Türkiye'nin en iyi haber sitesi

ERDAL ŞAFAK
ERDAL ŞAFAK

Fulul

Totaliter düzenlerden, diktatörlüklerden demokratik sisteme geçildiğinde, yeni yönetimlerin en önemli sorunlarından birini eski rejimin gizli destekçilerini, işbirlikçilerini tasfiye etmek oluşturur.
İki Almanya birleştiğinde, Berlin yıllarca eski Doğu Almanya'nın gizli servisi "Stasi"nin arşiviyle uğraştı. Hâlâ da uğraşıyor.
Macaristan, Çek Cumhuriyeti, Bulgaristan, Romanya hâlâ yeni rejime sızan eski dönem adamlarını temizlemeye çalışıyor.
Mısır'da Muhammed Mursi'nin Cumhurbaşkanı seçilmesinden ve Müslüman Kardeşler ağırlıklı bir hükümetin işbaşına gelmesinden sonra da aynı sorunla karşılaşıldı. Uzun mu uzun, 30 yıllık Hüsnü Mübarek döneminin gerek kamudaki, gerekse iş hayatındaki işbirlikçilerinin el altından attıkları çelmeleri savuşturmak, yeni rejimin ilk ciddi başağrısı oldu.

***

Mısır'da Mübarek döneminde devletin kilit noktalarına yerleşmiş ya da özel sektörün denetimini ele geçirmiş, neredeyse tekelleşmiş seçkinlere "Fulul" deniyor.
Gerek Mursi, gerekse hükümeti bu "Fulul"ları etkisiz duruma getirmek için çok uğraştı ama başaramadı. İki nedenden ötürü:
-Kendi kadrolarında iyi yetişmiş uzman, teknisyen, devlet adamı yeterince yoktu. Mursi eski kadrolarla çalışmak zorunda kaldı.
-İhvan'ın siyaseten yasallaşması henüz çok yeni olduğu için özel sektörde güçlü desteğe sahip değildi. Ayrıca, siyasal sorunlarla uğraşmaktan ekonomiye el atacak zaman da bulamamıştı.
***

Sonuç? Cumhurbaşkanı Mursi, devrilmeden önce halka hitaben yaptığı son konuşmada, bakın "Fulul"lardan nasıl yakındı:
"Kaos yaratmak, ülkeyi bir meçhule sürüklemek isteyenler var. Biri Mansura'da. Adı, Fuda. Kargaşaya yolaçmak, kırıp dökmek için adamlar kiralıyor. Bir diğeri Şarkiya'da. Adı, Aşur. O da serserileri kullanıyor. Bir başkası Maadi'de. O da aynı şeyleri yapıyor..."
Bunlar eski rejimin alt tabakasından olanlar.
Daha üsttekiler de var. Ve yargının işbirliğiyle hepsi de teker teker salıverildi, aklandı.
Birkaç örnek vereyim: Fethi Sorun (Meclis eski Başkanı), Hasan Abdülrahman (İstihbaratın eski patronu), Saffet El-Şerif (Senato eski Başkanı), Zekeriya Azmi (Mübarek'in partisinin tepe yöneticilerinden), Ahmet Bagat (Dream TV'nin sahibi), Muhammed Amin (etkili CBS kanalının sahibi)...
Şimdi hepsi de bomboş alanda cirit atıyorlar.
***

Mübarek döneminde yükünü tutmuş, Mursi döneminde gücünü korumuş işadamlarını hiç saymayayım.
İhvancılar iş dünyasında o kadar güçsüzdüler ki, Mursi yurt dışı gezilerinde, örneğin çok bel bağladığı Mısır ziyaretinde yanında Mübarek döneminin mirası işadamlarını götürmek zorunda kaldı. Bürokrasiyle, derin devletle el ele verip iktidarını sabote ettiklerini bile bile.
Benzin kuyrukları kimin eseriydi? Ya elektrik kesintileri?
Tam bu yazıya başlarken, bir okurumdan şöyle bir mail geldi:
"Erdal bey; Mısırlı bir arkadaşımla görüştüm. Darbeden önce 200-300 araçlık benzin kuyrukları oluyordu, çok sık ve uzun süreli elektrik kesintileri vardı. Darbeden sonra sanki sihirli bir el değmiş gibi bütün benzin istasyonları ful çalışmaya baslamış, elektrik kesintisi ortadan kalkmış. Bu, 12 Eylül sonrası terörün bir anda bıçak gibi kesilmesiyle ne kadar örtüşüyor değil mi?"

Yasal Uyarı: Yayınlanan köşe yazısı/haberin tüm hakları Turkuvaz Medya Grubu'na aittir. Kaynak gösterilse dahi köşe yazısı/haberin tamamı özel izin alınmadan kullanılamaz.
Ancak alıntılanan köşe yazısı/haberin bir bölümü, alıntılanan habere aktif link verilerek kullanılabilir. Ayrıntılar için lütfen tıklayın.
YAZARA MAİL GÖNDER