YAZARA MAİL GÖNDER Çabuk gaza geliyorsun Türkiye'm

YAZARLAR / Pazar Sabah Yazarları

Ah benim akasya ağacım, güzel ülkem. Çabuk gaza geliyorsun be Türkiye'm!
Bu kaçıncı provokasyon? Hafızanı çalıştırsana biraz. Kaç kez yapıldı sana bu! Bayrağımızı hinlik için kullanan kaç kerkenez gördük biz burada.
Daha dün darbeli matkap suratlılar, Balyozcular filan, 28 Şubat hortumcuları, al sancağın üstüne resimler çizerek kafamıza kafamıza sallamadılar mı? Henüz uzak olmayan bir tarihte bayrak yakma olayının arkasından nasıl darbeci komplocular çıktı, unuttun mu?
Kolay oynatıyorsun sinir uçlarınla, onu söylüyorum. Çünkü sinir uçların açıkta!
O Ceberut Cebellezi Oligarşi sinir sistemini bozdu senin. Ne zaman aleyhine bir numara çevirse dikkatini dağıttı, bayrak hassasiyetinin arkasına saklandı, oraya gizlendi. Bayrak üstüne oynadı hep.
Garez Takımı Alevi-Sünni çatışmasını teşvik edemeyince bayrak işine girdi işte...
Barışmaktan yana Kürtlere 'atar' yapıp 'savaşın!' diye bağıranlar, bir anda Türkçü kesilip çığırmaya başladılar: "Ölüm, intikam, öldür!"
Öcalan, şaşkınlara asıl gerçeği söyledi oysa: "Bu provokasyon barış sürecine karşı, bana karşı yapılmış bir harekettir!" Orhan Miroğlu "Bu işi yapanlar hava alanına da, Kürt petrolünün ülke üzerinden akmasına, Halk Bankası kasalarının dolmasına da karşı olanlardır" deyiverdi.
Ah benim dağları, ovaları, kuşları, sokakları bal kokan ülkem, çabuk gaza geliyorsun hâlâ... Garez koro, IŞİD denen Selefi sefiller hadlerini aşınca yine mikrofonu kaptı. Uğursuz çığlıklara, işgal çığlığı atanlara, cenaze marşı çalanlara dikkat! Hep aynı takım: Kendisine yalandan 'Atatürkçü' sıfatı vermiş bir cahil cühela medyası. İtibarsız bir fitne fücur takımı...
Sosyal medyada Mehmet Cek yazdı, düzenleyerek veriyorum: "Irkçılık, milliyetçilik, şoven ne olsa MHP'ye havale edilir. O kadar ki bir gün İstanbul Caz Festivalinde Aynur'u yuhalayıp, linçe kalkıştılar, Kürtçe söyleyecek diye! Anında manşetleri 'ülkücü protesto!' 'milliyetçi protesto!' diye geçti uyanıklar. Ulan caz festivalinde ülkücü gardaşlarımın işi ne? Ben daha caz dinleyen ülkücü görmedim. Onların havaları belli. İyi zamanlarında; Dalları Bastı Kiraz, kötü zamanlarında; Ya Benimsin Ya Toprağın...
Kimi kandırıyorsunuz siz? Hepsi sizinkilerdi onlar, hepsi Beyaz Türkler!
Fethiye'de son seçim öncesi HDP basıldı, tabelası indirildi, linç provası yapıldı. Anında yine manşetlere ülkücüler geçildi.
Buyurun, dün o saldırıyla ilgili iddianame mahkemeye verildi. CHP ilçe başkanı sanıklar arasında. Gerisi Atatürkçü Düsüncesizlik Derneği üyeleri filan..."
Yani utanmaz arlanmaz bir yalancıyla mücadele ediyoruz. Meşakkatli bir iş bizimkisi.
Halbuki, ne çok özlediğimiz bir harekettir Ceza Hukuku'nun sorunlarını keskin nişancılarla çözmemek! Hep istediğimiz ülke böyle bir şey değil miydi?
Cihangir'de ev tutmuş olan KCK, Kandil'in Stalinci savaş lordları kılıç şakırdatıyorlar ama pek kulak asma! Onlarınki de kuru tatava..
Çünkü git gide daha talepkar, farkına varan, kendini ifade etmeyi seven ve bu hakkını kimseye elletmeyen bireyler oluyoruz. Çünkü Kürt bölgelerindeki kadınlar barış sürecinin açtığı kapılardan giriyor ve seslerini yükseltiyorlar. Çocukları için eylem yapan anneler soğuk savaş kafasındakilerin kimyalarını bozuyor. Mesele o! Ülke, barış ile birlikte değişiyor. Silahların gölgesindeki baş eğmiş insanlara yönelik tahakküm kırılıyor. Her devrimci değişimin sosyolojisi önce 'kadınlarla' konuşuyor. Değişimin kitabı böyle yazılıyor.
Demek istiyorum ki bırak, hiç ciddiye alma bu bi'Türkçü, bi'Kürtçü, bi'Alman, bi'Amerikan olan şapşalları. Her daim barış kazanacak, kalp kazanacak. Biz sağlam durdukça, zor da olsa bu iş böyle olacak.
Ham sofuların şekilci radikalizmine de, Şii-Sünni diye fişfiklenen entrikaya da gerekli cevapları verecek, hayata tekamül etmiş bir adalet mertebesinden seslenecek zihni bir defineye de sahibiz üstelik! Tek yapılması gereken o eski haritaya bakmak ve doğru yeri kazmaktır.
Hazine ayaklarımızın dibinde...
Türkiye'm, çok renkli akasya ağacım, sana söylüyorum! Çıldırmış cadalozlara, ayarı bozulmuş gudubetlere hiç aldırmadan ve her şeye rağmen kalbine gül diken, sen! Ve kalbini sulamayı ihmal etmeyen. Ve gülün dikenine katlanmayı gülden öğrenen.
Var mı ki kurtuluşu aşkın ve barışın senden?

Yasal Uyarı: Yayınlanan köşe yazısı/haberin tüm hakları Turkuvaz Medya Grubuna aittir. Kaynak gösterilse dahi köşe yazısı/haberin tamamı özel izin alınmadan kullanılamaz.
Ancak alıntılanan köşe yazısı/haberin bir bölümü, alıntılanan habere aktif link verilerek kullanılabilir. Ayrıntılar için lütfen tıklayın.