YAZARA MAİL GÖNDER Size darbe yaptırmayacağız

YAZARLAR / Pazar Sabah Yazarları

Beyazlara konuşuyorum. Halktan "tiskinen" eskiye dönmek için kan dansı yapan o Beyaz Vampirlere. Önce barışa karşı çıkan, ülkeyi satıyorsunuz diye çığıran, sonra boynundan ısırıp durdukları angut örgüt savaş ilan edince zil takıp oynayan, ardından devletin meşru tokadı inince yalandan barış diye dişlerini bileyen o zilli asalaklara, o kötülük prenslerine.
Siz, biliyoruz, darbe istiyorsunuz. Çok uzun yıllardır alıştınız buna. Halk her kapıyı çaldığında darbeyi aradınız acil numaralardan. Ceset torbaları sizin işiniz.
Önce askerleri kullandınız. Sonra paralelcileri, şimdi PKK'yi.
O küfürbaz, kendi halkını öldürüp duran, hazinesinde tehdit dışında laf bulunmayanları aslında nasıl küçümsediğinizi biliyoruz!
Ama fark etmez, kullandığınız an her şey değişiyor sizin için. Kandil'i ısırdıktan sonra ağzınızı ilaçlarla çalkaladığınızı, gargara yaptığınızı da biliyoruz. "Aman bir hastalık kapmayalım monşer" diyerekten. Züppe şeyinizle...
Her melanetin arkasında siz varsınız. Yılan dilli ve sinsisiniz. Fakat bir konuda yanıldınız! İktidar büyük ölçüde halkla eşitlendi. Sistem değişti ve geri dönülmeyecek bir noktaya geldi.
Fazla lafı dolandırmayın boşuna, Erdoğan bu demek! Eşitlenmek demek, halk demek, biz demek. Biz seçtik, bizi temsil etmekte...
Şiddete tapanlara bu ülke elbette nefsi müdafaa yapacak. Yitip giden insanlarımızın kanı sizin ellerinizde. Bütün ölümlerden siz sorumlusunuz. Vampirsiniz.
Yalanlarınızla, Gezi'den beri alıştığınız sahte fotolarınızla deşifre olup duracaksınız. Siz o başkalarına kullandırdığınız silahları, o kandırılmış araç yakıcı güruhu durdurmadıktan sonra ensenizde boza pişirilecek. Bu "yeni devlet" sizi panik atağın doruklarına taşıyacak.
Genç yaşta yitirdiğimiz 8 genç için yazdığınız insanlık dışı mesajlarınızla, bıyığı terlememiş çocuklara bombalı tuzaklar kurmayı yiğitlik sanan ırkçı kaşalotlarınızla, carlayıp duran ve seçildikleri şehirleri harap eden belediyeler, şirret eş başkanlar ve kifayetsiz Demirtaşlarınızla...
Erdoğan sözünü duyunca mosmor olan yazarlarınız ve bitmek bilmeyen kuyruk acılarınızla...
Ve şımarıklığınızla, yabancı kucaklara oturmuşluğunuzla...
Sizi bu rezaletten o sakil gazeteniz falan da kurtaramaz bundan sonra.
Anladık bunu.
Silleyi yiyeceksiniz, kendinize geleceksiniz.
Sonra konuşacağız...
Ama merak etmeyin biz her zaman birleşmiş büyük Türkiye'den yana olacağız, kucaklaşmaktan yana. Bu çirkin kavganın durdurulmasından yana. Barış dinindeyiz çünkü biz.
Bal gibi biliyorsunuz bu halka 80 yıldır uyguladığınız zulüm size uygulanmayacak. Hiç uygulanmadı! Bir devrim yapıldı ve kan dökülmedi. Ama tıraş losyonlarınızın kapatamadığı o kin kokusu buram buram hala üstünüzde.
Zencilerle, Karakafalarla, halkla eşitlenmeyi hazmedemiyorsunuz.
Amacınız daima darbe yapmak. Post'u olur, Gezi'si olur, ülke bölünsün, ekonomi çöksün olur. Yeter ki yeniden iktidara gelinsin.
Ecnebi çetelerin, gölgelerde saklanan sırtlanların FETÖ'den sonraki numarasıdır PKK.
Kullanıp atacaklar yine. Bütün cumhuriyet tarihinde her kesime, solculara sağcılara, sittin sene yaptıkları gibi.
Her fırsatta Recep Tayyip Erdoğan'a saldırmalarının nedeni o! Çünkü halkın %52'siyle seçilen ilk Cumhurbaşkanı, çünkü bu oligarşik despotizmin yediği en büyük darbe o.
Öfkeli değil ama çok sağlam durmalıyız.
Ülkeyi kan gölüne çevirmek isteyenler dışındaki tüm "kendi halinde" kesimlere mesaj yollamalıyız.
Beynini haciz ettirmiş kibirli aydınlar ve katiller dışında her yöne herkesin anlayacağı bir dille ve yeni bir atılımla...
Eksik kalmış şu veya bu nedenle gecikmiş atılımlarla. Demokratikleşme ile Alevi Bektaşi özgürlükleriyle, Kürt açılımı sırasında pazarlık nesnesi olmuş pürüzlerin giderilmesiyle, yerel yönetimlerin halk seçimlerine yönelen düzenlemeleriyle, İslam dışı akımlara ve olanlar karşısında vicdanı sızlayan seküler kesimlere dönük kapsayıcı, gerilimleri yumuşatıcı çağrılarla.
Erdoğan: "Bazen ben de sert olabiliyorum..." demiş.
Biz onu işte böyle açık sözlü olduğu için, bizden biri olarak, hata ve sevaplarıyla seviyoruz. Samimiyetiyle. Nefis muhasebesiyle.
Yani işin tekamül tarafındayız...
Sonuç olarak ölümü değil, hayatı savunan mütevazı bireyler olarak feraset ve metanetle, kötülüğün esas kaynağına doğru, Beyaz Vampirlerin yüzüne doğru üç kere tekrarlıyoruz:
Size darbe yaptırmayacağız...

Yasal Uyarı: Yayınlanan köşe yazısı/haberin tüm hakları Turkuvaz Medya Grubuna aittir. Kaynak gösterilse dahi köşe yazısı/haberin tamamı özel izin alınmadan kullanılamaz.
Ancak alıntılanan köşe yazısı/haberin bir bölümü, alıntılanan habere aktif link verilerek kullanılabilir. Ayrıntılar için lütfen tıklayın.