YAZARA MAİL GÖNDER La Lıga'yı sevmek için 7 neden

YAZARLAR / Pazar Sabah Yazarları

İtalyanlara yapışmış defansif futbol ve 0-0 biten maçlar etiketi, Fransızların hep bir adım geride kalan lig heyecanı, İngilizlerin ihtişamlı futbol sahnelerinde tenis maçına dönen bir bu kalede bir o kalede futbolu bir kenara İspanya La Liga bir kenara

Real Madrid'in onursal başkanı Alfredo Stefano "Real Madrid'in ezeli rakibi kim?" diye sorulduğunda her ne kadar "Real'in derbisi Atletico Madrid ile. Maçın ertesi sabahı kalktığında rakibi tutan arkadaşına, komşuna takılırsın. 600 km ötedeki takımın taraftarını nereden bulacaksın?" dese de tribünlerin gözünde Barcelona en büyük rakip. La Liga'da sezonda 380 maç var ama iki El Clasico'nun tarihi tüm dünyanın aklına kazılıyor. Santiago Bernabeu ve Camp Nou'nun muhteşem bir futbol sahnesi olması kadar her daim büyük yıldızların kapışması da El Clasico'yu dünyanın bir numaralı kapışması yapmaya yetiyor.

Pele mi Maradona mı, Platini mi Zidane mı tartışmalarında herkesin bir favorisi vardır da farklı dönemlerin efsanelerini karşılaştırmak sonunda gelir bir gerçekle yüzleşir. Pele hiç Avrupa'da oynamadı. Maradona'nın yanında 2-3 yetenekli adam vardı. Platini, Zidane kadar pres görüyor muydu? Messi ve Ronaldo'nun kapışması için ise hiçbiri geçerli değil. Futbol tarihi iki eşsiz yeteneği aynı dönemde aynı ligde bir araya getirdi ve Arjantinli ile Portekizli'nin müthiş düellosu La Liga'nın adeta film afişi gibi. Bu öyle bir rekabet ki Messi de Ronaldo da sakat olmadıkları sürece rotasyon nedir bilmiyor, ufak büyük rakip tanımıyor ve tüm maçlarda forma giyiyorlar. Sonra gelsin 40 gol, 50 gol...

Barcelona, tek pas futbolu "tiki taka"yı artık kült haline gelen alt yapı tesisleri La Masia'da genç futbolcuların beynine kazıyor ama herkes o gençler kadar şanslı değil. Bazıları da Bayrampaşa'nın dar sokağında iki taştan kaleye gol atabilmek için dar alanda tiki taka yapmak zorundaymış ki Arda Turan bugün Barcelona'da. Tayfun Korkut ile başlayan, Nihat ile zirve yapan, Mehmet Topal ile prestij kazanan Türk futbolcuların İspanya filminde Arda Turan artık Al Pacino gücünde. Dört yıllık Atletico Madrid kariyeri onu hayallerinin takımına taşıdı. İzlemek için Ocak ayını bekleyeceğiz ama onu Messi ile aynı takımda görmek var ya...

İtalyanlara yapışmış defansif futbol ve 0-0 biten maçlar etiketi, Fransızların hep bir adım geride kalan lig heyecanı, İngilizlerin ihtişamlı futbol sahnelerinde tenis maçına dönen bir bu kalede bir o kalede futbolu bir kenara İspanya La Liga bir kenara. Yetenekli bir futbolcunun yeteneklerini gösterebilmesi için her zaman işaret edilen lig İspanya. "İspanya'da oynasa" yorumları yapılır ya kadife ayaklara. Söyleyenler haklı. Her ne kadar David Silva, Mata, Navas başta olmak bir çok inceci futbolcuyu İngiltere'ye ihraç etse de İspanya La Liga hala gözümüzün pasını silen futbolun oynandığı ülke.

"La Liga, Barcelona ve Real Madrid'in kapışmasıdır" diyenlerin gözden kaçırdığı ise İspanya'daki bölgesel rekabetin lige kattığı heyecan. Her bölge kendi derbilerinin heyecanını yaşarken, tarihin futbol sahası dışında biriktirdikleri bölgeler arası rekabeti de körüklüyor. Doğrusu kimse kimseyi de pek sevmiyor. Madrid ve çevresi takımları, Katalan takımları, Bask takımları, Galiçya bölgesinin takımları, Valensiya bölgesi takımları, Endülüs bölgesi takımları derken 380 maçlık lig takvimi her hafta ayrı bir hikaye üretiyor. Bazı sezonlarda Real Madrid, Endülüs bölgesinde tek bir maç kazanamazken, bazen de Barcelona için "Bask bölgesinden çıkış yok" filmleri çekiliyor La Liga'da.

