Türkiye'nin en iyi haber sitesi

REFİK ERDURAN

Hendek kenarlarında

Kadınlı erkekli ağız dalaşlarını dikkatle izlerseniz görürsünüz: çoğu zaman kadınlar daha saldırgandır.
Çünkü erkekler bir çizgi aşılınca kavganın dövüşe dönüşeceğini bilir, güçlerinin üstünlüğüne tam güvenleri yoksa ölçülü davranmaya çalışırlar. Kadınlar ise sırtlarını kendilerine el kalkmayacağı kuralına dayayarak alabildiğine şirretleşebilirler.
Bu bir kayırma gibi görünse de aşağılamadır aslında; çocukla çocuk olmamaya benzer "kadınla kadın olmama" anlayışıdır.
Eskiden yapımcılar ırkçılık suçlamasından çekindikleri için zencileri kötü gösteremezdi; şimdi kara derililer de kötü adam oluyor. Ve gerçek eşitlik belirtisi sayılıyor bu. Keşke dil saldırılarından dövüş çıkınca edepsiz kadınların da popolarına şaplak atılabileceği gibi bir anlayış reformu yapılsa!
Küfür her zaman yanlış ve yersiz değildir; hak edildiği durumlarda ruh yelpazesi işleviyle gerginlik azalttığı olur. Spor karşılaşmalarını izlerken ara sıra ağızdan kaçan bir şiddet sözcüğü de ruhsal enerji patlağı diye hoş görülebilir. Ama sövüp sayma ısrarlı ve ölçüsüz bir saldırıya dönüşürse dur demek gerekir. Küfürbaz kim olursa olsun...
Karabük'te maç boyunca polis uyarılarına bile aldırmadan hakeme ve oyunculara hakaret yağdıran, sonra da soyunma odasına gidip bir teknik adama dil saldırısında bulunan kadına 2 bin lira ceza kesilmesine sevindim o bakımdan.
Hanımefendi sonucu duyunca şoka girmiş. Bence üzüleceğine o da sevinsin. Cinsiyetine bakılmadan eşit işlem yapıldığı için...

***
İstanbul kendini cehenneme çevirecek depremi kuzuların tevekkülü ile beklemekte. Kentte püf desen yıkılacak bina dolu; ama kimse kılını kıpırdatmıyor.
Dün Mahmut Övür bu garip felç durumuna değinirken bir müteahhidin sözünü aktardı:
"İnsanlarımızı seviyorsak bu yapılar ivedilikle düzeltilmeli."
Dayanışma ve işbirliği olursa devlet katkısı beklemeden de çok şey yapılabileceğini söylüyor.
Yerden göğe haklı ama boşuna nefes tüketmesin. İvedilikle değil ya, ağır aksak da bir şey yapılacağı yok. Neden mi? Kendi sözünün içinde var yanıt:
"İnsanlarımızı seviyorsak" demiş ya.
İnsanlarımız birbirlerini sevmiyorlar ki...
"Dünya genelinde başka türlü mü?" diyebilirsiniz.
Başka türlü. Sevginin alternatifi sevgisizliktir. Her ülkedeki "normal" durum. Türkiye'yi o alternatif değil, sevginin karşıtı sardı. Toplumumuzda nefret yaygın, nefret!
Öyle olmasa her zaman, her kesimde, her konuda böylesine gırtlak gırtlağa gelir miydik?

***
Bereket versin, kişiler arasında durum ne olursa olsun, yine bu toplumda ortak akıl diyebileceğiniz bir kolektif sağduyu var. O sayede aşırılıklar törpüleniyor, yanlış adımlar geri alınıyor, tehlikeli hendek kenarlarından dönülüyor.
Türkiye'nin hiçbir uçuruma düşmeyeceğine, bölünmeyeceğine, İran olmayacağına güvenmem de ondan. Bakın, pisuvar söktüren vali gitti, pisuvarlar avdet etti. AKM yenilenmesini durduran zıtlaşma tatlıya bağlanıyor. Başkent trafiğine kontak kapattıracak alt geçit kavgasından da vazgeçildi son anda.
Tabii, bizde saçma girişim hiçbir zaman büsbütün eksik olmaz. Şimdi Ankara'da içki yasağı halkoylaması gibi yeni bir çekişme söylentisi var.
Ortak aklımız makro ölçekte düze çıkmamızın güvencesidir ama mikro sorunlarda ne yumurtlayacağı belli olmaz. İçki yasağı türünden danışmalar yaygınlaşır da ters kararlar çıkarsa başımıza makro belalar almamız tehlikesi artar.
Orada burada Melih Gökçek adının başına "İ." konması hiç hoşuma gitmemişti. Şimdi kendisine sorayım:
Basında öyle bir çirkinliğe izin verilip verilmemesi konusunda anket yapmak isteyenler çıksa ne der?

Yasal Uyarı: Yayınlanan köşe yazısı/haberin tüm hakları Turkuvaz Medya Grubu'na aittir. Kaynak gösterilse dahi köşe yazısı/haberin tamamı özel izin alınmadan kullanılamaz.
Ancak alıntılanan köşe yazısı/haberin bir bölümü, alıntılanan habere aktif link verilerek kullanılabilir. Ayrıntılar için lütfen tıklayın.
YAZARA MAİL GÖNDER