YAZARA MAİL GÖNDER Bir kaçamak bir intihar

YAZARLAR

SABAH'TAN MEKTUP

Sevgili Hıncal Uluç dün mesleğimizin çok derin bir yarasına parmak bastı: Medyanın özel hayatlara karşı hoyratlığı.
Uluç dumanı tütecek kadar taze bir örnekten yola çıktı. Galatasaray Medical Park basketbol takımının antrenörü Ergin Ataman bir hanım arkadaşıyla Yeşilyurt'taki Polat Renaissance Oteli'nin bir odasında buluşmuşlar...
Otelin güvenlik görevlilerinden biri, güvenlik kameralarının kaydettiği görüntüleri karta bastırıp medyaya ulaştırmış.
Hürriyet de yememiş içmemiş, Kelebek ekinin birinci sayfasının yarısını bu kaçamağa ayırmış...
Uluç haklı olarak soruyor:
"Hürriyet'e yakıştı mı bu taciz?" Sorunun yanıtını mevkidaşım Enis Berberoğlu versin.

***

Sevgili Hıncal Ağabey;
Ataman'ın sözünü ettiğin fotoğrafları bana da geldi. Bir demet halinde.
Tüm arkadaşlarımı uyardım: "Ne bu fotoğraflar, ne de kaçamakla ilgili haber kesinlikle kullanılmayacak.
SABAH'ta da, GÜNAYDIN'da da.
Asla... Asla... Asla..."
Sanki matah bir habermiş gibi, Hürriyet'in özel hayatın gizliliği ilkesini de, kendi yayın gruplarının çerçeveletip odalarına astıkları ilkelerini de paspas gibi çiğneyerek yarım sayfasını harcadığı "1401 no'lu odadaki buluşma" ne SABAH'ta yer aldı, ne de GÜNAYDIN'da.
***

Geçtiğimiz hafta kritik bir karar verdiğim bir olay daha yaşandı: Bir genç Fatih Sultan Mehmet Köprüsü'nden atlayıp intihar etti.
Sağ olarak kurtarıldı ama ertesi gün öldü.
Haber Merkezimiz ve İstihbarat Servisimiz'deki arkadaşlar sanki bir "Müjde" veriyormuş gibi odama geldiler: "Ağabey bir amatör fotoğrafçı, intiharı kare kare görüntülemiş. Bize verecek.
Atlama anından Boğaz'ın sularına gömülme anına kadar intiharın tüm saliselerinin görüntülerini yayınlayabiliriz.
Hele birinci sayfadan verirsek sansasyonel bir iş olur!"
Yanıtım, "Asla" oldu. Anlattım: "Bu gazete eve giriyor. Sabah sabah evin genci o fotoğraflara bakarsa neler hisseder? Belleğinin gizemli kıvrımlarında nasıl bir yere yerleşir o görüntüler? Ve belki bir gün nasıl özendirici, kışkırtıcı bir işlev görür?
Bunları düşündünüz mü?"
İçerde, şehir kalıbının İstanbul sayfasında bir fotoğrafla geçiştirdim.
Aslında onu bile vermek istemiyordum.
Ama göz göre göre haber atlamış muamelesiyle karşılaşmamak için içerde bir yerlere sıkıştırma formülüne razı oldum.
Diğer gazetelerin ciddi bir bölümü bir gencin o trajik anlarını birinci sayfadan verdiler.
Tüm gazetelerin ve TV'lerin yöneticilerine bir çağrım var: Gelin, Batı medyasında olduğu gibi, hiçbir intihar haberini vermeyelim. Hele hele genç intiharlarını kesinlikle görmezden gelelim.
Elbette kamuoyunun gözü önündeki şahsiyetlerin intiharları bunun dışında kalmalı. Örneğin, son Bülent Ecevit Hükümeti'nde, yani 56'ncı Hükümet'te Devlet Bakanı olarak görev yapan Hikmet Uluğbay'ın 6 Temmuz 1999 gecesi intihar girişimi gibi...
Elbette -tanrı göstermesin- bazı cinnet olayları da kapsam dışında değerlendirilmeli.
Kısacası, çağrım yanıtsız ya da sonuçsuz kalsa bile, ben SABAH yöneticisi olarak önerimi hayata geçirmek için elimden geleni yapacağım.
***

Sağlıklı ve mutlu bir hafta dileğimle...

Yasal Uyarı: Yayınlanan köşe yazısı/haberin tüm hakları Turkuvaz Medya Grubuna aittir. Kaynak gösterilse dahi köşe yazısı/haberin tamamı özel izin alınmadan kullanılamaz.
Ancak alıntılanan köşe yazısı/haberin bir bölümü, alıntılanan habere aktif link verilerek kullanılabilir. Ayrıntılar için lütfen tıklayın.