YAZARA MAİL GÖNDER Aşk dini ve kadınlar

YAZARLAR / Pazar Sabah Yazarları

Düşünüyorum da herkesin içinde bir biçimde Işid de var, Mevlâna da. Tercih senin! Mühim olan sen hangi yolu seçeceksin?
Aşkı mı, hiddeti mi?
Gerisi hikâye...
Fakat bizim ulema çok enteresan! Eski Türkiye'nin milliyetçi-kavimci-asabiyetçi genleri sürüyor.
Kadınların aşağılanması, kadınları sünnet ettirme, recmetme, cariye etme, namaz kılmayanları, farklı inanıştan insanları öldürmek olarak bilinen çürüme...
Uydurma hadislere ve post-uydurma fıkıhlara dayanan ve Kur'an'ı tadil edip yeni bir din icat eden koyu taassup yüksek sesle tartışılmaya başlar başlamaz, haydaaa!
Bir bakıyorsunuz Mevlâna eleştirilmeye başlanmış. Ne alaka?
Anlamak imkânsız. Selefi sefilliğin foyası dökülürken velilere, hikmet kaynaklarına karşı ırkçı saldırıların işaretleri veriliyor.
Biri şöyle diyor: "Arapça, Farsça yazmıştan hayır yok bize, en iyisi Türk sufisi."
Yok demek geliyor içimden, en iyisi Alman sufisi! Brezilya sufilerine hiç girmiyorum, çünkü ateistliğin değil asıl din görünümündeki "ataistliğin" dibi yok...
Gözümüzün önünde küreselleşmiş, küçülmüş bir dünyada İslam'ın renklerine tahammülsüz, önüne geleni kâfir ilan eden, höt zötçü, onu bunu asıp derisini soyan tek biçimci eğilimle nihayet yüzleşiliyor.
Ondandır, karşı saldırılar başlıyor. Bu iş Yunus Emre'ye, Ahmet Yesevi'ye kadar gider. Göreceksiniz olay İbni Arabi'ye kadar varacak...
Yalnız dikkat etmeli tabii!
Misal Celaleddin Rumi gibi velilerle uğraşmak zor! Hele arkasında Şemsi Tebrizi gibi bir pir var ise.
Dillere özen göstermeli kavlimce. Sonunda bu bir zihniyet tartışması. Bize gerekli olan şey mahalle kavgası değil. Edep dairesinde konuşulmalı derim naçizen. Ham sofuluk, adı üstünde ham!
Bu arada dikkat ediyor musunuz, uydurma hadisler, şişirme fıkıh tartışmasında bütün konuşma kadınlar üstünden yürüyor.
Bu yeni başladı ve iyi ki başladı.
Kadına hürmet etmeyen, küçümseyen, baskı altına alan, hayat alanlarını daraltan, pagan erkek cinsiyetçiliğini gelenek diye yutturan ideoloji, Işid belası vesilesiyle açığa çıktı.
Gerçekten de "üst, alt, yan ve de ofsayt aklın" planları varsa, Allah'ın da planları var!
Uzun sürmüş bir nobranlık çatır çatır çatırdıyor. Kadınlara eziyet etme, köle etme, onların yerine konuşma küstahlığının parçalandığı günler yaşıyoruz.
Tartışmalar bu menzilde yürümekte.
İsrail'i güçlendirmenin peşindeki kötü niyetli merkezlerin Arap Baharını tersine çevirme, açılımları engelleme ve de Müslüman coğrafyada parçalanmışlıklar yaratmak için yapageldikleri radikal planlar; büyük bir hayra dönüşebilir mi?
Bütün bunlar İslam'ın hakiki yüzünün, irfani güler yüzün, birlikte yaşamakların öne çıkmasına neden olabilir mi? Öyle umuyor benim deli gönlüm.
Gerçi daha yeni başlıyor konuşma...
Hayatı, kadın varoluşu üstünden okuyan gözlemciler bilirler ki tek tek kadınlardan değil -çünkü içine "cinsi bir put" kaçmış ahir zaman taassubunun cinsiyeti yok- rahim olan bir imgeden söz ediyoruz.
Bu konularda yazan, konuşan azimli aydınlar kadar, yıldız gibi parlayan, sesi açılmış kadın arifleri daha da çok göreceğiz yakında.
İşte o zaman Anadolu irfanının güneşi hepimizi ısıtacak...
Kadın, "Hakk'ın nurudur, sadece sevgili değil. Sanki hâliktir, mahlûk değil" diyen Mevlâna için yaratıcı sıfatlarına o kadar yakın!
"Sevgi boş bir laf değil. İnsan sevdiğini, dostunu, yoldaşını bir annenin bebeğini sevdiği gibi seviyor mu sevmiyor mu? Gerisi yalan" demiş mealen mesela Şemsi Tebrizi.
Anne sevgisi demiş! Oraya dikkat çekmek isterim...
Ya, "Hangi suçtan dolayı öldürüldükleri sorulur o gün... mazlum kız çocuklarına" diye fısıldayan Tekvir Suresi.
Kız çocuklarına soruluyor kıyamet hallerinde: Sizi diri diri toprağa gömmek isteyenler kim?
Kısaca, bir Facebook arkadaşımın dediği gibi: Anadolu, ana dolu! Görmek isteyene.
Günümüzde kadınlara da benimsetilen aşkı, sevgiyi "sekse" indirgeyen faydacı, hazcı, gelgeç kültür aslında bir erkek kültürü! Köle tüccarının kültürü.
İnsanın doğasına, sırrına karşı kurgulanmış robotik bir imha planı.
Bu tartışma mühim, onu diyorum. Aşk dini, merhamet dini ve kadınlık durumu...
İslam, dünyanın modern sorunlarına doğru konuşan barış dini olarak öne çıkacak inşallah. Mazlumların mağdurların dini, hakikati olarak hem de.
Bu, kadınlar üstünden olacak, başlayacak.
Bahtımız oradan açılacak...

***
Tavsiye: Anlamın izinde (Kuran okumaları) Ayşe Şener. Mana yayınları.

Yasal Uyarı: Yayınlanan köşe yazısı/haberin tüm hakları Turkuvaz Medya Grubuna aittir. Kaynak gösterilse dahi köşe yazısı/haberin tamamı özel izin alınmadan kullanılamaz.
Ancak alıntılanan köşe yazısı/haberin bir bölümü, alıntılanan habere aktif link verilerek kullanılabilir. Ayrıntılar için lütfen tıklayın.