YAZARA MAİL GÖNDER Kafa vizelerimiz

YAZARLAR

Bilin bakalım, dünyada en tenha ülke hangisidir?
Yanıt: Moğolistan.
Yüzeyi bizimkinin iki katı, nüfusu bizimkinin yirmi beşte biri kadar.
Kocaman arsa üstünde ufacık bir ulus.
O ülkeyle aramızdaki vizenin kalkmasına sevindiniz mi?
Pek değil. Çünkü oraya gitmeye hiç niyetiniz yok. Oradan buraya birilerinin gelmesi de uzak olasılık.
Moğolistan'a THY seferlerinin başlamasına ne dersiniz?
Allah Allah! Yolcu bulurlar inşallah...
Yakın geçmişe kadar ben de öyle düşünürdüm. Hani psikologların uyguladığı çağrışım testi vardır, bir sözcüğün sizin aklınıza ne getirdiğini hemen söylemenizi isterler. Bana "Moğol" deseler kafama ilk takılan Çin civarından kopup Avrupa ortalarına uzanmış talancı başbuğlardan biri olurdu herhalde.
Nedim'in sevgilisine "Tahammül mülkünü yıktın, Hulagu Han mısın kâfir" diye seslenişi... Bir de -hiç ilgisi olmadığı halde- Down sendromu adlı gelişme farklılığına Moğolumsu görünüş anlamında "mongoloitlik" denilmesi...
Geçen yıl Çin'deki kültür kongresine katılırken bir akşam yemeğinde soluma Alman, karşıma Amerikan ve Fransız delegeleri düştü. Sağımda da Moğol heyetinin iki üyesi vardı. Uzun konuşma ve tartışmalar beni şaşırtan bir gerçeği açığa vurdu:
Biri kadın, biri erkek, o Moğollar Batılılardan çok daha bilgili, daha derinlemesine yaklaşımlara sahip, daha anlayışlı ve hoşgörülü kişiler, kısacası daha uygar insanlardı.
Sonradan düşündüm.
Niçin şaşmıştım buna?
Batı'yı "ileri", Doğu'yu "geri" saymaya koşullanmıştım da ondan.
İşin tuhafı, Batılıları da bize karşı o biçim önyargılı görmeye koşullanmış durumdayız. "Türkleri tanımadan" ilkel, kaba, cahil sayarak dışlamalarından yakınırız hep.
Peki, bizim beyazlarımız -bırakın Moğolları- kendi köylümüze nasıl baktı? Kaçta kaçı onu gerçekten tanımaya çalıştı? "Dağdaki çoban" çoluğunu çocuğunu biraz daha iyi yaşatmak, okutmak, "adam etmek" umuduyla düzlüklere indi, belini doğrultmasına somut katkı sağlayanlara oy verdi diye nasıl aşağılanmakta hâlâ? Sütunlarda ısrarla nasıl niteleniyor?
Oyunu bir torba kömürle iki kilo nohut uğruna şeriat takiyecilerine kaptıran, memleketin battığını bir türlü göremeyen ya da umursamayan, adam yerine konulması olanaksız bir yarıinsan...
Bu felaket yaratıklarla kaplı bir ülkede yaşamak çekilir şey değil canım. İlk fırsatta ruhumu dinlendirmek için tenha bir yerde tatil yapmalıyım. En iyisi, batmakta olan Türkiye'nin THY'si ile Moğolistan'a uçmak vize almadan.
Yolda da "dağ Türkü"
Kürtlerin dilini öğrenmek için alfabe kitaplarına bakarım.

Yasal Uyarı: Yayınlanan köşe yazısı/haberin tüm hakları Turkuvaz Medya Grubuna aittir. Kaynak gösterilse dahi köşe yazısı/haberin tamamı özel izin alınmadan kullanılamaz.
Ancak alıntılanan köşe yazısı/haberin bir bölümü, alıntılanan habere aktif link verilerek kullanılabilir. Ayrıntılar için lütfen tıklayın.