YAZARA MAİL GÖNDER Adebayor ve 'Don Corleone' Drogba

YAZARLAR / Pazar Sabah Yazarları

Dört yaşına geldiğinde yürüyemeyen bir çocuktu. İlk adımını attığında bir mucize gerçekleşti ve o günden sonra futbol topundan hiç kopmadı. Fransızlar onu ülkesi Togo'da keşfetti. Fransa, İspanya ve İngiltere'de çok para kazandı, ailesinin de kaderi değişti. Gün geldi, Emmanuel Adebayor, "Don Corleone" Drogba'nın kapısını çaldı

Hikaye 27 yıl öncesinden. Afrika'da Togo'da bir çocuk. Daha dört yaşında. Doğduğu günden itibaren ilk adımlarını gözleyen ailesi yürüyemeyen çocukları için derman arıyorlar. Nijerja'ya, Gana'ya doktorlara götürüyorlar. Çare bulunamıyor. Annesi; "Artık tek çare dua etmek" diyor. Çocuğu kucağına alıyor ve kiliseye gidiyor. Rahip, kadına yedi gün boyunca dua etmesi gerektiğini söylüyor. Kadın yedi gün dua ediyor kilisede. Yedinci gün, bir pazar günü. Kilisenin önünde top oynayan çocuklardan biri topa abanıyor, top kilisenin kapısından içeri giriyor. Dua eden kadının dizinin dibinde oturan çocuk, topu görünce ayağa kalkıyor ve topa doğru yürümeye başlıyor. Hayatının ilk adımını atıyor. Aradan 21 yıl geçiyor, bir televizyon programında çocukluğunu anlatırken "İnanılmaz gibi geliyor ama doğru. Futbol benim kaderimmiş" diyor. O çocuğun adı Emmanuel Adebayor. O bu hikayeyi 2009'da anlattığında izleyenler için ilginç ve mistik olan bir zamanlar yürüyemeyen çocuğun Arsenal'den Manchester City'e 30 milyon euro'ya transfer olması. Afrika'dan çıkan her yeteneğin zorlu bir hayat hikayesi var sonuçta, kimse gıcır kramponlarla yeşil sahalarda havası kıvamında toplarla futbolcu olmuyor o kıtada. Adebayor'u 15 yaşında Togo'da Fransız Metz kulübü keşfediyor. Takımın Superman'i oluyor Adebayor ama ligde kötü adam çok! Kurtarmaya yetmiyor 13 golü ve Metz küme düşüyor. Monaco o sezon iyi takım, daha Rus sermayesinin gelmesine çok yıllar var. Adebayor'u transfer ediyorlar ve o sezon Şampiyonlar Ligi'nde beklenmedik bir şekilde finale çıkıyorlar. Karşılarındaki takım Jose Mourinho yönetimindeki Porto. Adebayor yedek bekliyor ama yıllar sonra Mourinho, onu Real Madrid'e kiralık olarak transfer ediyor. Arsenal'de Fransız teknik adam için ülkesi bir futbolcu tarlası, ekinler başak verdiğinde Wenger fırsatı kaçırmıyor, ne kadar yetenekli adam varsa koyuyor heybesine Londra'ya getiriyor. Adebayor da onlardan biri. Tabii işi zor, takımda Fransız bir efsane var: Thierry Henry. En güzel plaselerin sahibi Barcelona'ya gidene kadar da esas adamın bir başkası olma ihtimali yok. İki maçta bir gol hiç fena ortalama değil üç sezonda. Manchester City, 2009 yazının transfer obezi, önüne geleni transfer ederken Adebayor da kapıdan içeriye giriyor.

EN HEYBETLİ AFRİKALI

Hafif arıza adam Adebayor, yönetilmesi kolay değil, güçlü fiziği 1.91'lik boyuyla hedef santrfor ama aynı zamanda kadife bileklere de sahip olduğundan oyununun incesini de oynayabilen bir golcü. İyi para kazanıyor. Manchester City onu eski kulübü Arsenal'in Kuzey Londra'daki ezeli rakibi Tottenham'a kiraladığında aslında podyumda bir basamak aşağıya düşüyor ama eninde sonunda burası Premier Lig. 2010'da Afrika Kupası'nda Angola'ya giderken Angola Gerillaları adlı grup Togo Milli Takımı'nın otobüsünü tarıyor, ikisi futbolcu dokuz kişi yaralanıyor. Adebayor da o otobüste. 14 yıldır Avrupa'da top peşinde koşturan Togo'lu geçen hafta futbol dünyasında çok az ismin cesaret edebildiği bir şeye imza attı. Facebook hesabından ailesini hedef alan bir metin yayınladı. Parıltılı, çok milyonlu, bol gollü, sırtını sıvazlayanın çok olduğu futbol dünyasında madalyonun öteki yüzünü görebilmemiz için Adebayor'un kaleminden bakalım dünyaya: "Bu hikayeyi uzun zamandır kendi içimde saklıyordum, aile içi problemler dört duvar arasında kalmalı ama artık bu dünyada tüm ailelere benim aileme ne olduğunu anlatma vakti geldi. 17 yaşında futboldan kazandığım ilk parayla aileme ev aldım. Kızım olduğunda annemi aradım, yüzüme telefonu kapadı. Onu defalarca iş yapabilmesi için para verdim ama iş kurmadı bile. Kız kardeşime Gana'daki 1 milyon 200 bin dolar verip ev aldım. Ülkeme geldiğimde kardeşimi ziyarete gittim ama büyük bir şok yaşadım. Evi başka birilerine kiraladığını ve üvey kardeşim Daniel'i de evden kovduğunu gördüm. Bana bunu açıklamasını istediğimde bana küfür etti . Kardeşim Kola, 25 yıldır Almanya'da. Bütün eğitimini üstlendim, benden iş kurmak için kaç kez sermaye isteyip aldığını ben de unuttum. Diğer kardeşim Rotimi'yi Fransa'da futbol akademisine yazdırdım, birkaç ay içinde 27 takım arkadaşından 21 cep telefonu çaldı. Kardeşim Peter öldüğünde kardeşlerime cenazeye gidebilmeleri için para verdim, o gün ortalıkta görünmediler bile. 2005'te aile içindeki olayları çözmek için hepsini topladım ve ne istediklerini sordum. Hepsi kendileri için birer ev yaptırmamı ve kendilerine aylık maaş istediler. Her zaman ihtiyacı olan insanlara yardım etmek istedim. Onlar buna gerek olmadığını ve bunun kötü bir düşünce olduğunu söyleyip karşı çıktılar. Bunları ailemi hedef göstermek için söylemiyorum. Herkesin gerçekleri görmesi için bunları yazıyorum." Adebayor'un bu itirafları sonrasında herkesin aklına Afrika kıtasından çıkmış bir süperstar geldi: Didier Drogba. Adebayor da onun kapısını çaldı ve bu hikayeyi ona anlatıp, yol göstermesini istedi. Drogba'nın cevabı Godfather'dan Vito Corleone repliği gibiydi: "Emmanuel, hayatta seni ne mutlu edecekse, neden keyif alacaksan onu yap ve yaşantından ödün verme. Ailenin bireylerine de bir iş bulmalarını söyle."

Yasal Uyarı: Yayınlanan köşe yazısı/haberin tüm hakları Turkuvaz Medya Grubuna aittir. Kaynak gösterilse dahi köşe yazısı/haberin tamamı özel izin alınmadan kullanılamaz.
Ancak alıntılanan köşe yazısı/haberin bir bölümü, alıntılanan habere aktif link verilerek kullanılabilir. Ayrıntılar için lütfen tıklayın.