YAZARA MAİL GÖNDER Türkiye'nin mülteci politikası ve yeni düzenlemeler

YAZARLAR / Perspektif Yazarları

2011'de patlak veren Suriye iç savaşı ile beraber mülteci meselesi Türkiye'nin gündemine oturdu. Suriye'deki zulümden kaçarak Türkiye'ye sığınan ve başlangıçta binli rakamlar ile zikrettiğimiz mazlum sayısı, şimdilerde milyonlar ile ifade ediliyor. Resmi rakamlara göre bir milyona yakın insandan bahsedilirken gayri resmi sayı iki milyon civarında seyrediyor. Türkiye için bir dönüm noktası olan bu akın ile ilgili ne gibi hukuki düzenlemeler yapıldığı konusunda kamuoyunda halen bir kafa karışıklığı olduğunu müşahede ediyoruz. Ülkemizin yüzleştiği bu olağanüstü durumdan vazife çıkaran bazıları da söz konusu kafa karışıklığından istifade ederek hükümetin sistemsiz ve derme çatma bir mülteci politikası izlediğini dillendiriyorlar.
Her şeyden önce söz konusu kafa karışıklığının sebebini tespit edelim. Bunun sebebi mülteci hukukuna ilişkin kavramların tam olarak bilinmemesidir. Mülteci (refugee) ve sığınmacı (asylum seeker) kavramları birbirinden tamamen farklıdır. İlki sığındığı ülkeden iltica hakkı kazanmış kişi için kullanılırken ikincisi iltica hakkı kazanmaya çalışan kişi için kullanılır.
Asıl soruya gelelim: Türkiye'deki Suriyeliler sığınmacı mı, mülteci mi? 2013'te çıkan Yabancılar ve Uluslararası Koruma Kanunu'na (YUKK) göre belirlenmiş olan mülteci, şartlı mülteci ve ikincil koruma kavramları ne ifade ediyor? Çok kısa bir şekilde cevap verecek olursak, 1951'de imzalanmış ve Türkiye'nin de taraf olduğu kısa adı ile BM Mülteci Sözleşmesi, mültecilik kavramını mekan ve zaman sınırlamasına tabi tutuyordu.
Buna göre, sadece 1951'den önce Avrupa'da meydana gelen olaylardan dolayı mültecilik statüsünün kazanılması kararlaştırılmıştı. Bununla birlikte 1967'de bir protokol imzalanarak zaman ve mekan kısıtlaması kaldırılmak istense de Türkiye bu yeni yaklaşıma sıcak bakmamıştı.
Daha sonraki süreçte 1994'te yayınlanan bir yönetmelik karşımıza çıkmaktadır. Her ne kadar iç hukuktaki boşluk doldurulmaya çalışılsa da bu sefer de uygulama sorunları ile yüzleşilmiştir. On gün içinde ilgili valiliğe başvurmamanın hak düşürücü süre yapılması Türkiye'yi AİHM'de ihlalci durumuna düşürmüştür. Hatırlanacağı üzere 2000'de karara bağlanan Jabari davası, iç hukuktaki eksikliklere dikkat çekmekte ve hak düşürücü sürenin resen başlamasını hukuka aykırı olarak nitelendirmekteydi.
Türkiye'yi uluslararası arenada zora sokan mülteci meselesi ile ilgili problem ancak 2006'ya gelindiğinde tekrardan ele alındı. Dönemin AK Parti Hükümeti; 2006 Yönetmeliği ile on günlük süreyi makul süreye çevirdi ve müracaatları kabul edilmeyenlere itiraz hakkı tanıdı. Yine de, geçici mülteci olarak adlandırılan kişilerin yüzleştiği sorunlar tam anlamı ile giderilemedi. Son kertede, iç hukuktaki problemler aşılamayınca İçişleri Bakanlığı kolları sıvayarak 2013'te YUKK'u çıkardı.
YUKK, Türkiye'ye sığınan kişileri mülteci, şartlı mülteci ve ikincil korumadan yararlanan kişiler olmak üzere tasnif etmektedir. Mevzuattaki kriterleri karşılayamadığı için mülteci statüsü kazanamayan kişiler şartlı mülteci ve ikincil koruma düzenlemelerinden yararlandırılarak hem ülkemize sığınan mazlumlar korunmuş hem de Türkiye aleyhine mülteci hukuku ile ilgili AİHM'nden çıkan ihlal kararlarına temel teşkil eden karışıklık mevzuat açısından halledilmiştir.
Türkiye, iltica politikasında 1951 BM Mülteci Sözleşmesi, BM Kişisel ve Siyasal Haklar Sözleşmesi ve diğer taraf olduğumuz uluslararası sözleşmelere uygunluk sağlanması bakımından önemli düzenlemeleri hayata geçirmiştir. Bununla birlikte, uluslararası mülteci hukukunun temel ilkelerinden biri olan geri göndermeme ilkesine riayet edilmektedir. Dini, ırkı ya da siyasi görüşü ne olursa olsun her gruptan mazlumu bağrına basan Türkiye'nin bu tutumu, 1951 Mülteci Sözleşmesi hedefleri ile uyum içindedir. Durumdan vazife çıkaranlara duyurulur.

Yasal Uyarı: Yayınlanan köşe yazısı/haberin tüm hakları Turkuvaz Medya Grubuna aittir. Kaynak gösterilse dahi köşe yazısı/haberin tamamı özel izin alınmadan kullanılamaz.
Ancak alıntılanan köşe yazısı/haberin bir bölümü, alıntılanan habere aktif link verilerek kullanılabilir. Ayrıntılar için lütfen tıklayın.