YAZARA MAİL GÖNDER Şair Ece Ayhan'ın gözünden Gezi Parkı

YAZARLAR / Pazar Sabah Yazarları

Türkiye'nin en sivil şairi Ece Ayhan, Gezi Parkı eylemlerini görebilseydi neler yazardı? Maalesef bunu bilmemiz mümkün değil. Yine de onun dizelerini anımsayarak, Türkiye'nin en büyük sivil itaatsizlik eylemine sıra dışı bir yorum getirebiliriz

Ece Ayhan, Türkiye'nin en sivil şairiydi. Gezi eylemleri ise Türkiye'nin en büyük sivil itaatsizlik eylemi. Gezi'yi görünce Ece'yi, Ece'yi hatırlayınca Gezi'yi görmemek olmaz sanırım. "Bu günleri görebilseydi, kim bilir neler yazardı?" diye düşünüyor insan. Bunu bilmemiz mümkün değil artık. Ama sanırım en azından eski dizeleriyle seslenirdi bize. Mesela işin başı kent olduğu için, "Şiirimiz kentten içeridir abiler," der ve sonra "Düzayak çivit badanalı bir kent nasıl kurulur abiler?" diye sorardı. Apolitik sandığımız gençleri görünce, "Her çocuğun kalbinde kendinden daha büyük bir çocuk vardır" ve "Biz tüzüklerle çarpışarak büyüdük kardeşim," derdi. Mahşeri kalabalık karşısında, "Geceleri, aydan, evlere girilemiyordur," diye şaşardı. Dört gencin hayatını kaybettiğini, bazılarının sakat kaldığını duyunca "Buraya bakın, burada, bu kara mermerin altında/Bir teneffüs daha yaşasaydı/Tabiattan tahtaya kakacak bir çocuk gömülüdür/Devlet dersinde öldürülmüştür," diye bağırırdı. Ölenler için mum yakılıp, ağıt yakılırken, "Aldırma 128! Bütün sınıf sana çocuk bayramlarında zarfsız kuşlar gönderecek," diye fısıldardı.

AŞK ÖRGÜTLENMEKTİR ABİLER!
TOMA'nın suyuna karşı ellerini açıp direnen siyahlı kadınla ona sarılan sevgilisi karşısında yine o muhteşem dizeyi patlatırdı: "Aşk örgütlenmektir abiler." Kırmızılı kadının gözlerinin içine gaz sıkılmasına sessiz kalanları ve türbanlı kadını çocuğuyla birlikte darp edenleri görünce gözyaşlarını tutamaz ve "Ağlayan bir melez ben," derdi. Ve sanırım şiddet uygulayan polisi, "Dirim kısa ölüm uzundur cehennette herhal abiler"; 'muvazzaf' yazarları "Devlet ve şairleri, iki kaşık gibi iç içe uyurlarken," olup biteni hummalı şekilde analiz etmeye çalışanları da "Tarih ayağa kalkınca görülebilecek bir nesne değildir," dizeleriyle uyarırdı. Sağlık Bakanlığı'nın Gezi Parkı'nda yaralananlara yardım eden doktorlara soruşturma açtığını duyunca da "Duyduk ki, bir daha/ Kuş getirmek sınıfa/ İntihar olmuş cezası/ Hal ve gidişat tüzüğünde" der ve sanırım muzip muzip güldükten sonra sözü şöyle noktalardı: "Biz kuşları tutmuyoruz ki Kapıda koyveriyoruz Dönüp onlar ceplerimize giriyorlar N'apalım?"

BUGÜNKÜ DİĞER YAZILARI
Yasal Uyarı: Yayınlanan köşe yazısı/haberin tüm hakları Turkuvaz Medya Grubuna aittir. Kaynak gösterilse dahi köşe yazısı/haberin tamamı özel izin alınmadan kullanılamaz.
Ancak alıntılanan köşe yazısı/haberin bir bölümü, alıntılanan habere aktif link verilerek kullanılabilir. Ayrıntılar için lütfen tıklayın.