Bizim memleketin futbolseveri için en iyi lig bazen kendi ligiyle saatleri çakışmayan da ligdir çünkü taraftar için önce kendi takımının maçı gelir sonra El Clasico. İngilizler ve Almanlar, Cumartesi öğleden sonra oynuyor, İtalyanlar ise Pazar öğleden sonra. İspanyollar Cumartesi ve Pazar akşamlarına koydukları dört maçla futbolseverlerin favori ligi. Geç saatlerde başlayan maçlara bir de Pazartesi maçları eklenince La Liga sadece Türkiye'de değil Avrupa'nın bir çok ülkesinde akşamların favori ligi haline geldi. Bazıları için bir Cumartesi gecesi 23:00'de Barcelona ya da Real Madrid maçı izlemekten daha iyi bir aktivite yoktur değil mi?

En klas spor medyası Fransızlarda olabilir, İtalyanlar yıldızların mumla arandığı ligleri için harika sayfalar yapabilirler ama Madrid ve Barselona'da çıkan dört spor gazetesi Türkiye de dahil tüm Avrupa'nın lokomotifi. Sadece saha içinden değil, futbolun magazini de La Liga'yı hep merak edilen lig haline getiriyor. Televizyondan İspanyol futbolunu izleyen gün geliyor soluğu bu ülkede alıyor. Arda Turan sayesinde artan futbol turları bu sezon Madrid'den Barcelona'ya taşınacak. Maçtan önce iki tapas yiyip, La Sagrada Familia'nın ihtişamına şahitlik edip Camp Nou'da maç izlemeyi; Madrid'in eski sokaklarından Santiago Bernabeu'ya giden geniş caddelere kim çıkmak istemez ki?

GEÇEN SEZON NE OLDU?

Bir önceki sezon Atletico Madrid'in 18 yıl aradan sonra gelen şampiyonluk sevincini izlemek zorunda kalan Barcelona ve Real Madrid'in, Jose Mourinho'nun Atletico'dan üç futbolcu transfer etmesiyle kolaylaşan zirve rekabetinde gülen taraf Barcelona oldu. Atletico Madrid'e evi Camp Nou'da şampiyonluk izni veren Katalanlar bir yıl sonra bu kez Atletico'nun kalesi Vicente Calderon'da 23. şampiyonluklarını lig tarihine yazdırdılar. Bu final Real Madrid'de bir kez daha teknik adam değişimini getirdi ve 10 yılda 7 hoca değiştiren Real Madrid, Carlo Ancelotti'ye de "güle güle" dedi. Barcelona maçları için tribüne 1 milyon 475 bin taraftar gelirken, Real Madrid'in 90 dakikaları için Santiago Bernabeu'nun kapılarından 1milyon 395 bin taraftar geçti. Cristiano Ronaldo, 48 golle gol kralı olurken, Messi 43 gol attı. 37 maçta kalesinde 17 gol gören Barcelona kalecisi Claudio Bravo in iyi kaleci ödülü olan Zamoro Trophy'i alırken, Cordoba, Almeria ve Eibar küme düştüler. Mali durumu yetersiz olan Elche'yi federasyon küme düşürünce, ligde kalan Eibar'ın taraftarları şampiyon olmuş kadar sevindiler. Las Palmas, Sporting Gijon ve Real Betis ise 2015-2016 sezonunda birinci ligde oynamaya hak kazandılar.

BU SENE NE OLUR?

Xavi'yi Katar'a uğurlayan, Arda Turan'ı ise transfer yasağı nedeniyle Ocak ayına kadar oynatamayacak olan Barcelona, dünyanın en iyi forvet üçlüsünü elinde tutuyor. Neymar- Luis Suarez- Messi tabelayı değiştiren adamlar ama Barça'nın kalbi maestro Iniesta. Yarışta yine en büyük favori onlar. Real Madrid'de 16 yıl sonra kalede Casillas yok. Bale hala soru işareti ve gözler yine Cristiano Ronaldo'da olacak. Yeni hoca İspanyol Benitez, Portekizli ve İtalyan teknik adamlardan sonra Madrid medyasının gözdesi ama takım kötü giderse bedelini ödeyecek olan da kendisi. Sağ bekte yeni transfer Danilo, orta sahaya takviye Inter'den Kovaciç. Real Madrid ihtişamıyla yine en büyük iki favoriden biri. Yine büyük bir kadro değişimi yaşayan ama çok daha dengeli bir takım olan Atletico Madrid, bu sezon nokta transferlere imza atan Sevilla ve zirvenin her zaman takipçisi olan Valencia, El Clasico'nun iki cephesinin hatalarını kollayacak. Bir de unutmadan; Türkiye'de yayıncı kuruluşu değişen İspanya La Liga artık Lig Tv kanallarında naklen ekrana gelecek.

Yasal Uyarı: Yayınlanan köşe yazısı/haberin tüm hakları Turkuvaz Medya Grubuna aittir. Kaynak gösterilse dahi köşe yazısı/haberin tamamı özel izin alınmadan kullanılamaz.
Ancak alıntılanan köşe yazısı/haberin bir bölümü, alıntılanan habere aktif link verilerek kullanılabilir. Ayrıntılar için lütfen tıklayın.