Türkiye'nin en iyi haber sitesi

Bodrum, 80'lerin ortası. Daha sosyete basmamış orasını. Hurra kaçmışız. Selim İleri'nin kafa koluna gelmişiz. "Her Gece Bodrum" olmuşuz! Sokakta kitap satanlar, takı satanlar, kamping açanlar filan hep biz. Bodrum festivali yapalım, cuntaya çaktırmadan bir madik atalım diyoruz. En büyük amacımız Ahmet Kaya ile Cem Karaca'yı getirmek. Vali izin vermiyor, bir tek Timur Selçuk'ta anlaşıyoruz. Batıyoruz.
Sonunda bir konser yapıyoruz başka bir yerde. Maliyet-muhasebe "nizanım" bizde ve tabii yine batıyoruz! Arkadaşım, Ahmet ve eşi Gülten'le buluşuyor bir lokantada. Bırak kalan borcunu, yemek parasını ödeyecek mangır bile yok cüzdanında. Ahmet, delikanlı gururunu kırmamayı, raconu bilen adam, bir yere kalkıyor mahsustan. Gülten, tutuyor kolundan bizimkinin. "Bu halktan para kazandık biz. Sizin iyi niyetinizi biliyoruz, hiç sıkmayın kendinizi. Siz güzel şeyler yapın, yine çağırın, yine geliriz" diyor. Bizimki titreyerek hesap istediğinde hesap çoktan ödenmiş oluyor.
Sonraki karşılaşma İstanbul'da. Beş parasız, "tığı teber şahı merdan" sinemacı olmaya, derdimizi sinemada anlatmaya karar vermiş, Beyoğlu'nda, Sinema Sevenler Derneği zulasındaki Çiçek Bar'da yerimizi almışız. Asistan olacağız, sonra yönetmen. Bakınıyoruz etrafa.
Bütün ünlüler orada. Yönetmeni, oyuncusu, gazetecisi, sanatçısı, şarkıcısı. Köşedeki bir masaya karşı gerilim had safhada! Yanımızdaki kocamanlar, tiksintiyle bakıyorlar o masaya. "Kıro, kaba, arabesk, solculuğu rezil etti, Atilla İlhan'ı mahvetti" lafları uçuşuyor ortamda.
Masada Ahmet Kaya! Bir süre dinliyorum Kültürel Kodamanları, sonra kalkıp gidiyorum yanına. Kendimi tanıtıyorum. Böyleyken böyle, diyorum. Masadaki ağırbaşlı havadan sıyrılıyor Ahmet, "vay gözüm, buyur" diyor, beni oturtuyor.
Saçlarım uzun. Sakallı ve küpeliyim. Küpeye bakıyor Kaya. "Yakışmış, ama neden taktın" diye soruyor
Bodrum'da konser falan düzenlerken, yanımıza yaklaşan ordu istihbarat ağzımızı çok aramıştı bu konuda. Niye hepiniz sakal bırakıyorsunuz, protesto mu, diyerekten. "Yok" demiştik onlara "kızlar beğeniyor da ondan!" Bunu anlatıyorum. "Delirdik biz, bu darbeci sistemin dibine itirazımız var usta!" Gülüyor.
"Bu toprakların Müslüman devrimcileri Kalenderiler de, o baldırıçıplaklar da takmıştır köle küpelerini, protesto için", diyor. "Ben de isterim ama takamam. Benim gariban halkım kızar bana, sorumluluğum var onlara!"
Mekan, bizim masayı görmüyor sanki. Kalantor sanatçılar filan yüz çeviriyorlar. Sanki bir düşman ortasındayız, cephe gerisindeyiz.
"Beni kabul etmiyor bunlar" diyor o. "Bu adiler bal gibi biliyorlar benim ne yaptığımı. Samimi ülkücüler, onlar bile beni dinliyor, bunlar gıcık. Bu enteller bizim düşmanımız dostum. Bunlar bu toprakların değil, başkalarının adamı."
Masadaki insanlar suskun. Hayaloğlu, önüne bakıyor vakarla.
"Geceleri kapıma gelip ağlıyorlar kaldığım otellerde. İçeri girip bir şarkı almak için. Açmıyorum kapıyı. Dışarda beni küçümsüyorsunuz, kalın kapıda diyorum..."
İsimler sayıyor tek tek. Rüşvetlerini, neler teklif ettiklerini anlatıyor. Öyle hikayeler ki burada yazılmaz! Bugünün burnundan kıl aldırmaz, öyle afra tafra tipleri var ki aralarında, havsalaya sığmaz. "Bu bizi, halkı beğenmeyen entellerin barajını kırmadan bize çıkış yok", diyor. "Usta biraz abartmıyor musun" diye itiraz ediyorum. Hiç abartmadığını çok yıllar sonra anlıyorum.
Şimdi,Muhteşem Diyarbakır Buluşması'ndan, Başbakan'ın barış için "Ah" diye inleyen konuşmasından sonra gazetelere, televizyonlara bakıyorum da...
Ahmet Kaya orada mı dururdu, burada mı olurdu gibisinden totolojilere, lagalugalara...
"Ulan" güzel kelime, ulan entel kaşalotlar -demek istiyorum müsaadenizle- alayınız onu küçümsüyor, sevmiyordunuz, yalnızdı aranızda! Onu sadece halkın vicdanı ve kalbi mühürsüzler sevdi. O sizin karşınızda, bu büyük barışmanın, bu pasaklı ama muazzam değişimin tam ortasındaydı, ön masasındaydı.
Gerisi ise lagaluga...

Yasal Uyarı: Yayınlanan köşe yazısı/haberin tüm hakları Turkuvaz Medya Grubu'na aittir. Kaynak gösterilse dahi köşe yazısı/haberin tamamı özel izin alınmadan kullanılamaz.
Ancak alıntılanan köşe yazısı/haberin bir bölümü, alıntılanan habere aktif link verilerek kullanılabilir. Ayrıntılar için lütfen tıklayın.
YAZARA MAİL GÖNDER