YAZARA MAİL GÖNDER 'Hedef kitle' ne demek?

YAZARLAR / Pazar Sabah Yazarları

"BABA, iş yerinde kredi kartı borçlarının faizlerini ödemek için çalışırken, anne evde televizyon karşısına geçmiş alışveriş kanalını izlemektedir. Evin oğlu, arka odada, sanal üniversitede günün derslerini bitirmiş, sanal alışveriş sitelerinde sörf yapmaktadır. 'Hafta sonu tatilimizi nerede geçireceğiz anne?' diye seslenir. 'Şehir dışındaki büyük alışveriş merkezine gideriz. Sen spor mağazasında yapay kaya tırmanışı yaparken, biz de babanla dükkanlara girip çıkar, akvaryum bölümünü gezeriz; sonra da yağmur ormanları konulu restoranda buluşup bir şeyler atıştırırız,' cevabıyla tatmin olarak, yeni çıkan CD'yi sanal alışveriş listesine ekler..." (Büyüsü Bozulmuş Dünyayı Büyülemek / George Ritzer / Ayrıntı Yayınları)
Hiper tüketim ve simülasyon çağını anlatan bu sözler, sanırım çoğu kişi için fazlasıyla tanıdık. Çünkü günümüz insanı, reklamın ve tabii ki tüketimin direk hedefinde yer alıyor. Mağaza zincirleri hayatımızın zincirlerine dönüşebiliyor.

***
Buradan hareket edince, aslında günümüz insanının kuşatılmış, ele geçirilmiş bir varlık olduğunu söylemek haksızlık olmasa gerek. Yaşamını sürdürebilmek için gerekli parayı kazanabilmek için gününün sekiz saatini çoğu zaman sevmediği bir iş yerinde geçirdikten sonra, bu parayı hızla tüketerek kendisini kuşatan sistemin yeniden üretimine katkı yapmanın başka bir adı olamaz. Bu 'esaret' halinin sürdürülebilirliğini sağlamak bir tür Stockholm sendromudur.
***

Eskiden insanların 'özgür zaman' yaratabilmek için emeğini sattığı söylenirdi; sanırım artık 'özgürce tüketebilmek' için her gün 8-10 saatini, yani hayatını satıyor! Sürekli ve daha fazla tüketebilmek için. Her sabah dönüp kuyruğuna takılı tenekeleri yeniden ve yeniden yakalıyor!
***

Geçen haftaki yazımda, yeni çıkan Natama dergisindeki bir yazıdan küçük bir alıntı yapmıştım. Hasan Rua Demiroğlu, tüketimin en büyük silahı olan reklama karşı şu öneriyi yapıyordu: "Reklam modelleri, içimizdeki hangi boşluğa selam çakıyorsa, o boşluğun önünde nöbet tutmalı: Pardon beyefendi, benim adım hedef kitle değil!"
Demiroğlu, bir tür bilinç uyanıklığı, hayatımıza ve özgürlüğe sahip çıkmayı öneriyor.
AVM'lerin sıkça gündeme geldiği şu günlerde, sanırım üzerinde durulması gereken bir öneri. Tüketim-özgürlük; tüketim-mutluluk ve çalışanların üretimden gelen güçleri kadar tüketimden gelen güçleri üstünü yeniden düşünmek gerekiyor.
Baudrillard'ın sistemin 'üretici kitle'nin denetim ve sömürüsünü tamamlamak için denetlenebilir ve sömürülebilir bir 'tüketici kitle' yarattığını söylemesi boşuna olmasa gerek.

Yasal Uyarı: Yayınlanan köşe yazısı/haberin tüm hakları Turkuvaz Medya Grubuna aittir. Kaynak gösterilse dahi köşe yazısı/haberin tamamı özel izin alınmadan kullanılamaz.
Ancak alıntılanan köşe yazısı/haberin bir bölümü, alıntılanan habere aktif link verilerek kullanılabilir. Ayrıntılar için lütfen tıklayın.