdinde tescili için Türk Kahvesi Kültürü ve Araştırmaları Derneği ile işbirliği halinde gerçekten büyük uğraş verdi.
Şimdi ticari, resmi ve sivil tüm kuruluşlara düşen görev, sıradan bir meşrubat olmadığını dünyanın kabul ettiği usulünce pişmiş mis gibi kahvemizi, el birliği ile, her yıl 40 milyonun üzerinde yolcu taşıyan ulusal havayolumuzun uçaklarına sokmak olmalı.

Yasal Uyarı: Yayınlanan köşe yazısı/haberin tüm hakları Turkuvaz Medya Grubuna aittir. Kaynak gösterilse dahi köşe yazısı/haberin tamamı özel izin alınmadan kullanılamaz.
Ancak alıntılanan köşe yazısı/haberin bir bölümü, alıntılanan habere aktif link verilerek kullanılabilir. Ayrıntılar için lütfen tıklayın.