YAZARA MAİL GÖNDER Avrupa'da darbeler / 1

YAZARLAR

Şu sıralar Film Festivali nedeniyle yıldızlar geçidine sahne olan Cannes'daki Kongre Sarayı'nda yaklaşık 2.5 yıl önce iki darbe tezgâhlandığını biliyor musunuz?
Biri Yunanistan'da olacaktı darbelerin, öbürü İtalya'da. Ve ikisinde de seçilmiş iktidarlar alaşağı edilecekti. Edildi de. Kokusu yeni yeni çıkıyor.
Gelin, o günlere dönelim.

***

Tarih: 3-4 Kasım 2011. Cannes'da Başbakan Erdoğan'ın da katıldığı ve benim de izlediğim "G 20" zirvesi yapılıyor. Ondan bir gün önce "Euro Bölgesi"ne üye ülkelerin devlet ve hükümet başkanları buluştu Cannes'da. Gündemleri: Avrupa'daki kriz.
İrlanda ile başlayan ekonomik- finansal kriz orman yangını gibi Yunanistan, İtalya, İspanya ve Portekiz'e sıçramıştı.
Özellikle Yunanistan'ın durumu vahimdi. Çünkü Cannes'daki zirveden birkaç gün önce, 31 Ekim'de, "Troyka" (IMF, AB ve Avrupa Merkez Bankası) Yunanistan'ın borçlarının yarısını silme karşılığı acı mı acı bir reçete dayatmıştı. Papandreu bu reçeteyi halkoyuna sunmaya karar vermişti.
Cannes'da bir yandan dönemin Fransa Cumhurbaşkanı Nicolas Sarkozy, bir yandan Almanya Başbakanı Angela Merkel, Papandreu üstünde bunaltıcı bir başkı kurdular: "Hangi mantıkla Troyka reçetesini halka götürüyorsun? Sorumluluğu üstünden atmaya mı çalışıyorsun?"
Sarkozy'nin "Atina'ya döner dönmez bir karar almalısın" ültimatomuyla Papandreu sonunda pes etti ve referandumdan vazgeçmeyi kabullendi. Ama...

***
4 Kasım gecesi Papandreu kendisini Atina'ya götüren uçakta kestirirken AB Komisyonu Başkanı Jose Manuel Durao Barroso, Merkel ve Sarkozy'nin bilgisi dahilinde Cannes'daki otelinden Yunanistan ana muhalefet partisi Yeni Demokrasi'nin lideri Antonis Samaras'ı aradı.
"Sayın Samaras" dedi Barroso, "Papandreu'nun yerine Yeni Demokrasi ve PASOK'un birlikte kuracakları bir ulusal mutabakat hükümetine dersin?"
Barroso'nun önerisini duyunca Samaras'ın nabzı hızlandı, çünkü başbakanlık koltuğunun sıcaklığını hissetmeye başladı.
Ne var ki, Barroso'nun senaryosu biraz farklıydı. İkinci sorusuyla bunu açığa çıkardı: "Bu ulusal mutabakat hükümeti bir teknokratın başkanlığında olmalı. Örneğin, Lukas Papadimos'un..."
Papandreu uçakta kestirmeye devam ediyordu...
Barroso, Samaras'tan sonra PASOK'un ikinci adamı ve Maliye Bakanı Evangelos Venizelos'u aradı: "Şu referandum girişimini hemen öldürmeliyiz..."
Venizelos derhal kabul etti. Ve vakit yitirmeden referandumu reddeden bir bildiriyi kaleme aldı. Şöyle diyordu bildiride: "Yunanistan'ın Euro'daki yeri ülkenin tarihi bir kazanımıdır ve asla tehlikeye atılamaz..."
Papandreu, Atina'ya indiğinde referandum planı çoktan çöp kutusuna atılmıştı.
Ve... Papandreu, Samaras'la ulusal mutabakat hükümeti formülünde uzlaşmak zorunda kaldı, 9 Kasım'da Cumhurbaşkanı Karolas Papulyas'a istifasını sundu.
Yerine kim geldi? Yani, ulusal mutabakat hükümetinin başı kim oldu?
Elbette, Yunan Merkez Bankası eski Başkanı Lukas Papadimos!
Papandreu'nun ise sadece başbakanlığı değil, siyasi hayatı da bitti!
***

İtalya'daki darbenin öyküsünü de yarına bırakayım...

Yasal Uyarı: Yayınlanan köşe yazısı/haberin tüm hakları Turkuvaz Medya Grubuna aittir. Kaynak gösterilse dahi köşe yazısı/haberin tamamı özel izin alınmadan kullanılamaz.
Ancak alıntılanan köşe yazısı/haberin bir bölümü, alıntılanan habere aktif link verilerek kullanılabilir. Ayrıntılar için lütfen tıklayın.