YAZARA MAİL GÖNDER Bazen halden HÂLE geçer insan

YAZARLAR / Pazar Sabah Yazarları

Herkesin bildiği şey: Diyabete egzersiz iyi geliyor! Geçende küçük bir adada, deniz kenarında, 'aile şezlongları' yazan, arkadaşımın işlettiği bir yerde oturuyorum. Kitap okuyorum, uzun uzun yüzüyorum. Biraz ilerde kilolu üç şirin hanım dolmaları, börekleri lüpletiyor. Bana da ikram ettiler. Teşekkür ettim, kitabıma döndüm.
Yemek tarifleri yapıyorlar, hükümetten yakınıyorlar, sonra kahkahalar atıyorlar. Dumanlı güneş gözlüklerinin altından etrafı süzüyorlar!
Neyse, olur. Yalnızlık diz boyu şehirde.
Gitmeden, bir denize girdim çıktım. Baktım, arkadaşımın yüzü asık! Ne oldu dedim. Ya boş ver, "Aile yeri diyorsun, bu adamı alıyorsun, olmaz ki" demiş en hercai şirine! Bizim adam da çaresiz, "Haklısınız da o arkadaş buranın yerlisi, aileden çok aile" diyebilmiş.

ÖFKE NE KUVVETLİ BİR DUYGU
Canım sıkıldı. Dilimin ucuna kadar geldi yalınkılıç şeyler ama geri gönderdim. "Hiddet yapmaya gerek yok" dedi içimdeki sakin adam.
Durulunca, o göz süzmelere bir gülümseme, bir dolmaya evet demek, işi çözer miydi acaba, çok mu 'burunlu' davrandım diye düşüne düşüne evin yolunu tuttum.
Öfkeye aklım takıldı fakat. Ne kuvvetli bir duyguydu bu!..
Kahramanmaraş'ta o ne öfkeydi öyle! Gaziantep, Adana. Dolduruşa gelmiş öfke! "Yuh artık" demek yerine utandık mesela. Çok utandık. Yüzümüz kızardı. Adını değiştirmeli bu şehirler diye geçirdik içimizden. Değiştirmeli, Almanca bir ad bulmalı kendine.
Milyonlarca Türkiye vatandaşını konuk eden Almanya'nın Neonazilerine niye kızdık ki onca zaman? Niçin, hangi gerekçeyle? 1 milyon kişi ölümden kaçmış, aç, yoksul dayanmış kapımıza. Daha bir yıl oldu, sabredemedik. Her yerde bir Suriyeli düşmanlığı, her köşe başında bir kara vicdan...
Gazze'de ne yapacağımızı şaşırdık!
Hitler faşizminin ters yüzü Siyonizm, Filistin'i bombalarken kalbimiz de dinimiz de kan içinde kaldı. Hollywood tipli cılk parlamenterin "analarını da öldürün" cümlesi bağrımızdaki infiale benzin döktü. Çaresiz hissettik. Batının, kendine Müslüman diyenlerle değil "Hz Muhammed'in diniyle" bir derdinin olduğu da itiraf edildi Siyon Kaşalotlarınca. Mesele dinin özüydü. "Hitler haklıymış" twitleri atanları da anlamadık diğer taraftan. Canavarlara karşı canavarlık isteyenlerin zihni uzak oldu bizden.
Başbakanın vizyon davetine katılan sanatçılar sosyal medyada linç edilmek istendiler! Nasıl hiddetlenmez insan böyle bir şirretliğe? "Kutuplaşma" diye ağlayıp duranların kutuplaştırıcılıkları nasıl da ayan beyan...
Gazze karşısında Filistinlileri kınayan ABD'nin Diyarbakır'da iftar vermesine, bu küstahlığa kızmak bir hak! Ama gidip iftar çadırını paralamak, masaları kırmak niye? Bu mudur tepki? Bünyeye zararlı şey şu galeyan denen hal!
Vandallık her yerde Vandallık...
Hopa'da, iftar konvoyuna, İHH aşevine saldıran Ulusolcu faşistler, bir de iktidarda olsalar neler olmaz? Bunların demokrasi-eşitlik sözleri nasıl büyük bir yalan!
Halka kör bir ecnebilik. Ramazan'ı hakir görme ve nafile bir Beyaz Türk ayakçılığı sadece.
Bundandır Ergenekon'la birlikte bitiyorlar. İtibarları ziro...
Birileri sıfırı tükettiler de biz hangi durumdayız? Mezhepçilik, hışım, asabiyet!
İsrail olmasa ne olur? Çekelim ortadan bu zalim devleti! Yine de biz "Allah" diyenlerin durumu iyi değil. Zor durumdayız zor.
Tam da bundan öfkeliyiz belki de! Çelik füzelerle değil irfan ile hikmet ile yüzleşerek, özde biraraya gelerek olacak bu iş, biliyoruz. Ama gücümüz yetmiyor...

SESLER SERT VE ARIZALI ÇIKIYOR
Zaman bazı hallerde sanki hiç akmıyor. Haber kesin: Kemalist İttihatçı Cumhuriyet Projesi başarılı bir kere. Hepimiz bir biçimde Irkçı, Bencil olmuşuz. Ortak Lisan alınmış bizden. Sözlük öksüz kalmış. Artık, ellerimizde kürek saplarıyla konuşuyoruz birbirimizle. İsteyenin bizi iki dakikada provokasyona getirmesi bundan...
Bakınca şu güzelim, şu kafası karışmış ülkeye, sezince dünyanın riyakar ahvalini, hele çığlıklar... Mütekâmil olmak zor her açıdan! Kelime, Mevlana'nın nasihat ettiği gibi güle bala sarınamıyor, öyle olmuyor. Sesler bazen sert, arızalı çıkıyor. Böyle bu.
Kişiler de, ülkeler de 24 saatte 24 bin hale giriyor. Bazı hallerden akan ses keskin, köşeli! Bazıların ki ise çiçekle döşeli. Lakin biz toplamıyız her halimizin. Halleriyle barışmalı onun için insan...
Çünkü ancak barıştığı şeyi değiştirebiliyor, iyileştirebiliyor cem'an...

Yasal Uyarı: Yayınlanan köşe yazısı/haberin tüm hakları Turkuvaz Medya Grubuna aittir. Kaynak gösterilse dahi köşe yazısı/haberin tamamı özel izin alınmadan kullanılamaz.
Ancak alıntılanan köşe yazısı/haberin bir bölümü, alıntılanan habere aktif link verilerek kullanılabilir. Ayrıntılar için lütfen tıklayın.