YAZARA MAİL GÖNDER İnek kahkahaları

YAZARLAR

Beş altı yaşlarımdayken birkaç aile birlikte gittiğimiz çiftlikte kuzular vardı. Çocuklar onlarla bol bol oynamış, büyükler de "Ay ne şeker şeyler" diye hepsini sevip okşamıştı. Sonra sofraya oturup kuzu şiş yemiştik.
O kadar muhabbet hedefi yapılan canlıların boğazlanıp, etlerinin ufak ufak doğranıp, şişlere geçirilip kızartılarak mideye indirilmesi bana biraz çelişkili görünmüştü. İnsanhayvan ilişkilerini o gün bugün özel bir ilgiyle izler, yaklaşımlardaki tuhaflıklara şaşarım.
Örneğin aslanları -özellikle erkeklerini- yiğitlik ikonu sayar, gür yeleli heykellerini güç simgesi yapıların kapılarına dikeriz. Genelkurmay kusura bakmasın, berbat yaratıklardır.
Ağızları feci kokar. Öğün araları uzun olduğu için, hiç fırçalamadıkları dişlerinin arasına sıkışan etler sıcakta çabucak kokuşur, nefeslerini zehirli gaza döndürür. Daha beteri karakterlerindeki pis kokulardır.
Bir kere, jigolodurlar. Genellikle dişiler avlanır, aslan yiğitler onları kovalayıp beleşe konar. Sonra, bebek katili ve yamyamdırlar. Kocamış lideri yenerek sürüye egemen olan genç erkek ondan peydahlanmış bütün yavruları hemen öldürür, çoğu zaman da yer.
Peki, insan karakteri? Geçen yıl Endonezya kaynaklı bir haber beni hem güldürmüş, hem de hayvan hakları açısından isyan ettirmişti.
Orada bir inekle cinsel ilişkiye girerken yakalanan Bali köylüsü Gusti Alit'e birkaç yüz liralık ceza verildi. Mahkemede geçerli bulunan savunması şöyleydi:
"İnek cilve yaptı, beni baştan çıkardı."
Fettan ineğe ne oldu dersiniz? Suçtaki sorumluluğu köylülerce ağır görüldü, denizde boğularak idam edildi namussuz.
Olay uzaklarda geçmiş diye karakterimiz adına hayret payı çıkarmaktan kaçınırsanız, yakına bakalım. Doğudaki bir köyümüzde Hayal Baş ahırda ineklerini sağarken başına boğa düştü. Bir tonluk hayvan üstüne çıkınca toprak dam çekememiş ağırlığı.
Yaralanan Hayal Hanım'a geçmiş olsun da, kocası Abdülcabbar Baş "Eşim iyileşirse boğayı kurban niyetine keseceğim" diyor. Hayvan tırmanabilen yamaca entipüften dam yapılmış, ama kabak boğanın başına patlıyor.
İnsan karakterinin başlıca özelliklerinden biri kabahati başkasına yüklemek. Sorumsuzluk sonucu kabahatler de gırla. Aynı gün Of'ta üçüncü kattaki pencere kenarına bırakılan küçük çocuk bir yaya vatandaşın kafasına düştü.
Alışığız böyle şeylere. Günah enflasyonlu ülkemizde her gün koca koca adamlar birbirinin üstüne döküldükten sonra kalkıp karşılıklı suçlama yarışına girmekte.
Fransızların Gülen İnek markası var. Kime gülüyor acaba?

Yasal Uyarı: Yayınlanan köşe yazısı/haberin tüm hakları Turkuvaz Medya Grubuna aittir. Kaynak gösterilse dahi köşe yazısı/haberin tamamı özel izin alınmadan kullanılamaz.
Ancak alıntılanan köşe yazısı/haberin bir bölümü, alıntılanan habere aktif link verilerek kullanılabilir. Ayrıntılar için lütfen tıklayın.