YAZARA MAİL GÖNDER Yumuşak karnımız

YAZARLAR

Zaferden zafere fark var. Talan saldırısı başarılarına ben pek sevinemem.
Ama Mustafa Kemal'in emperyalizm piyonlarını beklenmedik bir hamleyle yurttan birkaç günde defetmesi askerlik tarihinde nadir görülen bir kurmaylık şaheseridir.
Onun yıldönümünde aynı dâhinin sonraki atılımlarına gerekçe olmuş bir de müthiş söz var:
"Cumhuriyetin temeli kültürdür."
Entel pozuyla piyasaya sürülmüş bir özenti süsü değil bu. Her başarının ilk şartı insanın kendi kişiliğine sahip çıkması, kim olduğunu ve nereden gelip nereye gittiğini bilmesidir.
Ulusal kültür de toplumun o bilincidir.
Söz konusu değerin yaratılıp geliştirilmesinde sanat büyük rol oynar. Mustafa Kemal o gerçeği de gözeterek ve Muhsin Ertuğrul'u görevlendirerek ulusuna bir konservatuar, bir de Devlet Tiyatrosu armağan etti.
O kurumlar kısa sürede dünya standartlarını tutturan sanatçılar yetiştirdi. Bugün de meslektaşlarının büyük çoğunluğu çalışma ortamlarındaki çetin güçlüklere ve geçim yetersizliğine aldırmadan didinerek yeteneklerini halkımıza sunmaktalar sahnelerde.
Yazık ki toplumun köşe dönme hırsıyla etik krizine girdiği yıllarda onların da arasında sanatçı sıfatına layık olmayan bir küçük zümre peydahlandı. Avanta uğruna hizipçikler oluşturan, sağa sola saldırarak boyuna hır çıkaranların çevirdikleri dolaplar kulisi bulandırdıkça bulandırdı, kurumu maalesef varlık nedeni sorgulanır duruma düşürdü.
Şimdi düzeltilerek kurtarılmasına çalışılmakta.
Ben de söz ve yazıyla karınca kararınca katkı sağlamaya bakıyorum.
Öyleyken, büyük zafer yıldönümünün keyfini paylaştığım günlerde, Devlet Tiyatrolarının küçük Bizans kesimindeki entrikacılar yine limon sıktı onurun tadına.
Genel Müdürün telefonuyla haber aldım ki "tweet" mesajlarımda kurumun kaderine ilişkin bir yasa tasarısının Meclis'e getirilmek üzere olduğunu açıklıyormuşum, bakan Egemen Bağış'a "Telefon bekliyorum, görüşelim" diyormuşum, falan filan.
Bilinmesini rica ederim ki sayın Bağış'ı tanımam. Ömrümde ne görüştüm, ne de karşılaştım. "Twitter" mı ne karın ağrısıysa, tam ne olduğunu bile bilmiyorum. O yoldan kimseye tek mesaj atmış ya da attırmış değilim. Çünkü ahir ömrümde internet gevezeliğine harcayacak vaktim yok.
Önemli olan, Mustafa Kemal ve Muhsin Ertuğrul yadigârı bir kurumun akıbeti tartışılırken içindeki dalaverecilerin hizipçilik diye sabotajlar deneyebilmesi.
Esenliğimiz konusunda her şeyi tartışıyoruz da, kişiliğimizdeki pürüzler aklımıza gelmiyor. Oysa 30 Ağustos 2013 Türkiye'sinde toplumun yumuşak karnı orası.

Yasal Uyarı: Yayınlanan köşe yazısı/haberin tüm hakları Turkuvaz Medya Grubuna aittir. Kaynak gösterilse dahi köşe yazısı/haberin tamamı özel izin alınmadan kullanılamaz.
Ancak alıntılanan köşe yazısı/haberin bir bölümü, alıntılanan habere aktif link verilerek kullanılabilir. Ayrıntılar için lütfen tıklayın.