YAZARA MAİL GÖNDER Ferman

YAZARLAR

Hafta sonunda Sırbistan'ın başkenti Belgrad'da ve Niş'te Fener Rum Ortodoks Patriği Bartholomeos'un yönettiği ayinler düzenlendi.
Sırp devlet adamlarının, Moskova, Kudüs, Sırp patriklerinin de katıldığı ayinlerde "Milano Fermanı"nın yayınlanmasının 1700'üncü yıldönümü kutlandı.
Aslında, "Milano Fermanı"
13 Haziran 313'te yayınlandı ama 17 yüzyıl gibi anlamlı bir yıldönümü kutlandığı için etkinlikler tüm yıla yayıldı.
Dahası, Ortodokslar ayrı kutladı, Katolikler ayrı, diğer kiliseler ayrı...
Oysa "Milano Fermanı" yayınlandığında Hıristiyanlık'ta farklı mezhepler, farklı kiliseler pek yoktu. "Pek" diye ihtiyat payı bırakıyorum, çünkü Kartaca Piskoposu Donatus ile Mısır'daki en önemli papaz olan Arius ilk ayrımcılık tohumlarını ekmeye başlamışlardı.
Neyse... Konumuz bu değil.

***

"Hoşgörü fermanı" diye tarihe geçen "Milano Fermanı", Hıristiyanlar'a zulme son veren, Hıristiyanlığın resmen din olarak tanındığı imparator buyruğu olarak bilinir.
Yanlış. Hıristiyanların neredeyse 300 yıl süren çilesi, tüm hayatını Hıristiyanlık'la mücadeleye adamış olan İmparator Galere'in ölüm döşeğinde son buldu. Galere, İzmit'te son nefesini vermeden önce Hıristiyanlığın imparatorluk tarafından resmen tanındığını duyuran bir ferman yayınladı.
Adı: "Sardique Fermanı".
Tarih: 30 Nisan 311.
O dönemde Roma İmparatorluğu'nun 7 eyaletinde 7 imparator hüküm sürüyordu.
Bunlardan biri de Konstantin'di. İngiltere imparatoru.
Bir diğeri de Licinius idi.
Doğu imparatoru. Konstantin batıdan, Licinius doğudan Roma'ya yürüyüp, diğer imparatorları yendiler, öldürdüler.
Meydan ikisine kaldı.
Ve Milano'da buluşup imparatorluğun bekası, toplumun güvenliği, iç barışın korunması için Hıristiyanlar üstündeki baskıları kaldıran, Hıristiyanlığa özgürlük tanıyan bir fermanı kabul ettiler.
Aslında, Milano'da yayınlanan ferman değil, yönetmelikti. Çünkü asıl ferman, yani kanun gücündeki kararname, Galere tarafından yayınlanmıştı.
Yine neyse... Konumuz bu değil.
***

"Milano Fermanı"nın en önemli hükümleri şöyle sayılabilir:
O tarihe kadar din, etnik kimliğin belirleyici unsuru ve bir topluluk ya da cemaat sorunuydu.
Her topluluk atalarının dininin izinde gidiyordu. "Milano Fermanı" ile din kişinin özel yaşamının bir parçası kabul edildi. Bir başka deyişle, herkes istediği inancı seçmekte serbest bırakıldı.
O tarihe kadar Hıristiyanlar'ın ayin düzenlemeleri kesinlikle suçtu.
Kiliseler basılıyor, insanlar tutuklanıyor, öldürülüyordu. "Milano Fermanı" ile tüm dinlerin ve inanç gruplarının mensuplarına ibadet ve ayin özgürlüğü getirildi.
Bu da, sadece dini özgürlüğün değil, düşünce ve ifade özgürlüğünün de resmen kabulü demek oluyordu.
O tarihe kadar Hıristiyanlar'ın ve kiliselerin mal varlıkları gasp ediliyordu. "Milano Fermanı" ile Roma İmparatorluğu gasp edilmiş tüm malları Hıristiyanlar'a ve kiliselere geri verdi, üstüne tazminat ödedi.
"Milano Fermanı", devletin tüm dinlere eşit mesafede durduğu laikliğin ilk örneği veya modeli kabul edilir.
***
"Meydan Konstantin ile Licinius'e kaldı" dedim yukarıda; bir tahtta iki imparator da fazlaydı. Savaştılar. Konstantin kazandı ve üvey kızıyla evli olan Licinius'ü öldürttü. Artık o Roma'nın tek güçlü adamıydı.
Biliyorsunuz, Konstantin'in 31 yıllık (M.S. 306-337) iktidarının günümüze kadar ulaşan ve sonsuza kadar korunacak bir armağanı da İstanbul'u kurması oldu.
Konstantin, İsa'nın dinine geçmiş olan annesinin de telkinleriyle Hıristiyanlığa özgürlük tanıdı ama kendisi Hıristiyan oldu mu?
Rivayet muhtelif. Kimilerine göre, gizli Hıristiyan'dı ama Hıristiyanlar o dönemde çok küçük bir azınlığı oluşturduğu için (50 milyon nüfuslu Roma İmparatorluğu'nun yüzde 2-4'ü arası), yaygın dinlere bağlılığını sürdürüyor görünmeyi tercih etti.
Kimilerine göre ise, ölüm döşeğinde Hıristiyanlığa geçti.
Hem de Kilise'nin "Sapkın" ilan ettiği Arius'un inancına!
Hangisi doğru olursa olsun, gerçek şu: Konstantin, iktidarı boyunca Hıristiyanlığı devlet denetiminde tuttu. İznik Konsili'ni bile o düzenledi, yönetti...
***

İstanbul, İzmit, İznik...
Görüyorsunuz; 1700 yıl önce de özgürlük paketleri bu coğrafyada açılıyordu...


Yasal Uyarı: Yayınlanan köşe yazısı/haberin tüm hakları Turkuvaz Medya Grubuna aittir. Kaynak gösterilse dahi köşe yazısı/haberin tamamı özel izin alınmadan kullanılamaz.
Ancak alıntılanan köşe yazısı/haberin bir bölümü, alıntılanan habere aktif link verilerek kullanılabilir. Ayrıntılar için lütfen tıklayın.