YAZARA MAİL GÖNDER Dizini söyle, karakterini söyleyeyim

Türkiye'nin en iyi haber sitesi

YAZARLAR / Pazar Sabah Yazarları

Çok takip edilen dizilerden üstümüze sinen bir ideoloji kemiklerimize sızıyor. Lüks araban yoksa bir hiçsin, sürekli aşk peşinde koşacaksın ve zeki olmalısın, fakirler asla mutlu olamaz...

Ne zaman bu kadar hastalandı bazı insanlar? Ne ara?
Karşımızda gerçekten azgın bir topluluk var...
Bütün insanlığın yarasını, "çocuk istismarını" bir inancı aşağılamak için kullanacak kadar düşkün bir psikolojideler.
PKK terörizminin yüzer yüzer kandırıp eline boyundan büyük tüfekler, bombalar vererek kanalizasyonlarda çürüttüğü çocukların istismarına körler tabii!
Ortadan kaybolan binlerce Suriyeli çocuğun, taciz edilen küçük kızların faillerinin dini-mezhebi de konu edilecek bundan böyle demek ki!
Yüz kızartıcı suçlarda demek şuna bakacağız: Sünni mi, Alevi mi, Ateist mi?
Yok, durum gerçekten fena...
8 Mart Kadınlar Günü'nde meydanlarda çoluk çocuğun yanında ağza alınmayacak porno dövizleri taşıyanların çocuk istismarıyla perdeleyerek dindarlara bağırıp çağırmaları ise insanın yüzünü kızartacak bir anomali.
Mesela kendine sosyalist diyen sol Kemalistler Rıza Zarrab'ı İran ambargosunu delmiş bir adam olduğu için tutuklayan ABD'li savcıya alkış kıyamet giderken: "Ya biz anti-emperyalisttik, ne işimiz var bu sakil Kovboyun yanında?" diyemediler.
Hayır, insan anlamıyor! Bu elemanların "Kahrolsun Amerika" tadında birer eski tüfek olma ihtimalleri yüksek olan ana babası "Ne ulan bu kadar karaktersizlik!" diye kafalarına niye terlik fırlatmıyor?
Hafazanallah.
Bir "kudurma" hali mevcut! Bir "ısırılmışlık", bir salyalı garez, bir kendini kaybetme durumu.
Tamam da bu beyinler ne zaman alındı? Hangi ara bu denli yabancılaştı bu arkadaşlar?
Bence an itibariyle televizyonlara bakmak lazım...
Televizyonlarda dizilerin çoğu sanki Amerika'da geçiyor. Bizim oyuncular Porto Rikolular tadında.
Röntgenci haremağası zihniyeti bir miktar aşılmış olsa da, tarihi ve manevi kültürü canlandırmaya yönelik işler has niyetlere rağmen ya bir hamasete ya da çok konuşan bir belgesele kaysa da eh yine ümitvar örnekler olarak bir kenara bırakılabilir...
Esas olarak çok takip edilen dizilerden üstümüze sinen bir ideoloji kemiklerimize sızıyor. Geçen gün sosyal medyada paylaşıldı. Dizilere göre:
1- Kaç yaşında olursan ol eğer herkesin beğendiği bol makyajlı bir sevgilin ve lüks araban yoksa hiçsin demektir.
2- Önemli olan tek şey aşktır! Aşk ise sade cinsel bir şeydir. Bunun için her yol mubahtır. Hayatın tamamı ilişkiye odaklıdır. Günlük aşklar gelir gider. Sürekli aşk peşinde koşacaksın.
3- Başkalarını aşağılamak ve küçük düşürmek seni popüler ve gözde yapar. Hırslı ve zeki olmalı, zekânı başkalarının kuyusunu kazmak için kullanmalısın.
4- Ahlaklı olmaya çalışmak "Kezbanlıktır."
5- Fakir insanlar asla mutlu olamazlar. Mutlu olmanın tek yolu zengin veya ünlü olmaktır. Doğru olmak ve helalinden kazanmak, şükretmek "Çobanlıktır."
6- Mahremiyetmiş, şuymuş buymuş bunlar "Takunyalı" şeylerdir.
7- Güzel olmak sıfır beden demek ve mini etek giymektir. Yakışıklı olmak kas ve göbek baklavası sahibi olmak ve bunları her fırsatta göstermek demektir.
Bunlar yoksa eksiksin...
***
Evet, televizyondaki reklamlar sanki bir Batı ülkesinde geçer. Gençlik ve hepimiz tarafından internet ortamında altyazılı izlenen yabancı dizilerden alkolizm, umutsuzluk ve bencillik yağar. Mazbut insanlar da Müslümanlar da aşağılanır. Namaz kılanlar terörist olur. CIA kat liamları onaylanır. Seküler hayat dışındakilere ezik muamelesi yapılır vesaire...
Böylece ekran karşısında esir alınmış, kendi değerlerinden, ülkesinden iğrenen ruh halleri ta içimize yerleştirilir.
Lakin illa ki bu hastalığa karşı durmak yasakçılıktan değil fikri bir açılımdan geçmekte. Yerli ama geniş, dünyaya konuşan bir tefekkürle, cesur, evrensel bir estetik düzeyinde cevap verilmeli. Böyle projeler üretilmeli. Savunmacı değil değiştirici bir kültürel kalkışma desteklenmeli.
Yoksa kudurup duracağız...

Yasal Uyarı: Yayınlanan köşe yazısı/haberin tüm hakları Turkuvaz Medya Grubuna aittir. Kaynak gösterilse dahi köşe yazısı/haberin tamamı özel izin alınmadan kullanılamaz.
Ancak alıntılanan köşe yazısı/haberin bir bölümü, alıntılanan habere aktif link verilerek kullanılabilir. Ayrıntılar için lütfen tıklayın.