YAZARA MAİL GÖNDER Hangi sol?

YAZARLAR / Pazar Sabah Yazarları

Kısa süre önce, eski solcu bir arkadaşla sohbet ediyoruz.
AK Parti iktidarına karşı öfkeli. O kadar öfkeli ki, darbe mağduru olmasına rağmen darbeleri savunur hale gelmiş.
Darbeleri 'iyi' ve 'kötü' diye ikiye ayırıyor. Sohbetin sonunda işi bir hamle daha ileri götürdü ve "İktidarda bunlar olacağına Kenan Evren olsaydı" dedi. Tabii ki "Yetmez ama evet" diyen eski solculara ve liberallere de çok kızgın. Onların durumunu 'travma'yla açıklıyor. "Yaşadıkları travmayı atlatamadılar, başlarına ne gelse asker görüyorlar" diyor. Başkası da kalkıp ona "Senin şeriat korkun da bir travma. Sen de o travmayı aşamamışsın, şeriat travması her şeyin önüne geçmiş" diyebilir ama konumuz bu değil. Böyle düşünenlerin olduğu bilgisi de zaten yeni değil.
Bu sohbeti aktarmamın nedeni şu:
BDP'nin 'Türkiye partisine dönüşmesi amacıyla' HDP (Halkların Demokratik Partisi) kuruldu. HDP'nin Kürt hareketi ile Türkiye solunu birleştirmesi hedefleniyor.
Yukarıda görüşlerini aktardığım arkadaş eski bir solcu. 12 Eylül darbesinden sonra sekiz yıl cezaevinde yatmış biri. Kısaca özetlemeye çalıştığım düşüncelerinin sosyalist solda da azımsanmayacak ölçüde var olduğunu biliyoruz. Bu nedenle 'Kürt hareketi ile Türkiye solunu birleştirmekten' söz ederken sanırım "Hangi sol?" diye de sormak lazım.

***
Eskiden hükümet olunur ama iktidar olunamazdı. İktidar devlete aitti.
Artık hükümet olan iktidar olabiliyor.
Bir eşik aşıldı. Sanırım artık bu yeni durumda zurnanın zırt dediği yer de değişti. Artık zurnanın zırt dediği yer iktidarın muhtevası değil; iktidarın devletleşip devletleşmediği. İktidar devletleştikten sonra kimin elinde olduğunun demokrasi açısından anlamı yoktur. Yani iktidarın en makbulü devletleşmemiş olanıdır! Meclis'e türbanlı vekillerin gelmesiyle bir eşiğin daha aşıldığı şu günlerde sanırım bunun üstüne de düşünmek lazım...
***
Marmaray dualarla açıldı. 'Dualı açılış' bir kesimde rahatsızlık yarattı. "Laikliğe vurulan yeni bir darbe" diye düşünüldü. Benim düşündüğüm ise başka bir şey: Dua eden kişi Diyanet İşleri Başkanı. Yani Cumhuriyet tarafından kurulan bir kurumun; 'laik Cumhuriyet'in kurumunun başındaki kişi. Bu durumda 'laiklik darbe almış oluyor mu?'; alıyorsa ne kadar alıyor?
Bir bilene sormak lazım.
Geçenlerde bir olaydan sonra savcılık 11 kişi hakkında "Örgüte üye olmamakla birlikte, örgüt adına suç işlemek suretiyle örgüte üye olmaktan" dava açtı. Sanırım bu durumda, "Bundan sonra bir gün herkes örgüt üyesi olabilir mi?" diye sormak lazım.

1970'lerde Türkiye Solu

Avrupa'da kapitalizmin gelişmesiyle ortaya çıkan kimi yeni yetme burjuvaların soylu unvanlarını satın aldığı bilinir. Bizde de bu 'tarih satın almanın' versiyonu var. Parası, pulu olan adam niçin tarih satın alır? Çünkü 'tarihsel hafıza' bugüne egemen olmak için gereklidir.
Bugüne egemen olmak istiyorsanız, düne de egemen olmanız gerekir
.
Lafı Türkiye soluna getireceğim.
Bu gerçeğe rağmen Türkiye solunun ciddi bir tarih yazımı yoktur.
Mete Tunçay'ın Türkiye'de Sol Akımlar'ı en önemli eserdir.
O da 1936'ya kadar gelir. Bunun dışında kalanlar daha çok işkence anlatımlarıdır. Bu nedenle Vehbi Ersan'ın İletişim Yayınları'ndan çıkan 1970'lerde Türkiye Solu isimli kitabı ayrı bir önem arz ediyor. 15 yıl süren bir çalışmanın sonucu bu kitap. Vehbi'nin kitabın önsözünde 'ortak tarih' ve 'ortak deneyim' dediği şeyi ben, 'tarihsel bellek' olarak okuyorum. Ve kitabı, Türkiye solunun tarihsel hafızasına sahip çıkma çabasına önemli bir katkı olarak görüyorum. Dünden çok bugünde etkili olmak için.

Yasal Uyarı: Yayınlanan köşe yazısı/haberin tüm hakları Turkuvaz Medya Grubuna aittir. Kaynak gösterilse dahi köşe yazısı/haberin tamamı özel izin alınmadan kullanılamaz.
Ancak alıntılanan köşe yazısı/haberin bir bölümü, alıntılanan habere aktif link verilerek kullanılabilir. Ayrıntılar için lütfen tıklayın.