5 günlük hava durumu
24 Kasım 2012, Cumartesi
Yeni Ortadoğu'da Hamas
Haberi Dinle

Content on this page requires a newer version of Adobe Flash Player.

Get Adobe Flash player

Yeni Ortadoğu'da Hamas

Hamas hesaba katılması gereken bir diplomatik güç olarak Yeni Ortadoğu siyasetinde belirdi

Genelde "Arap Baharı" olarak adlandırılan, yeni boyutlar kazanarak ve kendine yeni alanlar açarak devam eden süreç, mevcut şartlarda askeri dengelerden ziyade siyasi dengelere yansıdı. ABD hazırlıksız yakalandığı ve önüne geçemediği Arap Baharı'nı belki yönlendirebileceği düşüncesiyle kabullenmek zorunda kaldı. Yeni bölgesel siyasi güç dengesi ve onun ortaya çıkardığı bölgesel bağlam, İsrail saldırganlığının Dökme Kurşun operasyonu sonunda yanına kâr kaldığı dört yıl öncesinden çok farklı hale geldi. Bu durum haliyle İsrail'in askeri ve diplomatik olarak manevra yeteneğini kısıtladı.
Yeni siyasi dengelerin biçimlendirdiği Yeni Ortadoğu'da farklı bir işlevle kendini yeniden ifade etmeye başlayan siyasi yönetimlerce Hamas'a verilen destek, İsrail'in son Gazze saldırısında kara harekâtına girişmesini engelledi ve genelde Hamas'ın lehine olan bir ateşkes sürecini de başlattı. Türkiye ve Mısır gibi aktörlerin artık yeni hesaplarının olduğu Yeni Ortadoğu'da, İsrail giriştiği son Bulut Sütunu operasyonu ile bu aktörlerin sınırlarını test etmeye çalıştı. Ancak kendine yenilenen ABD ve AB desteği ile yetinmek zorunda kaldı. Bu destek umduğundan daha erken bir ateşkes sağlanması için Amerikan baskısını da beraberinde getirdiğinden aynı zamanda İsrail'e karşı bir fren işlevi gördü.
İsrail'in askeri ve siyasi olarak hareket alanını daraltan süreçte Mısır'ın ve Türkiye'nin etkin siyasi güçler olarak devreye girmesi Hamas'a politik destek sağladı. İlaveten, İsrail sadece Arap Baharı ülkelerini ve Türkiye'yi değil, Arap Birliği'ni de karşısında buldu. Ortadoğu'nun yeni siyasal dengelerinde askeri güç ve Batı desteği geri adım atmak zorunda kaldı. Uzun süredir inkâr içinde olsa da, İsrail Arap Baharı denilen süreçten yeni bir meşruiyet devşiren komşularını kaale almak zorunda kaldığını anladı. Orantısız İsrail saldırısının doğrudan muhatabı olan Hamas'ın bazı kayıplar yaşadığı inkâr edilemez bir gerçek olmakla beraber Mısır, Tunus, Türkiye ve Katar'ın verdiği destek ve Arap Birliği'nin Gazze'ye saldırılar esnasında yapmış olduğu ziyaretten sonra, Hamas hesaba katılması gereken bir diplomatik güç olarak Yeni Ortadoğu siyasetinde belirdi. Hamas'ı Filistin davasında öne çıkaran son gelişmeler sırasında Mahmut Abbas liderliğindeki Filistin Yönetimi İsrail'i tanımış ve onunla görüşmelerde bulunma iradesini ortaya koymuş bir siyasi unsur olmasına rağmen kenarda bırakılmış oldu.
Eğer İsrail kendini Ortadoğu'da kabul ediyorsa, bu coğrafyada mekân veya alan sahibi olduğunu idrak etmiş bir aktör olarak hareket etmelidir. Yaşanan gerçeklik "teröristlerle konuşmuyoruz" söyleminin hem doğru olmadığını ve hem de boş bir söylem olduğunu ortaya koymaktadır. İsrail akıntıya karşı kürek çekmeye daha fazla devam edemez. Kendi güvenliği, kendisiyle "koparılamaz bağlarla bağlı" müttefiki ABD'nin çıkarlarının daha fazla sekteye uğramaması ve bölgedeki değişimlerin ortaya çıkardığı gerçekliği kavradığını göstermek için İsrail mutlaka değişmesi gerektiğini idrak etmek zorundadır. İsrail için Hamas'ı yok saymak ve onu muhatap alabilmek için birtakım şartlar öne sürebilmek bir seçenek olmaktan çıkmıştır. Yeni Ortadoğu'yu ortaya çıkaran yeni dengeler, süreci sekteye uğratan gelişmeler ortaya çıkmadıkça, önümüzdeki dönemde Gazze üzerinde İsrail'in uyguladığı ekonomik ambargonun da kalkmasını sağlayabilir. Hamas'ı muhatap almak için şiddeti kınama şartını bahane ederek kendi yönetimi altındaki halkın İsrail karşıtı protestolarını bastırmayı kendine vazife edinmiş Ramallah'taki Filistin Yönetimini muhatap almaya devam etmek Yeni Ortadoğu'da meşru görülmeyecektir.
Yeni Ortadoğu'da Hamas'ı bir diplomatik güç olarak ortaya çıkaran tek faktör onun İsrail'e karşı direnmesi değildir. Bölgeyi şekillendiren sürecin bir parçası olarak patlak veren Suriye'deki halk ayaklanması karşısında Hamas'ın kendisine sığınak sağlayan Suriye rejimi karşısında halkın haklı taleplerine destek veren ilkeli bir tavır alması da bu süreçte büyük önem arz etmektedir. Geçmişte reelpolitik bir zorunluluk sonucu içinde yer aldığı İran-Suriye ekseninden ayrılmasının bıraktığı boşluğu bugün Türkiye, Mısır ve diğer Arap ülkelerinden aldığı destek doldurmuş ve hatta Hamas'a yönelik inkâr ve ötekileştirme politikalarının da sonunu getirmiştir.
Yeni Ortadoğu'da, daha önce hiç olmamış bir şekilde, popüler fikirlerin ve kamuoyunun taleplerinin artık göz ardı edilemediği bu yeni konjonktürde, Arap ülkeleri açısından da artık Hamas'a karşı tavır almak bir siyasi intihardır.

Yasal Uyarı: Yayınlanan köşe yazısı/haberin tüm hakları Turkuvaz Medya Grubuna aittir. Kaynak gösterilse dahi köşe yazısı/haberin tamamı özel izin alınmadan kullanılamaz.
Ancak alıntılanan köşe yazısı/haberin bir bölümü, alıntılanan habere aktif link verilerek kullanılabilir.
Ayrıntılar için lütfen tıklayın

YAZARIN ÖNCEKİ YAZILARI
'Müslümanların Masumiyeti' provokasyonu (15.09.2012)
ARŞİV