YAZARA MAİL GÖNDER İnancın da ucubesi var

YAZARLAR

Necip Fazıl'ın bir dizesiyle gündemimize gelen "inanmışların üstünlüğü" ilginç ama tehlikeli bir kavram. Tam ne demek?
Açıklığa kavuşturulmalı.
Bakın, Suriye'deki rejim karşıtı savaşçılar arasında El Kaide ile bağlantılı olan ve olmayanlar var. Kent içi çatışmalarda birinciler çok daha başarılı. Sayı ya da donanım bakımından fazlalıkları yok.
Öyleyse sırrı ne bunun?
Müthiş bir silah: intihar fedaileri.
Bir türlü ele geçirilemeyen bir kontrol noktasının zaptı şart mı oldu? Saldırıyı planlayan komutan çağırıyor öyle ölüm gönüllülerinden birini yanına. "Hadi evladım, vaktin geldi" diyor. Cihatta can verir vermez cennete gideceğinden emin delikanlı sivil ya da er kılığında hedefe sokuluyor, kendini patlatarak savunucuları -itikadınca- cehenneme yolcu ediyor.
Sağlanan ne? Dövüşte üstünlük. Ama iyi bir şey mi o biçim inanmışlık? İlahî lütuf sayılan canı kişinin kendi eliyle alması günah oluşturmaz mı?
Dinimize göre, akıl da insana Allah'ın bir ihsanıdır ve kullanılmak içindir. İtikat o şartın yerine getirildiği durumda muteberdir. Eşeğin yularını sağlam bir yere bağlayacak, inayete sonra güveneceksin. "Allah kerim" diye hayvanı başıboş bırakırsan Müslüman gibi değil, Budist gibi davranmış olursun. Laiklik ilkesi de aklın o anlayışla değerlendirilmesine dayanır.
Gelelim günümüz gerçeklerindeki garabete.
Biz başbakan Erdoğan'ın çizdiği rotayla Suriye muhaliflerinin Ek Kaide'ci olmayan kanadını destekliyoruz.
Onların ülkemizde kurduğu Ulusal Konsey'i dünya kamuoyu Türkiye'nin güdümünde görüyor.
Şimdi komşu ülke içinde El Kaide çizgisine girmiş muhalif gruplar o konseyi tanımadıklarını, şeriat istediklerini bir ortak bildiriyle ilan ettiler.
İmzacıların gözünde Erdoğan bir "laikçi" hasım.
Peki, bizim beyaz kesimin gözünde ne Erdoğan? Dindarlığı şeriatçılıkla eşanlamlı sayanlar onun her fırsatta laiklik ilkesini savunmasına, Müslüman Kardeşler iktidardayken Kahire'de bile öyle konuşmasına aldırmadan "takiyeci yobaz" diyorlar. Taliban Ankara'yı basıp darbe yapsa sevinir kimileri.
Şaşılmaz. Akıl kullanımından feragat örneklerimiz öyle yaygın ki, artık ülkemizde hiçbir şeye şaşılmıyor.
Halka sırt çevirip holdinglerle, emperyalizmle, türlü türlü faşizmle el ele verenlerin ilerici geçinmesine şaşan var mı? O da bir çeşit inanmışlık.
Ama üstünlük değil. Tartışarak doğru rota çizme yeteneğimiz bakımından büyük zaaf.
Erdoğan yanlış değerlendiriliyor anlamında da yazmadım bunları. Lafla yapılan haksızlığın ne zararı olacak ki koskoca diktatöre?

Yasal Uyarı: Yayınlanan köşe yazısı/haberin tüm hakları Turkuvaz Medya Grubuna aittir. Kaynak gösterilse dahi köşe yazısı/haberin tamamı özel izin alınmadan kullanılamaz.
Ancak alıntılanan köşe yazısı/haberin bir bölümü, alıntılanan habere aktif link verilerek kullanılabilir. Ayrıntılar için lütfen tıklayın.