YAZARA MAİL GÖNDER Alkol Cumhuriyeti

Türkiye'nin en iyi haber sitesi

YAZARLAR / Pazar Sabah Yazarları

Geçen gün Cumhurbaşkanı "geçmişte ilkokul çocuklarına 'bira' özendiriliyordu" deyince bir sarsıntı oldu bazılarında. Hele Milli Şefin kucağındaki manevi kızına bira içirirken ki fotoğrafı internet ortamında yayınlanınca büyük patırtı koptu. Kemalist radikaller "o bira değil malttı!" filan diye uzun yazılar yazdılar...
60'lı yıllarda geçen çocukluğumu hatırladım gayri ihtiyari. Hafta sonları ortalarda pek görünmeyen pederimiz, bir cumartesi günü evi şenlendirmeye karar verince, çalışmaktan bacak yerine varis taşıyan anam mükellef bir akşam sofrası hazırlardı ona. Balkonda köfteleri kızartır, patlıcanları közlerdi. Ama bir işkence de olurdu hep sırada!
Biz çocuklar ağzımız sulanarak babamızın şerefine hazırlanan muhteşem sofrayı izler, ancak o rakısını koyup oturduğunda oturabilmek için, biraz önceki mahalle maçından yorgun "hazır ol" vaziyetinde gözlerimizi kedi gibi diker, beklerdik. Zatı şahaneleri ilk çatalı almadan köfteye yumulmanın bedeli kafaya bir şey yemekti! Hatta bir keresinde tombili kardeşim merasime dayanamamış, açlıktan tık diye tabağa kafayı koyup bayılmıştı. O kadardı yani...
Küçük likör kadehlerine bira konurdu! Bira acı bir şeydi. İçmek istemezdik. Ama kurallara uymamanın bedeli masadan kalkmaktı. Annem, "babanızı memnun etmek için ne var yani dudağınızı değdirseniz" diye dertlenirdi.
Daha sonraki yıllarda likör kadehlerine su koyup rakı damlatıldı. Cızbız köfte aşkına burnumuzu tıkayıp içerdik. Peder ikinci kadehte keyiflenir, "işte cumhuriyetin medeni ailesi" diye çalımlanırdı...
Anneannem bir keresinde cumhuriyette vali vekilliği yapmış dedemin sohbet masalarını anlatırken şöyle demişti: "Karı koca oturulur sohbet yapılırdı. Herkesin önünde rakı kadehi olurdu. Dedenin yanına bir saksı koyardık, konuşurken dikkatleri başka yöne çeker, oraya dökerdi gizlice." "Niye anane?" diye sorardım.
"Çünkü Ankara izliyordu. Karısı masaya oturmayan, içki içmeyenlerin akıbeti iyi olmuyordu. Kıtlık vardı o zamanlar. N'apıcaksın? Onun için Menderes'e oy verdi millet..."
Açık konuşmalı: Kurucu cumhuriyet milleti alkole teşvik etti. Alkol bir tür din muamelesi gördü.
Bunun bir uygarlaşma göstergesi olduğu zannedildi.
Kaşları kıvrık babam, "sigara içmeyin ama kadeh tutmayı öğrenin, medeniyet budur" derken devrildi gitti! Cümlesi yarım kaldı. Muasır medeniyet seviyesine çıkmak isterken karaciğer yetmezliği standardına çıkmıştı...
The Guardıan gazetesinde 2005 yılında William Dalrymple, "Kendi Yurdunda Garip ve Yasaklı: Mevlana" başlıklı yazısında Türkiye'de sufilerin ve dindarların laik cumhuriyetçilerden zulüm gördüğünü yazmıştı. Hatırlayalım:
"1925 yılında Atatürk'ün modern, Batı kaynaklı laik bir devlet oluşturma arzusu adına her türlü dinî vakıf askıya alındı ve kamulaştırıldı. Sufi zaviyeleri kapatıldı ve içindekilere el konuldu. Türk münevverleri Batı klasikleri üzerinde çalışmaya teşvik edilirken Mevlana'nın eserleri çürümeye terk edildi. 1937'de de her türlü geleneksel müzik özellikle sufilerin flüte benzeyen kamış neyini üflemek kanunla yasaklandı. Mevleviler, Cumhuriyetin ilk yıllarında sema için toplandıklarında polis baskınına karşı gözcülük yapmak üzere sokağın her iki ucuna derviş dikerlerdi. Sufiler, baskınlarda Mevlevi kimliklerini saklamak için dolaplarında içki bulundururdu. Çünkü alkol, cumhuriyetin simgesi haline gelmişti..."
Kimsenin yediğine, içtiğine, giydiğine karışmayan, sadece kendi fikrini serdeden insanların diliyle söylersek: Alkolü bu şekilde dayatmanın bir DAEŞ kafası olduğu, "tersinden" aynı despot eğilim olduğu açık değil mi? Aynı baskıcı hâl...
"Çünkü alkol, cumhuriyetin simgesi haline gelmişti!"
Bu cümle önemli. Gerisi ise sakin kafa bir yüzleşme gereksinimi...

***

Bir süredir Pazar günleri TRT Radyo1'de "Yol Arkadaşı" isminde naçiz bir program yapıyorum.
Vaktiniz olursa 12.32'de 95,6'ya bir kulak vermenizi öneririm. İnternetten dinlemek için ise adres şu: http:// www.trt.net.tr

Yasal Uyarı: Yayınlanan köşe yazısı/haberin tüm hakları Turkuvaz Medya Grubuna aittir. Kaynak gösterilse dahi köşe yazısı/haberin tamamı özel izin alınmadan kullanılamaz.
Ancak alıntılanan köşe yazısı/haberin bir bölümü, alıntılanan habere aktif link verilerek kullanılabilir. Ayrıntılar için lütfen tıklayın.