YAZARA MAİL GÖNDER Tren kalkıyor

YAZARLAR / Pazar Sabah Yazarları

Sığ suları en hafif rüzgârlar bile coşturabiliyor. Derin denizleri ise ancak derin sevdalar. Anladım ki, derin ve esrarengiz olan her şey susuyor. Anladım ki susan her şey derin ve heybetli.
Demiş Şemsi Tebrizi. Ne güzel laf.
Evet. Doğu çok uzun zamandır susuyordu.
Uzanan denize, ovalara, dağlara, topraktan nimet büyüten insanın yüzüne, bir buğday tarlasına baktığım zaman ya da bir uzay fotoğrafı gördüğümde hep bunu düşünürüm.
Biz Doğuluyuz. Suskun ve derin.
Avrupa Birliği Parlamentosu'nda Türkiye'yi mültecilere kötü davranmakla suçlayan yelloz bir kadının fotoğrafı geliyor önüme. Sonra ona cevap veren İsveçli üyenin "Siz hiç Türkiye'deki mülteci kamplarına gittiniz mi?" diye soruşu!
Ve karşısındaki cadaloz karakterin ağzını büküşü...
Doğulu olmak güneşin ve hakikatin doğduğu topraklardan olmak demek. Batıyı hor görmek değil. Mesela, o İsveçli kardeşimiz bizim. Kalp, aynı ehli kalp.
15 Temmuz sabahı darbe yenildiğinde Avrupa zaten donmuştu! AP'nin kararı bunun tescili oldu. Burası artık başka bir ülke.
Binbir özenle planladıkları darbe nasıl taca çıktı bir türlü inanamıyorlar.
O saate kadar boşuna bekleyen NATO kırıkları, Caddebostan-Beşiktaş'ın kiralık eskortları, davet saatini hesaplayan Kılıçdaroğlu ve Diyarbakır'da pusuya yatmış Demirtaş ile birlikte büyük bir hayal kırıklığı içindeler.
Ondandır diplomasiyi bir kenara attılar. 'Batı kafası' bütün çirkinliğiyle hiddet krizinde.
Erdoğan'ın her deliyürek çıkışında daha bir kötüler.
Ömrümüzün bu durağında Avrupalı baron, baroneslerin gizli kimlikleri görmezden gelinemeyecek şekilde ortada.
Gerçekten hiçbir şey eskisi gibi olmayacak, bir kere perde açıldı.
Eğer hâlâ yerli, vatansever bir sol varsa kendi partilerini kurmalılar. Sağır İsmet'in siyasi hareketi çoktan bitti. Şu tek partici çürük kökün foyası çıktı. Bitti bunlar.
Buyurun, son zamanların "Tansu Çiller'i" Selin Sayek Böke'ye!
Bu Pentagon'dan IMF'ye yeni transfer olmuş bir sözcüye benzeyen hanımın Bilderberg toplantılarında kurgulandığını biliyor muydunuz? Hani şu 'Batının Morukları', dünyaya oynayan poker suratlar, partilere lider falan seçme şeysi...
O değil de: Büyük bir değişimin arifesindeyiz!
Bu ülke koskoca bir darbe geçirmiş, görmemişler. Şimdi o "dondurma" kararındaki insan hakları, demokrasi lafları hikaye. Yapış yapış, akıyor.
Savaş, beyazlar ve esmerler arasında.
Gerçek burada. Avrupa'ya bak!
Adamlar, Stalinist bir terör örgütünü koltuklamışlar. Darbeci subaylara para toplamışlar, ciğersiz kaçaklara 'kız' bakıyorlar...
Aydınlanma değerlerinin bitiğinin düdüğüdür bu! Yalan bitti.
Hepimize afyon sıkmışlar. Avrupa, bize karşı bir kurum. Kafamızı kaldırdığımız anda heriflerin suratı değişti. Riyakar bir kindarın tipi çıktı ortaya: Avrupa'nın özel kalemi Schulz'a bakın:
Tefeciliğe müptela bir rahibin gizli hayatı, İslam düşmanı bir kriminalin sırıtkan suratı yok mu onda?
Haksız bir savaşın altında susturulmuş Müslüman bireyler, felsefesinde insanı daima merkeze koymuş Doğu ile birlikte kendi barışımızı yapmanın zamanı. Batı kafası, sakat bir kafa. Doğu kafasının orijini ise bu toprak! Anadolu. Doğu biziz...
Devrimcilik, direniş ruhu; 15 Temmuz'da Müslümanlara geçti. Bunu kabul etmek bazı bünyelere iyi gelecek. Sol, sağ bitti. Müslüman bir demokrasi! Mamafih zamana ihtiyacımız var.
Atatürk resimlerini yerine asma radikalleri ve "laiklik nedir bilmez laikçi" sol da kendine gelmeli artık. Varlığımıza, gururumuza, çoluk çocuğumuza dayatılan "2. Lozan'a" karşı durmayanların yeri olmayacak bu işte! Halk kaypaklık yapanı affetmez. Tecrübeyle sabittir, herkes bilir.
Gerçekten bir tren kalkıyor. Suskun, derin ve esrarengizlerin heybeti istim alıyor.
Kaçırana geçmiş olsun...

Yasal Uyarı: Yayınlanan köşe yazısı/haberin tüm hakları Turkuvaz Medya Grubuna aittir. Kaynak gösterilse dahi köşe yazısı/haberin tamamı özel izin alınmadan kullanılamaz.
Ancak alıntılanan köşe yazısı/haberin bir bölümü, alıntılanan habere aktif link verilerek kullanılabilir. Ayrıntılar için lütfen tıklayın.