YAZARA MAİL GÖNDER Cafer'in edebi

YAZARLAR

Evrende boşluk yoktur. Oluşursa hemen doldurulur. Öyleyken fobi bağımlılarının ürettiği boşluk korkuları sürüp gider. Dalgalardan ürkenler inanırlar diplerde içi boş deniz kuyuları bulunduğu, onların yüzücüleri yuttuğu gibi masallara.
Şimdi okul sistemimizde bir eğitim kuyusunun açıldığı korkusu var. Konuya paniklemeden bakalım.
Çocuklarımıza ne içirilmeli?
Rakı diyecek halimiz yok herhalde.
Ayran iyidir ama sürekli verirseniz bıkkınlık yaratabilir.
Çareyi and içirmekte bulmuştuk.
İçeriği ne olmalıydı? Kendini Türk saymayan ailelerde yetişmiş küçükler bile her sabah "Türk'üm" diye yalan haykırmak zorunda bırakılıyordu. Peki, ne haykırılsın?
Sorunun çözümü çok basit: hiçbir şey. And olmamalı.
Çünkü temelde sakattır and kavramı.
Kişinin ömür boyu sürecek duygu vaadinde bulunmasıdır. İlişki başlangıcında sevdalılar da birbirlerinden "Beni hep sevecek misin?" sorusuna olumlu yanıt beklerler. Oysa, bırakın ömür boyunu, insanlar bir hafta sonra bile duygularının ne olacağını bilemezler ki. "Seni ebediyen seveceğim" lafı karşılıksız çektir.
Çoğu kez "takibata" uğrar.
Çocukları Allah'ın günü öyle bir sahtekârlığa karıştırmak yanlıştı. Sisteme yeni akıl ve insancıllık aşıları yapmaya çalışan sayın Nabi Avcı o uygulamayı durdurdu.
OECD eğitim bakanlarına verdiği yemekte soruldu kendisine: "Andın kaldırılmasıyla oluşan boşluk neyle doldurulacak?"
Nabi Bey'in yanıtı kısa ve kesin: "Öyle bir boşluk yok."
Yerinde tam ne vardı bugüne kadar?
Onun yanıtını da Dersimli bir ailenin çocuğu, Kürt ve Alevi meslektaşımız Cafer Solgun'un son yazısında bulabilirsiniz.
Elazığ'ın Seko mahallesindeki Gazi Osman Paşa ilkokuluna giderken arkadaşları Türk, Kürt ve Ermeni çocuklarıymış.
Subay ailelerinden gelen öğrenciler de varmış orada; ama onlar ayrı duran bir grupmuş.
Sınıfın çalışkanlarından olduğu halde and okunmasına katılmazmış küçük Cafer. Kasım öğretmen onu tahtaya kaldırıp tokatlar, "Ben de Kürdüm, akıllı ol, isteneni yap" dermiş. Sonraki Rukiye öğretmen tokada sopa eklemiş. Eve kafası şiş geldikçe Cafer annesinden de zılgıt yermiş.
Ortaokulda müdür yardımcısı olan öğretmen inatçı çocuğu odasına çeker, tokat ve sopaya eklediği bol tekmelerle girişirmiş.
Ermeni arkadaşı Garbis korkudan andı bağıra çağıra okuduğu halde kuytu bir derede işkence edilmiş cesedi bulunmuş.
Kemal Kılıçdaroğlu'nun bir TV programında ortaya attığı "Andımızın neresinden rahatsız olundu?" sorusuna yetişkin Cafer'in yanıtı:
"Hadi edebimi bozmayayım..."
Boz birader, boz! Edep mi kaldı?

Yasal Uyarı: Yayınlanan köşe yazısı/haberin tüm hakları Turkuvaz Medya Grubuna aittir. Kaynak gösterilse dahi köşe yazısı/haberin tamamı özel izin alınmadan kullanılamaz.
Ancak alıntılanan köşe yazısı/haberin bir bölümü, alıntılanan habere aktif link verilerek kullanılabilir. Ayrıntılar için lütfen tıklayın.