YAZARA MAİL GÖNDER Bir hoş servet

YAZARLAR

Acayip bir aile tanıdım. Dört kişilik Rönesans takımı...
Baba başarılı bir işadamı.
Para puldan çok sanat ve kültürle ilgili.
Yetmişindeyken oyun yazmaya merak sarmış. (Tanışmamız eserlerinden birini göndermesiyle oldu.)
Uğraşın acemisi tabii.
Teknik açıdan rötuşlar gerekiyor. Ama konu, kişi, olay yaratma bakımından dinamo. Ürettiği şeylerden -yine oradaki profesyonel katkılarla- New York'ta sahnelenenler oldu. İki oyunu da Devlet Tiyatroları havuzunda bekliyor.
İstanbul doğumlu kızı İzmir sevdalısı. Boğaziçi'ni bitirip Londra'da lisansüstü diplomasını aldık- tan sonra Ege'ye demir atmış; Dokuz Eylül Üniversitesi'nde sanat tarihi okutuyor.
Ressam ürünlerini yorumlayarak yansımalarını inceleyen Aşk Olgusu kitabını okudum; elime gençliğimde geçmediğine hayıflandım.
Annesi de İstanbul doğumlu. Ve İstanbul sevdalısı. Ama nasıl! Bebek'te ailece açtıkları sanat galerisini yönetirken pek çok ressamımıza olanaklar tanıyor.
Bir eliyle... Öteki eliyle de kitaplar yazıyor. Gezi anıları, romanlar, denemeler...
Yayıncısı da kıyı köşe firması değil, İnkılâp. Bu Şehri Seviyorum'u okurken eski İstanbul'a dönmüş gibi oldum. Hıfzı Topuz önsözünde "İz bırakan yanları romantik bir ressam gözüyle kâğıda dökmüş" diyor.
Oğula gelince... O da İstanbul doğumlu tabii. Henüz 42 yaşında, ama ömrüne sığdırmadığı yok. Fabrika yönetiyor.
Amerika'da başka alanlarda okurken aldığı müzik eğitimi sayesinde besteler yapıyor. Yazdığı kitapların yelpazesi inanılmaz: İstanbul rehberi, turistik ağırlama önerileri, iş mizahı derlemesi, v. b. Bir de akla ziyan emek ürünü: Türk edebiyatının 700 küsur örneğinin ayrıntılı özetleri ve hepsine ilişkin inceleme notları...
Bu dört kişinin eleştirilebilecek bir yanları yok değil: bence biraz fazla kalın çizgili milliyetçi olmaları. Marş bile üretiyorlar. Baba sözlerini yazıyor, oğul besteliyor.
MHP'liler dinlese gözleri yaşarır.
Unutmadan bir başka özelliklerini de duyurayım size: Aile Yahudi. Baba Yakup Almelek. Kız Sibel, oğul Alper.
Bir tek anne Ester onlara ismen azıcık yabancı kalmış!
Hoş olan şu ki Türklüğe bağlılıklarında en küçük yapmacık ya da takiye izi yok. Nasıl Türkiye'nin Lazı, Çerkezi, Kürdü varsa, onlar da Türkiye'nin Yahudisi. O kadar.
"Farklılıklarımız zenginliktir" sözü boş klişe değil. Gerçekten öyle.
Son zamanlarda duydukça yüreğimi sevinçle hoplatan bir söylenti var:
Ülkemizden gitmiş Rum ve Ermenilere
"Memleketinize dönün" çağrısı yapılacağı konuşuluyor.
Ah, bir olsa! Üçer beşer gelmeye başlasalar...
Bir zenginleşiriz ki...

Yasal Uyarı: Yayınlanan köşe yazısı/haberin tüm hakları Turkuvaz Medya Grubuna aittir. Kaynak gösterilse dahi köşe yazısı/haberin tamamı özel izin alınmadan kullanılamaz.
Ancak alıntılanan köşe yazısı/haberin bir bölümü, alıntılanan habere aktif link verilerek kullanılabilir. Ayrıntılar için lütfen tıklayın.