YAZARA MAİL GÖNDER İyi ki SABAH var

YAZARLAR

SABAH'TAN MEKTUP

Medya "Puslu havayı seven kurt" taklitçisi veya destekçisi olamaz, olmamalı. Tam tersine, "Işık"tan, "Bulutsuz hava"dan, "Aydınlık"tan gücünü almalı, o kaynaklardan beslenmeli. Ama ne yazık ki, dün Türk basınının, bugün Türk medyasının bazı unsurları "Sis"i, "Pus"u berraklığa tercih ettiler. Çünkü, kurt misali o havalarda, o ortamlarda daha kolay, daha çok, daha hırsla avlandılar. Palazlandılar. Gargantua'dan farksız iştahları, oburlukları ile toplumun sırtında, devletin hazinesinde at koşturdular.
27 Mayıs 1960'ta öyleydi, 12 Mart 1971'de öyleydi, 12 Eylül 1980'de öyleydi, 28 Şubat 1997'de öyleydi. Daha yakın günlere gelecek olursak; 27 Nisan 2007 e-muhtırasında öyleydi, AK Parti hakkında Anayasa Mahkemesi'nde dava açıldığı 14 Mart 2008 kumpasında öyleydi, MİT Müsteşarı Hakan Fidan'ın sorguya çekilmek istendiği 7 Şubat 2012 savcı komplosunda öyleydi...
Ne yazık ki, devlet içindeki Cemaat-Yargı-Emniyet paralel devletinin 17 Aralık 2013 operasyonunda da öyle oldu. Maskeler düşüverdi ve medyamızın bazı unsurlarının anti-demokratik yüzleri -kim bilir kaçıncı kez- ortaya çıkıverdi.
***
SABAH bir haftadır böyle bir karanlıkta, böyle bir kaosta demokrasi çığlıkları atıyor. Şükürler olsun; her çığlığı halktan misliyle yankılanarak dönüyor.
Aslında dünkü manşetimiz her şeyi özetlemeye yeterli: "Darbeci medyadan karartma günleri."
Haydi, altbaşlığını da hatırlatayım: "Darbe medyası, SABAH'ın savcı Zekeriya Öz'ün beleş Dubai tatili ve kirli ilişkileriyle ilgili haberlerini görmezden gelerek kamuoyundan gizledi."
***


Ama kamuoyu, yani Türk halkı artık kandırılamayacak kadar olgunlaştı, şerbetlendi. Onu da bugünkü manşetimiz kanıtlıyor: "Millet paralel tuzağın farkında"

***


Genar kamuoyu araştırma şirketinin son anketinin sonuçlarını bana gelen yüzlerce mail'den sadece ikisini aktararak pekiştireyim:
"Erdal Bey merhaba, bu tip mesajlardan size çok geldiğini biliyorum, ama çok üzüldüğüm için ben de yazayım istedim, belki biraz içim rahatlar. Ben yurtdışında yaşıyorum (ABD). 1999'da ülkemi bırakıp geldim eğitim için. O zamanlar bütün dünyanın dalga geçtiği fakir bir ülkenin mensubuydum. Paramız alay konusuydu. Şimdi ise durum çok farklı. Özellikle son yıllarda herkes bize gıptayla bakıyor. Gururumuz arttı, özgüvenimiz arttı. İki gün önce gittiğim İtalyan doktor öve öve bitiremedi bizi. Dün benimle görüşen çok meşhur bir İran asıllı profesör Türkiye'yi yere göğe sığdıramadı. Bunun gibi nicesi var aklımda. Uzaklardan Türkiye'nin değişimini gözlemlemek baş döndürüyordu, son yıllarda her gün bir şeyler yapılıyordu. İlk başlarda sevindiğimiz duble yollar bile artık gözümüzde küçük kaldı, inanılmaz projeler... Aralık ayında ne zaman THY'nin reklamı yayınlansa oturup gözyaşı döktüm, inanır mısınız? Partici falan da değilim. Bütün bu projeleri CHP ya da MHP yapsaydı aynı reaksiyonu verirdim, aynı gözyaşlarını dökerdim. Son olaylara o kadar üzülüyorum ki, bilemezsiniz." (Mahmut Eken, SABAH okuru)
"Erdal Bey; son günlerdeki tozu dumana katan olayların en çok konuşulanı mutlaka SABAH gazetesinin bulup çıkardığı Dubai gezisi olmuştur. Bu konuda SABAH gazetesinin değerli muhabirlerini candan kutlarım. Ertesi gün bütün basını çok dikkatle inceledim, hiçbirisinden en ufak bir tepki dahi gelmedi. 'İşte basının gücü bu' dedim kendime. İyi ki SABAH var. Sağ olun, hiçbir tarafa eğmeden bükmeden tamamen tarafsız olmak işte bu." (Şener Savaşlı, SABAH okuru)

***

Sağlıklı ve mutlu bir hafta dileğimle... Erdal Şafak

Yasal Uyarı: Yayınlanan köşe yazısı/haberin tüm hakları Turkuvaz Medya Grubuna aittir. Kaynak gösterilse dahi köşe yazısı/haberin tamamı özel izin alınmadan kullanılamaz.
Ancak alıntılanan köşe yazısı/haberin bir bölümü, alıntılanan habere aktif link verilerek kullanılabilir. Ayrıntılar için lütfen tıklayın.