YAZARA MAİL GÖNDER Firar

YAZARLAR

BİR KUŞ ÖYKÜSÜ / 2

Birinci bölümün özeti: Yazar evinde iki cennet papağanı beslemektedir. Onlara piyasada bulunan en büyük kafesi almasına, veterinerin "Kuşlar için Dolmabahçe Sarayı kadar büyük" güvencesine rağmen, içi içini yemektedir: "Acaba uçmayı unutuyorlar mı? Yoksa kanatları köreliyor mu?" Arada bir evin odalarının birinde uçmaları için serbest bırakıldıklarında, birkaç turun ardından kafese geri dönmeleri kaygılarını kamçılamaktadır... Yazla birlikte hane halkının yazlığa göç zamanı gelir...

***
Yazlığa götürülecekler sabah kapının önüne yığıldı. Valizler, çantalar, poşetler, termos, köpeğin mama ve su tasları, içinde iki papağanla kafes...
Sonra sıra hepsinin teker teker arabaya yerleştirilmesine geldi. Valizler, çantalar, poşetler bagaja. Köpeğin mama ve su tasları arka koltuğa. Tasların ardından köpek de arka koltuğa. Son olarak iki papağanlı kafes ön koltuğa...
Derken... Kafes yerden kaldırılırken altı açılmasın mı? Haydi... İki papağan da yıldırım hızıyla dışarı. Birini yakalayabildik. Daha yaşlı ve biraz hasta olduğu için. Genci evin karşısındaki korunun ağaçları arasında kaybolup gitti.
Bre yaramazlar! Evin içinde saldığımızda niye uçmuyordunuz? Kanatlarınızın köreldiği, uçmayı unuttuğunuz numarası mı yapıyordunuz?
Öyleyse, iyi uyuttunuz doğrusu.
Uzatmayayım; yaşlı ve hasta papağan kafese konuldu ve hane halkı yola çıktı. Firari papağandan haber yok.

***
Şimdi sabah işe gitmeden, akşam iş dönüşü korudaki seslere kulak kabartıyorum. Pek de uzak olmayan ağaçların birinden sanki sevgili Zülfü Livaneli'nin "Ey özgürlük..." türküsü yükseliyor.
"Yaldızlı imgelere, toplara tüfeklere, kralların tacına / En güzel gecelere, günün ak ekmeğine, yazarım adını..."

***
Hani kafes onlar için sonsuz bir dünyaydı?
Hani onlar yaşamı, kavanozdaki kırmızı Japon balığı misali, pet-shop ve daha sonra onları satın alanın eviyle sınırlı görürlerdi?

***
Bir ara belki özgürlükten yorulur, eve döner umuduyla tüm kapıları ve camları açtım. Evin girişine kapısı ardına kadar açık kafes koydum. Yemini, suyunu hazırladım...
Iııh... Ne gelen var, ne haber veren.

***
Bak, yine ötüyor bir yerlerden: "Ey özgürlük..."
Sanki nisbet yaparcasına.
Ve kapısı açık kafes ve ben bekliyoruz, "Acaba döner mi" umuduyla...
Ve o bir yerlerden yanıt veriyor:
"Senin için doğmuşum haykırmaya, ey özgürlük..."

Yasal Uyarı: Yayınlanan köşe yazısı/haberin tüm hakları Turkuvaz Medya Grubuna aittir. Kaynak gösterilse dahi köşe yazısı/haberin tamamı özel izin alınmadan kullanılamaz.
Ancak alıntılanan köşe yazısı/haberin bir bölümü, alıntılanan habere aktif link verilerek kullanılabilir. Ayrıntılar için lütfen tıklayın.