YAZARA MAİL GÖNDER Katırlı yazı

YAZARLAR

Bakalım bir üreticimiz Batılı müşteriye öneride bulunsun:
"Biz sizinle canciğer dostuz.
Benim şu malım piyasa rayicinden daha pahalı ama hatırım için benden alıver.
"
Yanıt ne olur dersiniz?
Burnuna gülünür.
Çünkü Batı'daki ekonomi düzeninin temel kuralı bellidir: Üreticiler en düşük maliyeti sağlamak için yarışır, müşteri de birinci gelenin ürününü alır.
Öyleyse füzeleri uygun şartlarla ve en ucuza veren Çin'den almak istiyoruz diye niçin ayağa kalktı Batı? Çünkü ittifaklarımızın kırk yıl hatırı varmış ve de canciğer dostluğumuza sığmazmış efendim.
Bırakın Avrupa'ya kabul buyrulmamız gibi -kendilerine ekonomik yarar da sağlayacak- büyücek konuları, vizelerin azıcık gevşetilmesi türünden küçük ödünler bile söz konusu olurken gündemde değil o dostluk. Bizden bir şey isterken Batı'nın parolası hep hatır.
Ama bize bir şey vermek için kırk yıllık inatlardan vazgeçmesi rica edilince, parola katır!

***

İçten ve dıştan kurcalama seferberliğiyle Taksim meydanımız karıştırılınca bu pek önemli olayı dünyaya yerinden duyurmak için en ünlü habercilerini görevlendiren yabancı TV kurumlarının abartılı çabalarına dikkatinizi çekmiştim. "Yok öyle şey, normal işlerini yapıyorlar" diyenler oldu. Ama Futbolun Liderleri konferansında konunun uzmanı Sir Martin Sorrell bakın neler söyledi:
"BBC ve CNN'in Gezi Parkı olaylarını büyütmesi ve polishalk çatışması diye yansıtması Türkiye'ye olimpiyatı kaybettirdi.
Ülke lehine oluşmuş hava o yüzden değişti.
Olimpiyatın İstanbul'a verilmemesi bir trajedidir.
"
Doğru da, bence daha vahim terslik gözümüze sokulan yabancı parmaklarını komplo teorisi diye görmezden gelmemizin sürüp gitmesidir.
***

Sürdürülen bir başka terslik de yanlış yapılmış, yetersiz kalmış, artık çürütülmüş Atatürk Kültür Merkezi'nin dokunulmaz -neredeyse kutsal- sayılması, yıkılıp yenilenmesine karşı çıkılmasıdır. (Adına layık bina yapılmasını destekliyorum ya. O konuda da "Atatürk düşmanı mısın, kaç para alıyorsun?" diye zırvalayanlar oldu. Kafayı yemezsem şaşılır.) Bakın, dün Nazır Şentürk'ün İstanbul Valileri kitabını okurken Vefa Poyraz'ın verdiği şu bilgiye rastladım:
"Başlanmış, bitmemişti. Başvekil Demirel'e istirham ettim... Uluslararası bir yarışa çıkardık... İmar kanunlarına aykırı yapıldı, uluslararası hakka tecavüz edildi... Edilemez. Projenin dışında yapılamaz. Yanlış yapıldı."
Yani kutsal olmak şöyle dursun, AKM yasal bile değil.
Biline.
Ve de insana yakışmayan inatlardan vazgeçile!

Yasal Uyarı: Yayınlanan köşe yazısı/haberin tüm hakları Turkuvaz Medya Grubuna aittir. Kaynak gösterilse dahi köşe yazısı/haberin tamamı özel izin alınmadan kullanılamaz.
Ancak alıntılanan köşe yazısı/haberin bir bölümü, alıntılanan habere aktif link verilerek kullanılabilir. Ayrıntılar için lütfen tıklayın.