YAZARA MAİL GÖNDER Kanatmayan sayılar

YAZARLAR

Evinizin önünde her gün, ama her gün kanlı bıçaklı kavga çıksa... Birileri delik deşik edilip morga taşınsa... Polis aldırmasa... Komşular tepki göstermese... "Çaresiz" kalındığının düşünülmesiyle aylarca, yıllarca sürüp gitse bu rezalet... Sonunda ne olur?
Alışırsınız.
Rutinleşir facia. İlk gün sizi dehşete düşüren çığlıkları bile olağan karşılamaya başlarsınız. Her gün aynı saatte yakınlardan geçen tren düdüğünün zamanla duyulmaz olması gibi...
Bakın, Suriye'ye alıştık. İlk zamanlarda ekranlara geldikçe kanımızı donduran görüntüler haber değil artık. Bültenlerde yer almıyor bile.
Ancak fecaat sürüyor. Tavsamadı, yoğunlaştı. Öyleyken gözümüz ve zihnimizde soyutlaştı. Teknolojinin de sonucu bu.
"Halep Scud füzesiyle vuruldu" soyut bir başlık. Füzenin ateşleme düğmesine basan teknisyen asker de soyut görünüşlü bir eylem içinde. Ama füze başlığının patladığı yerde başı kopuk çocuğunun bedenine sarılarak hıçkıran babanın gerçeği alabildiğine somut.
İlk kimin söylediği bilinmeyen, doğru ve korkunç bir söz:
"Bir kişi öldürülürse cinayet, bin kişi öldürülürse istatistiktir."
Çünkü o bir kişinin kanlı ölüsü somut görüntü, "Ölü sayısı 1000" sözü ise soyut bilgidir.
Dönelim Suriye'ye. Orada açığa çıkmış bulunan gerçeğe gözümüzü kırpmadan bakarak konuşalım. Tam bir kilitlenme var. Donmuş görünen durumu çıkmazdan kurtaracak tek çözüm Batı onaylı askerî müdahale. Ona da yanaşan Batılı lider yok. Tersine, oralardaki uzmanlar "İç savaş on yıl sürebilir" demeye başladılar.
Peki, ölmüş yüz bin, her gün ölmekte olan yüzlerce insan? Onlar istatistik.
Niçin böyle? Açıkçası, şöyle düşünülüyor: "Suriye diktatörü düşmanımız ama ona karşı çarpışanlar arasında yer aldığı anlaşılan cihatçılar da düşmanımız. Bırakalım, birbirlerini kırsınlar kırabildikleri kadar."
Yani hiç ilkesi ve vicdanı yok mu petrolkeş Batı'nın? İnsana hiç mi değer vermiyor?
Veriyor. Pek çok. Kendi ülkesinde, kendi insanına. Amerika'nın San Diego kentinde üniversiteli Daniel Chong'a 4 milyon dolar tazminat ödendi. Çünkü bir uyuşturucu operasyonunda gözaltına alındıktan sonra dört gün hücrede unutulmuş.
Yalnııız... Batı'nın tutumunu ayıplamakta fazla acele etmeyelim. Bizde dört gün değil, yıllarca hücrede unutulanlar var. Kimileri neden sonra suçsuz bulunup salıverilmekte. Onların kayıp ömür dilimleri pek mi kanatıyor vicdanlarımızı?
Hayır. Hepsi istatistik.

Yasal Uyarı: Yayınlanan köşe yazısı/haberin tüm hakları Turkuvaz Medya Grubuna aittir. Kaynak gösterilse dahi köşe yazısı/haberin tamamı özel izin alınmadan kullanılamaz.
Ancak alıntılanan köşe yazısı/haberin bir bölümü, alıntılanan habere aktif link verilerek kullanılabilir. Ayrıntılar için lütfen tıklayın.