YAZARA MAİL GÖNDER Ergenekon'un tabutuna, Öcalan son çiviyi çaktı

YAZARLAR / Pazar Sabah Yazarları

Ergenekon davasında savcının mütalaası ile Öcalan'ın açıklamaları aynı döneme denk düştü.
Eşzamanlı olarak üst üste gelen iki 'fotoğraf'.
Tabii ki, hemen bir kesimden tepki geldi.
Ergenekon davasının 'komplo' olduğunu düşünenler duygu ve düşüncülerini tek bir cümlede özetlediler: "Başbuğ'a müebbet, Öcalan'la muhabbet.' Bu durumda sanırım şöyle sormak gerekiyor:
Peki, 'muhabbeti' kiminle yapalım? Başbuğ'la mı? 'Başbuğ derken', temsil ettiği askeri vesayet rejimini anladığımı not düşeyim.
Bu soruya verilecek yanıt, nasıl bir Türkiye istediğimizin de yanıtıdır. 'Başbuğ' ve 'Öcalan' yanıtları iki farklı Türkiye'dir.
Hangisini seçeceğiniz, yaşayacağınız ülkenin kaderini belirleyecektir. Bu bir tercihtir, üçüncü şık yoktur.
Şimdi bir vatandaş gözüyle eskiye, vesayet dönemine Kürt meselesi ekseninde bakalım.
Neler vardı?
- Başlangıçta inkar ve imha vardı. 'Kürt yok, kart-kurt'tu.
Bu zamanla ancak ağır bedeller ödendikten sonra bir yığın 'ama'yla birlikte 'Kürt var'a dönüşebildi.
- Kürtçe diye bir dil yoktu.
Bu da zamanla "Varmış ama evde konuşuyorlar ya yeter"e gelebildi.
- Sonra işkence başladı.
Diyarbakır Cezaevi'nde yapılanlar hâlâ hafızalarda.
- Başka neler vardı?
- Ölen PKK'lılar ve askerler; yakılan köyler, faili meçhuller. Susurluk çeteleri.
Özel Harp yöntemleri. Bok yedirmeler.
- Devam edelim: Sedat Peker'ler, Kerinçsiz, mahkeme kapılarında linç edilmek istenen Orhan Pamuk ve Perihan Mağden'ler.
- Ermenilere, Rumlara, Alevilere yapılanları, aydınlara yönelik suikastları, Hrant Dink'i, darbeleri, üniversiteye giremeyen türbanlı kızları, hukuk kavramını rahmetle aratacak mahkeme kararlarını ise Kürt meselesinin dışında kaldıkları için parantez dışındı tutuyorum.
- Yani eski rejim Kürt sorunun çözümü bizzat engelledi.
Kürt sorunun varlığını kendi vesayet sistemi için kullandı.
Öcalan 14 yıl önce de çözüme yakındı. Ama çözüme bilerek yanaşılmadı. Bu 15 yıl binlerce insanın canına mal oldu. ???
Diğer seçenek ise Öcalan.
Peki bu bize ne getirecek?
Eğer süreç barışa evrilirse ne olacak?
Çatışma, kan ve gözyaşı olmayacak. Asker ve PKK'lı cenazeleri de. Sadece bu bile olsa, az şey mi? Kürt meselesini çözmüş bir Türkiye'nin demokratikleşme imkanı; savaş halindekinden kat kat fazla olacak.
Bu durumda sıradan bir vatandaş olarak soruyorum hangisini seçelim?
Bir yanda Başbuğ, diğer yanda Öcalan.
Bir yanda savaş ve gözyaşı.
Asker ve PKK'lı cenazeleri.
JİTEM'ler ve Özel Harpçiler.
Diğer yanda savaşsız, inkarsız, imhasız iki halkın kardeşçe ve eşit koşullarda yaşadığı bir toplum? Hayal mi diyorsunuz.
Oysa Öcalan'ın açıklamasıyla hayal gerçeğe çok yaklaştı.
Belki de bu soru artık geç kalmış bir soru.
Çünkü Öcalan, kendisinden beslenenleri terk etti.
Ergenekon'un tabutuna son çiviyi çaktı.

BUGÜNKÜ DİĞER YAZILARI
Yasal Uyarı: Yayınlanan köşe yazısı/haberin tüm hakları Turkuvaz Medya Grubuna aittir. Kaynak gösterilse dahi köşe yazısı/haberin tamamı özel izin alınmadan kullanılamaz.
Ancak alıntılanan köşe yazısı/haberin bir bölümü, alıntılanan habere aktif link verilerek kullanılabilir. Ayrıntılar için lütfen tıklayın.