Türkiye'nin en iyi haber sitesi

Akşemseddin; tevazu, alçakgönüllülük ve feragatin zirvesidir. O, bir Hak ehlinin nasıl olması gerektiğini göstermiş, her şeye sahip iken bırakmasını bilmiş, hükümranlığı ve dünya saltanatını tercih etmemiş bir İslam bilgesi, bir insan-ı kâmildir

Ramazan bir serçe kuşu kadar narin ve zarif geldi oturdu başköşemize. Aşk ehlinin başlattığı mahyalar yandı. İçimiz bir çocuğun neşesiyle aydınlandı.
Kalbimizde bir arlanma paklanma. Gözlerimizde merhametin çiçek bahçeleri. Yan yana iftar masalarında birer zambak gibiyiz. Avuçlarımızda iyi bir insan olmanın duaları, elimizde -dünyanın neresinde olursa olsun- ihtiyacı olana verecek bir tebessüm, zeytin tanesi, bir yudum su. Dervişlerin kılığına girdik. Bir lokma bir hırka vecdindeyiz. Akşemseddin düştü içimize!
Fatih Sultan Mehmet'in hocası, İstanbul'un manevi fatihi Akşemseddin 1390 yılında Göynük'te doğdu.
Küçük yaşlarda ilme ve sanata karşı ilgi duydu. Üstün zekâsı ve yılmak bilmeyen çalışma gücüyle kendini kitaplara adamış, başta İslami ilimler olmak üzere astronomi, biyoloji ve matematikte zamanın ünlülerinden olmuş, tıp alanında önemli çalışmalar yapmıştır.
Akşemseddin, Hacı Bayram Veli'ye intisap etmiş bir Bayrami Sufisi idi...
İstanbul'un fethi sırasında Sultan Mehmet'in yanında fethin manevî cephesini temsil eden büyük veli, muhasaranın en sıkıntılı zamanında ordunun maneviyatını diri tuttu. Akşemseddin, fethin en önemli simgesi olan Ayasofya'da ilk Cuma namazı hutbesini okudu.
Akşemseddin; tevazu, alçakgönüllülük ve feragatin zirvesidir. O, bir Hak ehlinin nasıl olması gerektiğini göstermiş, her şeye sahip iken bırakmasını bilmiş, hükümranlığı ve dünya saltanatını tercih etmemiş bir İslam bilgesi, bir insan-ı kâmildir.
Nitekim fetihten sonra Akşemseddin, Fatih'in tacını ve tahtını bırakarak kendisine bağlanma, derviş olma isteğini engellemiş ve sultanı durduramayacağını anlayınca da Gelibolu üzerinden Göynük'e dönerek inzivaya çekilmiştir.
Akşemseddin'in hangi ruh hâliyle padişahı durdurmak istediği ve İstanbul'dan ayrılarak tekkesine çekildiği konusunda pek çok şey söylenebilir, ancak mesele bellidir: Devletin devamı ve bekasının teminatı olan hükümdarlık makamının zedelenmemesi!
"Sultana sultanlık, fakire fakirlik yakışır" demiştir. Fakir burada 'Hakikat yolcusu 'dur.
Fatih'in birçok ihsanından sadece Göynük'e bir çeşme yapmasına izin veren Akşemseddin, şeyhi Hacı Bayramı Veli'nin yolundan gitmiş ve tekkenin devlet üzerindeki tahakkümüne yol açacak bir tavrı reddetmiştir.
Dünya imparatorluğunun, Doğu Roma İmparatorluğu'nun başına geçen cihan padişahı Fatih Sultan Mehmet'in derviş olma talebini geri çeviren AK Şemseddin'in sultanın kırılması karşısında verdiği cevap önemli:
"Dervişlikte bir hâl vardır ki, eğer lezzet alınırsa saltanat işlerinden kesin olarak el çekmek lâzım gelir. Memleketin işleri bozulur. O takdirde hem siz ve hem de biz vebale gireriz!"
Şeyhin bu sözleri karşısında teselli olan Fatih, iki bin altın göndererek onu taltif etmek ister. Fakat Şemseddin bu parayı kabul etmez ve geri gönderir.
Rivayete göre, padişah bir gün Akşemseddin' in yanına girmiş, ancak şeyh hiç kımıldamadan öylece oturmaya devam etmiş. Bu duruma çok üzülen padişah, Ahmet Paşa'ya:
"Şeyh yerinden kımıldamadığı için hatırım kırılmıştır ve gönlüm mahzundur" diye yakınınca Ahmet Paşa, Ak bilgenin maksadını şöyle açıklamış:
"Bu büyük fetih, önceki padişahlara ve mübarek ecdadınıza müyesser olmayıp size nasip olmakla, sizde bir çeşit gurur müşahede eylemiş. Şeyhin gerçek maksadı sizden o gururun izalesini sağlamaktı. Ondan ayağa kalkmadı."
Bunun üzerine padişah gece yarısı hocasını ziyaret etmiş ve sabaha kadar sohbet edip sabah namazını da Şeyhle birlikte kılmış...
Büyük sultan Mehmet Han, fetihten hemen sonra yapılan ilk divan toplantısında bu sevincini şöyle ifade eder:
"Asrımızda böyle bir âlimin bulunmasına mı sevineyim, yoksa şu şehrin fethine mi, bilemiyorum. Bu ferah ki, bende görürsüz! Yalnız bu kal'a fethine değildür. Akşemseddin gibi bir aziz benim zamanımda olduğuna övünürüm."

***
Zannımca bugün; Akşemseddin'i ve Fatih'i, o muhteşem misalleri düşünmek biz 21. yüzyılın Yeni Türkiye insanları için 'modern' bir ihtiyaç...


Akşemseddin'in türbesi Bolu'nun Göyntk ilçesinde Gazi Süleyman Paşa Camii'nin avlusunda yer alıyor.

Yasal Uyarı: Yayınlanan köşe yazısı/haberin tüm hakları Turkuvaz Medya Grubu'na aittir. Kaynak gösterilse dahi köşe yazısı/haberin tamamı özel izin alınmadan kullanılamaz.
Ancak alıntılanan köşe yazısı/haberin bir bölümü, alıntılanan habere aktif link verilerek kullanılabilir. Ayrıntılar için lütfen tıklayın.
YAZARA MAİL GÖNDER