YAZARA MAİL GÖNDER Gezi Parkı olayları neyi değiştirir?

YAZARLAR / Perspektif Yazarları

Gezi Parkı olayı, iktidarın, siyasi temsili bir şekilde kendi eline alma gayreti içine giren yeni tip siyasi vatandaşlık ile ilk imtihanı anlamına geliyor

Aradan geçen dört hafta sonra bakıldığında Gezi Parkı olayı bir sivil devrim yaratacak ölçekte meşruiyet ve kudret sahibi olmasa da siyasi gelenek ve yapımız açısından dikkatle incelenmesi gereken bir vaka olarak siyasi tarihimize geçti.
Gezi Parkı merkezli meydana gelen olaylar sırasında oluşan "ortaya karışık muhalefet" siyasal olarak gelecek vaat etmese de, taktiksel olarak kendine kamuoyunda görünürlük kazandıran yeni bir kanal bulmuş oldu. Eylemlerin yayılması farklı gruplar arasında ortaya çıkan ideolojik veya siyasal yakınlaşmadan ziyade görünürlüğün ve hissedilmiş olmanın verdiği heyecanın sonucu gibi görünüyordu. Bu sebeple olaylar sırasında geride bırakılan bir dönemin ideolojik hayaletinin son neferleri, vesayet sisteminin toplumsal tabanı olarak adlandırabilecek kitleler ve farklı hassasiyetlere sahip ekseriyetle gençlerden oluşan sokak ve sosyal muhalefeti aynı alanda üç hafta yer alabilmişti.
Gezi Park'ında ilk etapta ortaya çıkan muhalefet yaratıcı ve yıpratıcı olmasına rağmen kurucu ve toparlayıcı özelliklere sahip değildi. Hayatında belki de ilk kez bir siyasi gösteriye katılan bu kitle açısından birleştirici ve bütünleştirici bir siyasal düşüncenin yerini bazı hassasiyetler alırken, bu hassasiyetleri temsil edecek siyasi bir muhalefetin olmaması taktiksel ve metodolojik başarıların siyasi hedefleri ve yol haritasını belirlediği bir hareketin ortaya çıkmasına sebep oldu. Bu açıdan Gezi Parkı muhalefetini en iyi temsil eden cümlenin "Kahrolsun Bağzı Şeyler" olması manidardı. Gezi Parkı muhalefetini zor durumda bırakan bir başka unsur da uygulanan direniş taktiklerinin disiplinini kaybetmesi ve daha da önemlisi otoriter yönetimlerin en zayıf halkası olan meşruiyetine yönelik yapıldığında oldukça etkili olabilen bu taktiklerin ulusal demokratik meşruiyete sahip olan bir hükümete karşı girişildiğinde yarattığı etkinin yetersizliğiydi.
Bunun yanında yer yer muhalefet partileri ideolojik bagajları ve senelerdir seçimlerde uğradığı hezimetlerin acısını bu gençlerin omzuna yükleyip siyasi fırsatçılığa başlayınca durum daha da içinden çıkılmaz bir hale geldi. Yeni dünyada sosyal medyanın imkânlarıyla mobilize olan dijital gruplar bir anda analog demode bir söylemin arasında kalarak sorunun ve tartışmanın doğasının evrilmesine sebep oldu. Polisin parka müdahalesi sonrasında "duran adam" stratejisi ile yeniden mobilize olan bu muhalefet, taktiksel açıdan kendine yeni bir yol bulurken siyasi açıdan aynı üretkenliği yine sergileyemedi ve tam olarak ne istediğini ifade edemeyen bir hal almaya devam etti. Bu siyasetsizlik her ne kadar Gezi Parkı muhalefetinin asıl gücü olarak lanse edilmiş olsa da kendini mevcut ve meşru siyasi sistemde ifade ve temsil edemeyen hareketlerin düştüğü duruma düşerek başkaları tarafından tanımlanmaya ve hatta sahiplenmeye başladı.
Gezi Parkı olayı, aynı zamanda iktidar için küreselleşen dünyada sosyal medyanın sağladığı alanda siyasi pozisyon üretmeye çalışan ve siyasi partilere karşı oluşan yabancılaşmanın sonucu olarak siyasi temsili bir şekilde kendi eline alma gayreti içine giren yeni tip siyasi vatandaşlık ile iktidarın ilk imtihanı anlamına geliyor. Sosyal medya organizasyonları ile belirli sloganlar üzerinden bir araya gelip toplumsal hareketler başlatabilen bu yeni dinamik, geleneksel siyasal mücadele kodları ile anlaşılamadığı gibi bu tip sosyal ve siyasal hareketlere karşı verilecek yanıtların da geleneksel siyasi kalıplara bağlı kalması ortaya frekans farklılıkları bulunan iki ayrı siyaset dilinin ortaya çıkmasına sebep oluyor. Siyasi iktidar bu yeni frekansı anlamaya çalışırken olayların en yıkıcı etkisini eski tip muhalefet bu yeni iktidar-muhalefet ilişkisinde yarattığı kısa devrelerle yarattı.
Uzun vadede büyük bir ihtimalle sokağa çıkmanın tadını almış siyasi muhalefet bu taktiği başka mecralarda tekrarlayarak hükümeti sistemin arenalarından sokaklara çekmeye çalışacak. Ancak Gezi Parkı'nda olduğu gibi çevreci hassasiyetinin içine iktidara karşı sivil bir darbeyi sığdırmaya çalışmak uzun vadede siyasi muhalefete meşruiyet kaybettirmekle kalmayacak aynı zamanda toplumsal gerginliği de beraberinde getirecek. Gezi Parkı'nın temsil ettiği yeni tip muhalefet ile yeni Türkiye'nin meşru siyasi iktidarı arasındaki diyalog bu noktada eski siyasi kodlamaların sahipleri tarafından elden geldiğince engellenmeye çalışılacak. Bunun nasıl önleneceği yapılacak değerlendirmeler ve hem hükümetin hem de Gezi Parkı türü muhalefetin karşılıklı birbirini anlamasına dayanacak.

Yasal Uyarı: Yayınlanan köşe yazısı/haberin tüm hakları Turkuvaz Medya Grubuna aittir. Kaynak gösterilse dahi köşe yazısı/haberin tamamı özel izin alınmadan kullanılamaz.
Ancak alıntılanan köşe yazısı/haberin bir bölümü, alıntılanan habere aktif link verilerek kullanılabilir. Ayrıntılar için lütfen tıklayın.