YAZARA MAİL GÖNDER Barış sürecinin toplumsallaşması

YAZARLAR / Perspektif Yazarları

Süreç, ortak "bizi" daha hakkaniyetli ve sağlıklı bir zeminde yeniden kurgulayarak daha iddialı ve geniş bir gelecek tasavvuru kurmamızı hedeflemektedir

Kürt meselesine en üst noktadan müzakere ve diyalogla çözüm arama süreci, Öcalan'ın Newroz'da okunan mektubu ile yeni bir safhaya ulaştı. Mektubun içeriği, verdiği mesajlar ile kullandığı kavramlar bu meselenin çözümü konusunda Öcalan'ın yaşadığı zihinsel dönüşüme işaret etmekteydi.
Silahlı çözüm yerine siyasi çözüm, ayrılma yerine demokratik ortak vatan ve medeniyet vurgusu, barış sürecinin önünü açan başlıca zihinsel dönüşümün parametrelerini oluşturmaktadır. Başka bir ifadeyle, AK Parti hükümetinin bu meseleyi diyalogla çözme iradesi ile Öcalan'ın çözüm için ortaya koyduğu parametreler Kürt meselesinin siyasal yollarla çözülmesi için önemli bir eşiğin aşılmasını sağladı. Fakat bu sürecin başarılı bir şekilde nihayete ermesi ise ancak bu sürecin toplumsallaş(tırıl)masıyla mümkündür. Bu bağlamda, kamuoyunu süreçle alakalı doğru bilgilendirip toplumun sürece destek sunmasını sağlayabilecek siyasi partiler ile sivil toplum kuruluşlarına önemli görevler düşmektedir.

Toplumsallaştırmanın unsurları

Sürecin toplumsallaşmasında rol oynayacak en önemli unsur siyasi partiler; özellikle de seçmenle en yakın ilişki kurmaları nedeniyle siyasi parti teşkilatlarıdır. Bu bağlamda, sürecin iki ana siyasal aktörü olan AK Parti ve BDP'nin yanında, CHP'liliklerinin merkezine sosyal demokratlığı ve özgürlükçülüğü koyan CHP'lilere de önemli görev düşmektedir.
Bu partilerin, sürecin amaçladığı daha demokratik, müreffeh ve adil Türkiye vizyonu ile bu sürecin yeniden hakkaniyet temelleri üzerinde inşa etmek istediği kardeşlik ve vatandaşlık bağlarını topluma anlatıp toplumu bu sürecin ana aktörlerinden biri haline getirmeleri, sürecin daha sorunsuz ilerlemesini sağlayacaktır.
Sürecin ilerlemesiyle beraber sürece karşı geliş(tiril)mesi muhtemel dezenformasyon kampanyaları ve toplumun hassasiyetlerini okşama girişimlerine karşı bu parti teşkilatlarının toplumu sürecin mahiyetiyle alakalı doğru bilgilendirmeleri toplumun sürece yaklaşımını ciddi bir şekilde etkileyecektir.
Bu bağlamda, sürecin niteliğiyle alakalı ilk ifade edilmesi gereken husus, Kürt meselesinin barışçıl çözümü için atılan adımlar ne bir taviz ne de bir ihsandır. Bundan ziyade, yapılanlar, otoriter Kemalist ulusçuluğun toplumun tarih ve sosyolojisine aykırı olarak topluma dayattığı tek tipleştirmeci politikalardan dolayı yaşanan mağduriyetlerin giderilmesi, gasp edilen hakların iadesinden ibarettir.
Başka bir ifadeyle, yapılanlar ortak "bizi" oluşturan unsurlardan birinin hakkını ve hukukunu iade etmekten ibarettir. Böylesi bir adım da tarihsel deneyim ve olayların testinden başarıyla geçmiş, yaşanan bütün yıkım ve zaferlerde ortak kaderi paylaşarak ortak "bizi" oluşturan unsurların, Kemalist vesayet rejimi tarafından zedelenen ilişkilerinin yeniden daha sağlıklı ve adil bir zeminde kurgulanmasını ifade etmektedir. Mezkur partilerin sürecin ana niteliğini oluşturan bu mesajı hem makro hem de mikro ölçekte topluma ulaştırabilmeleri sürecin toplumsallaşarak devam etmesinin zihinsel alt yapısını oluşturacaktır.
Bunun yanında, Kürt meselesinin varlığı nedeniyle sınırlanan özgürlükler, kısıtlanan demokratikleşme, yok edilen ekonomik imkânların etkilerini en yakında yaşamış ve bu durumu defaatla yaptıkları açıklamalar ile yayınladıkları raporlara yansıtmış olan sivil toplum kuruluşları, bu sürecin topluma ulaşmasında önemli bir ağırlığa sahiptirler.
Örneğin, Türkiye toplumu yıllarca TOBB, TÜSİAD ve MÜSİAD'ın çalışmalarından bu düşük yoğunluklu savaşın politik ekonomisini öğrendi. Şimdi ihtiyaç duyulan ise belirtilen STK'ların güvenlik ve refah arasında var olan bağdan yola çıkarak barışın politik ekonomisini ortaya koymalarıdır. Bu kuruluşların, hem Türkiye hem de bölgenin barış sürecinin başarılı olması halinde elde edebileceği iktisadi kalkınmayı topluma anlatmaları, sürecin devamlılığı için gerekli olan toplumsal desteği tahkim edecektir Özetle, ortak "bizi" daha hakkaniyetli ve sağlıklı bir zeminde yeniden kurgulayarak daha iddialı ve geniş bir gelecek tasavvuru kurmamızı sağlayacak olan bu sürecin, siyasi partiler ve STK'lar üzerinden toplumsallaşması süreci devamlı kılarak Türkiye'nin kendi iç barışını tesis etmesini sağlayacaktır.

Galip Dalay / SETA Siyaset Araştırmaları


Yasal Uyarı: Yayınlanan köşe yazısı/haberin tüm hakları Turkuvaz Medya Grubuna aittir. Kaynak gösterilse dahi köşe yazısı/haberin tamamı özel izin alınmadan kullanılamaz.
Ancak alıntılanan köşe yazısı/haberin bir bölümü, alıntılanan habere aktif link verilerek kullanılabilir. Ayrıntılar için lütfen tıklayın.