YAZARA MAİL GÖNDER İki mail

YAZARLAR

Hatırlayacaksınız; iki gün önce "Kısaca" başlıklı yazımda Paris'te yaşayan bir okurumun son gelişmelerle ilgili görüşlerini dile getirdiği mail'inden alıntılar yapmıştım. Özetle şöyle diyordu:
"Çok üzülüyorum. Ben eski Türkiye'mi değil, şu andaki başarılı Türkiye'mi istiyorum. Başbakanımız'a ve ekibine ben şahsen güveniyorum. Her ülkede bazı çürük insanlar olabilir, Fransa'da da oldu. Bundan ne hükümet, ne de Başbakan sorumludur. Pirinçteki taştan pilavı pişiren neden sorumlu olsun ki? Tanrım vatanımızı kem gözlerden korusun. Onu idare edenleri de iftira ve komplolardan, hain ve kıskanç kişilerden korusun."

***

Yazı okurlarımda geniş yankı uyandırdı. Ve bir mail sağanağı tetikledi. ikisini aktarayım:
"İktidarlar hep içten hançerlenir. Adnan Menderes'i zavallı bir yetimken elinden tutup taaa bakanlığa kadar yükselttiği Ethem Menderes, Süleyman Demirel'i Güneş Motel tezgâhı, Turgut Özal'ı çevresindeki hainler çetesi... Ama bu bambaşka bir şey. O ocakta yetişmiş, şerbetlenmiş, o öğüt, nasihat ve geleneklerin içinden gelmiş kendi yetiştirmesini al aşağı etme çabası bu. Bütün bunları da az çok tahmin ediyordum ama ihanetin bu dereceye geleceğini hiç tahmin etmezdim.
Bu cemaate karşı içimde hep bir kuşku vardı. Sebebini kendimin de izah edemediği bir kuşku. Sonra 12 Eylül'de hocanın darbecilerin yanında olması, ABD'ye kapağı atması, 11 Eylül saldırısından sonra başlatılan İslam ve Müslüman sürek avında bunun kılına zarar gelmemesi, hatta korunup kollanması bendeki şüphelerin haklılığının göstergesi oldu.
Ama şimdiki ihaneti hiçbir şeye benzemez ve hiçbir şey ile ölçülemez. Dershaneleri bahane ederek Başbakan'ın nezdinde iktidarı çok zor hatta içinden çıkılmaz bir duruma sokması, ondaki hırsın derecesini gösteriyor. Yazıklar olsun." (Şamil Has adlı okurum)

***

İkinci mail, yıllar önce birlikte çalıştığımız, daha sonra ABD'ye yerleşen bir dostumdan, Aydan Seyhan'dan:
"Sevgili Erdal, Türkiye'de olanları tüm medya'dan izliyor ve 'Bizans'ta oyun bitmez' sözünün ne denli doğru olduğunu bir kez daha görüyorum.
Bütün kusurlarına rağmen, demokrasinin ve millet iradesinin her şeyin üzerinde tutulduğu bir ülkede yaşayan ve doğduğum ve büyüdüğüm vatanıma dışarıdan bakan bir insan olarak, Türkiye'de hâlâ cuntacılık oynanmasına, siyasetin bu denli kirletilmesine, ülke ekonomisinin batmasını bile göze alacak kadar kötü girişimlerde bulunulmasına hayretler içinde bakıyorum. Hoca için Pennsylvania'daki rahat koltuğundan başka bir devleti yönetmesi ya da yönetmek istemesi çok kolay. Herhangi bir proje üretmesi, halkın refah düzeyini yükseltecek girişimlerde bulunması, bürokratik vesayet ile mücadele etmesi, muhalefet olmayı bile beceremeyen bir muhalefetle güreşmesi, son 5 yılda hemen bütün dünyayı etkileyen ekonomik kriz içinde gemisini fırtınalı sularda yara almadan yüzdürmesi ya da seçim kazanması, kısacası risk alması gerekmiyor. Oh, ne âlâ dünya bu! Hem risk almayacaksın, hem de devleti yöneteceksin..."
2014'ün 2013'ü aratmaması dileğiyle...

Yasal Uyarı: Yayınlanan köşe yazısı/haberin tüm hakları Turkuvaz Medya Grubuna aittir. Kaynak gösterilse dahi köşe yazısı/haberin tamamı özel izin alınmadan kullanılamaz.
Ancak alıntılanan köşe yazısı/haberin bir bölümü, alıntılanan habere aktif link verilerek kullanılabilir. Ayrıntılar için lütfen tıklayın.