YAZARA MAİL GÖNDER Yeni Türkiye: Bir HESAPLAŞMA devrimi

YAZARLAR / Pazar Sabah Yazarları

Kendine muhafazakar diyen demokratları, kendine İslamcı diyen devrimcileri, Hristiyan aydınların büyük yükselişini, Müslüman bireylerin tarih yapışını, dindar bir kaynaktan fışkıran bir partinin dünya partisi olma yolundaki yürüyüşüne tanık oluyoruz.
Müthiş günler yaşıyoruz. Bütün dünyanın izlediği dinamik bir heyecan içindeyiz. AKP kongresi, Erdoğan'ın mertebe değişimi ve Davutoğlu'nun zarif konuşması hepimizi sarstı.
Yeni başbakan işe hızlı bir manifesto ile başladı. Bir medeniyet inşasının haritasını adım adım çizdi, bize nasıl bir 'küresel' yönetici olacağının ipuçlarını verdi.
İnsana, zamana ve mekana selam olsun diye başlayan konuşma, mezhep vurgulamalarını aştı, Horasan Erenlerine, Hoca Ahmet Yesevi'ye, gayrimüslimlere, dünyadaki diasporamıza yönelerek haklı bir coşku yarattı.
"Çözüm Süreci'ni başarana kadar bize uyku haram" diyerek de Barış'ı aldı başına koydu...
"Şehirler dikey değil yatay gelişecek!"
Davutoğlu böyle söyleyerek bilge mimar Turgut Cansever'e selamını çaktı. Ve ruhumuzun gökdelen düşmanı, AVM sevmezi yüreğine bal akıttı.
Yolsuzluk tartışmasına ise; "Milletin hakkına uzanan el kardeşimizin eli olsa bile o eli kırarız!" ile namusun ünlemini koydu.
Aynı uzay-zaman içerisinde Etyen Mahçupyan'ın, "Palyaço'nun Cehennemi" yazısı cellatlarına âşık olmuş, İslamofobik ve Kemalist hınçlarıyla dokunaklı azınlık aydınlarının yanağında fena şakladı. Mahçupyan'ın bilgece tokadı sonunda söz konusu "Taklacıların" etraflarında döndükleri ve bir yere oturup bir süre düşünecekleri umuldu...
Mahçupyan'ın cemaatlerin kendi içlerine dönük özeleştiri ihtiyacını, bir hesaplaşmanın gereğini mimleyen yazısı, Yeni Türkiye'nin yeni demokrasisinde toplumun içini dökeceğini ve kol kırılır yen içinde kalır klişesinin çoktan kırıldığını da gösterdi.
Her cemaatin, liberal, dindar, Alevi, Sünni, solcu, muhafazakar kendi içinde bir yüzleşmeye gideceğinin işaretlerini gördük.
Ruhsal arınma ihtiyacı öyle bir yükselişe geçti ki, bu yükseliş ahlaki ve entelektüel erdemlerimizin sınanacağı bir hesaplaşmayı kapımızın önüne bıraktı.

ŞIK BİR DEVİR TESLİM TÖRENİ
Azınlıklar içine sinen İslam düşmanlığı itiraf edilirken, İslam dairesi içindeki ırkçı-ulusçu-mezhepçi günahlar ve genetik vaziyetlerin faş edilmesi de an meselesiydi artık.
Mesela, Suriyelilere karşı sürdürülen ırkçı kalkışma çok açık ki; 1. Cumhuriyetin icat edilmiş Türk-İslam sentezine bürünerek, Osmanlı Kardeşliği altındaki halklara keskin bir düşmanlığı aşılamasının sonucuydu!
Paralel-Parabol-Muaviye kafasındaki Kürt ve Fars düşmanlığının foyası nasıl akmışsa, toptan temizliğin mercimek beyinli kavmiyetçiliğin kenar köşe kavramlarında da yapılacağı belli oldu.
Davutoğlu, "Biz merhametin ülkesiyiz, bize sığınanlar, anaların ak sütü kadar bu toprakların asilleridir" derken buna işaret etti...
Bir tarafta devasa zihinsel devrimler gerçekleşirken; Ulusolcular filan da çeşitli etkinlikler düzenlediler!
Halt-evleri Antalya'da Kadınlar Plajını bastı! Beyaz Türklerin Moda'sında yıllarca var olan kadın plajından habersiz elemanlar toplu halde denize atlayarak dünya ahmaklar literatürüne girdiler...
Anıtkabir'deki festival başka bir nefaset timsaliydi. Kendi bedenlerini, aynen 12 Eylül Cuntacılarının stadyumlarda yaptıkları gibi pagan bir ayinde Atatürk'e benzeten Kemalistler, New Age bir din olduklarının müjdesini verdiler...
Cihangir Jaleleri ise panikteydi! Gezide fos çıkan, Ekmeleddin ile depresyonu artan, Erdoğan yüzünden yemeden içmeden kesilen Solukbenizli Jaleler; tam Selo'yla cilveleşirken bir de Kandil'den, "Hadi len!" fırçasını yiyince açıklama üstüne açıklama şey ettiler. Ağızlarını büzdüler, Sırrı Abi'leriyle "orda lâl bir köy var uzakta" tadında lehçe yaptılar. Darlandıkça, darlandılar...
Yeni Türkiye'de ise işler hakikaten bambaşkaydı...
Ülke, şık devir teslim töreniyle, alkışlar ve gözyaşlarıyla, vefa ve edep görüntüleriyle duygulu, eğlenceli, coşkulu bir devrimin resimlerini verdi.
Artık bir kapışmanın değil, delilli, ispatlı, entelektüel bir hesaplaşmanın çayları söylendi, tokalaşıldı...
Özellikle sosyal medya diri, cevval bir coşkuyla sarsıldı. Entel Beyazlar için en tehlikeli şeyi ise bir Twitter profili, Esma Kadızade yazdı:
"Ak Parti seçmeni olarak genel kültürümüzü artırmamız lazım. Spesifik, epistemolojik, makroekonomi; mecburen öğreneceğiz!"
Bence haftanın mesajı buydu...

Yasal Uyarı: Yayınlanan köşe yazısı/haberin tüm hakları Turkuvaz Medya Grubuna aittir. Kaynak gösterilse dahi köşe yazısı/haberin tamamı özel izin alınmadan kullanılamaz.
Ancak alıntılanan köşe yazısı/haberin bir bölümü, alıntılanan habere aktif link verilerek kullanılabilir. Ayrıntılar için lütfen tıklayın.