Türkiye'nin en iyi haber sitesi

Adli bir 'suç' kategorisinde ele alınıp çok daha küçük tedbirlerle yönetilebilecek İsrailli gençlerin kaçırılması sürecini, kontrolsüz biçimde tırmandırarak yeni bir savaşa dönüştüren bir devlet ve bunu yöneticilerine dayatan bir toplumsal psikoloji ile karşı karşıyayız

18 gün boyunca kaçırılan gençleri bulma iddiasıyla binlerce evin aranması, cesetlerin bulunmasından sonra da krizin hızla tırmandırılıp kara harekâtına kadar gelinmesinde, İsrail'in ortaya çıkan fırsatı Hamas'ın Batı Şeria'daki varlığını sona erdirmek için bir bahane olarak kullanma arzusu yatmaktaydı.
Filistin birlik hükümetinin oluşturulmasına duyulan tepkinin de bu şekilde dışa vurumu mümkün olabilecekti.
Bu yönde beklentilerin yükseltildiği bir ortamda, Batı Şeria'yı müteakip Gazze'de Hamas'a karşı daha kapsamlı bir adım hedeflenmiş, bunun için de rövanş cinayetlerine ve İsrail ordusunun hunharlığına Filistinlilerin verdikleri haklı tepkiyle sokağa dökülmelerinin yarattığı fırsat kullanılmıştır.
Kısaca, adli bir 'suç' kategorisinde ele alınıp çok daha düşük düzeyde kolluk kuvvetleri kullanarak yönetilebilecek İsrailli gençlerin kaçırılması sürecini, kontrolsüz biçimde tırmandırarak yeni bir savaşa dönüştüren bir devlet ve bunu yöneticilerine dayatan bir toplumsal psikoloji ile karşı karşıyayız. Elindeki askeri ve ekonomik gücü dünya tarihinde ender rastlanan orantısızlıkla savunmasız bir halk üzerine uygulayan, kuvvet kullanımına ilişkin en temel evrensel normları çiğneyerek işlenmeyen savaş suçu bırakmayan, uluslararası toplum kavramını ayaklar altına alan bir devlet-toplum. Aynı zamanda, bir o kadar da tıkanmış bir devlet ve bu çaresizliğin dışa vurumu. Karşı karşıya olduğumuz insanlık dışı şiddetin temel sebebi.

Mutlak güven(siz)lik

Sivillerin topyekûn cezalandırılması, duvar örülmesi veya füze kalkanı inşası gibi adımlar, İsrail'in kendi güvenliğini bencilce merkeze koyarak, muhatabına hiçbir yaşam alanı bırakmayan ve bu doğrultuda asimetrik güç dengesi elde etmeyi ve bunu sonuna kadar kullanmayı önceleyen güvenlik anlayışının ürünü.
Fakat, mutlak güvenlik her ne kadar kulağa hoş gelse de kendi öncülleriyle çelişen bir arayış. Kendi konumunuzu tahkim için attığınız her adım eğer muhataplarınızı tehdit ediyorsa, sizin de güvenliğinizi arttırmanız imkânsız ve İsrail bunu geçmişte intifada ve Lübnan'da Hizbullah direnişiyle yakından tecrübe etti.
Mutlak korunmanın elde edilemeyişinin doğurduğu hayal kırıklığı ve karamsarlık daha ileri düzeyde güvenlik önlemlerine yol açarken, adil bir barışa açılan kapıları kapıyor. Burada özellikle İsrail toplumunun ve siyasetinin sağa kayışı ve güvenlikçi paradigmanın alternatif sesleri bastırması sürecin en büyük kaybı. İki toplum arasındaki güven inşasına dönük atılan çekingen adımların kazanımları bu sürecin bir başka kurbanı.
Mutlak güvenliği neredeyse topyekûn yok etme diye okuyan bu yaklaşım nedeniyle İsrail, tarihinde görece az kayıp yaşadığı 2007 sonrası dönemde barış için açılan fırsat pencerelerini değerlendiremedi. Bu dönemde gerek Türkiye gibi bölgesel aktörlerin gerekse de ABD'nin ciddi siyasi maliyeti göze alarak başlattıkları barış girişimlerini hoyratça harcayan İsrail birbiri ardına kırılgan ateşkes-şiddet sarmalını tercih etti. İçerdeki radikalleşmeyle birlikte çözüme katkıda bulunacak dış aktörlerin güveninin de kaybedilmesi, İsrail'in derin yalnızlığını ve güvensizlik hissini güçlendiren en önemli sebep.
İsrail'in varlığını ve yaşamsal ihtiyaçlarını devam ettirme iddiasıyla geliştirdiği güvenlik anlayışı, giderek kendisini bir güvensizlik sarmalının mahkûmu yapıyor. Sahip olduğu ekonomik ve askeri gücü veya eşsiz uluslararası desteği ancak başına buyruk, orantısız biçimde kuvvet kullanımına tahvil edebilen, bölgede yaşadığı güvensizlik algısını sona erdirecek alternatif çözümleri üretemeyen aciz bir İsrail var karşımızda. Bu acziyet İsrail iç siyasetinde karamsarlığın ve daimi savaş varsayımıyla hareket eden sağın güçlenmesine neden olmakla kalmıyor, imza attığı insanlık dramıyla bölgedeki güvensizlik sarmalını derinleştiriyor.
İsrail'in makul bir yaşamsal güvenlik arayışında ise bunun yolu muhataplarının ihtiyaçlarını da dikkate alan adil bir barışı bir an önce hayata geçirmek ve işgal ve ablukaya son vermektir. Aksi takdirde bölgede derinleşen güvenlik krizi içinde İsrail'in huzur bulması da zor olacaktır.

Yasal Uyarı: Yayınlanan köşe yazısı/haberin tüm hakları Turkuvaz Medya Grubu'na aittir. Kaynak gösterilse dahi köşe yazısı/haberin tamamı özel izin alınmadan kullanılamaz.
Ancak alıntılanan köşe yazısı/haberin bir bölümü, alıntılanan habere aktif link verilerek kullanılabilir. Ayrıntılar için lütfen tıklayın.
YAZARA MAİL GÖNDER