Türkiye'nin en iyi haber sitesi

Cumhurbaşkanı Erdoğan Tokyo'ya uçarken, gazete genel yayın yönetmenlerine, gerek Belçika ve Fransa temaslarını, gerekse başta Suriye ve Rusya olmak üzere sıcak gündemi değerlendirdi

Fransa ve Belçika seyahatlerimizi tamamlamış olduk.
Belçika ziyaretimiz de dolu dolu bir ziyaret oldu. Kral Philippe ile de bir araya geldiğimiz bu ziyaret, 1838'den yani Osmanlı'dan bu yana Belçika'ya yapılan ilk devlet ziyareti niteliğindeydi. Daha sonra Avrupa Parlamentosu Başkanı Martin Schultz, AB Konseyi Başkanı Donald Tusk ve AB Komisyonu Başkanı Jean Claude Juncker ile görüştük. Görüşülen meselelerin başında, mülteciler konusu vardı.
Hakeza Türkiye'nin AB'ye tam üyelik sürecini de görüştük.
Açılması gereken fasıllardaki gecikmeleri gündeme getirdik.

AB Komisyonu Başkanı Juncker, müzakere sürecinin hızlandırılması gerektiğini belirtti. Özellikle vize muafiyetini hızlandırma; 2017'den daha öne çekme gayreti içinde olduklarını gördüm.



PARALEL YAPI BİLGİSİ


Gerek Schultz, gerek Tusk, gerekse Juncker mülteciler konusunda, Türkiye'nin çok ciddi bir yükü olduğunu vurguluyorlar.
Bu yükün bir kısmının AB tarafından paylaşılması konusunda da hemfikirler.
Ziyaretimiz çerçevesinde, Belçika Başbakanı Charles Michel ile de bir araya geldik.
Belçika'ya 3 milyar dolar ihracatımız, onların ise bize 4 milyar dolar ihracatı söz konusu.
Bunun artırılması konusunda karşılıklı irade ortaya koyduk.
Sayın Michel ile paralel devlet yapılanmasını da konuştuk.
Kendisine somut belgeler, bilgiler verdim. Başbakan, 'Bu konuda bildiklerim vardı bilmediklerim vardı, beni aydınlattınız' diyerek bizlere teşekkür etti. Bu konunun takipçisi olacağını belirtti.

Türkiye ile AB arasındaki üyelik müzakerelerinde ilk fasıl 3 Ekim 2005'te açılmıştı.
Tam 10 yıl sonra tekrar Avrupa'dasınız. 10 yıl sonra, AB ve Türkiye hangi noktada?

Schultz, Tusk, Juncker ile yaptığım görüşmeler son derece olumluydu. AB kurumlarının en yetkili isimleri, Türkiye'nin öneminin giderek arttığı konusunda hemfikirler. Terör konusunda da daha hassaslar. Bölücü terör örgütüne karşı tavırları çok net. Türkiye'nin istikrarının AB açısından da önemli olduğunun bilincindeler. İstikrarlı bir Türkiye'nin mülteciler meselesi dahil her konuda daha iyi, daha etkili olabileceğini biliyorlar.

Rusya da ABD de DAEŞ'le mücadele için PYD'yi destekleyeceklerini söylüyorlar.
Bu hususta 2 büyük devletin aynı noktada birleşmiş olmalarını nasıl değerlendiriyorsunuz?

Türkiye'nin söz konusu olduğu bir meselede, ABD ve Rusya'nın tümüyle aynı çizgide olabileceklerini düşünmüyorum. Her şeyden önce Türkiye olarak biz ABD ile müttefikiz; NATO üyesiyiz. Türkiye'ye yapılacak bir yanlışlıkta her 2 ülkenin aynı çizgide olabileceğini düşünebiliyor musunuz?
PYD'nin PKK ile iç içe olduğunu herkesin bilmesi lazım. Rusya, son açıklamasında, 'Irak davet ederse, DAEŞ için orada da hava operasyonu yapabiliriz' diyor. Rusya, Suriye'de DAEŞ'i vurmuyor ki! Bir keresinde ağızlarından kaçırarak, 'Rejime karşı her unsur bizim için teröristtir' dediler. Sonra toparlamaya çalıştılar.
Görünen o ki bunların asıl derdi, Lazkiye'de üs kurmak, Suriye'de askeri varlıklarını güçlendirmek. Oraya 50 uçak gönderdiler. Brüksel'deki NATO Konseyi toplantısından sonra, başta ABD olmak üzere tüm ülkelerin ortaya farklı bir tavır koymaları gerekecek.
Mevcut durumu bu haliyle kabullenemeyiz. Hava ihlalleri konusunda Rusya'nın izahatları inandırıcı değil.

2 ülke arasındaki gerilimin sıcak bir çatışmaya dönüşme ihtimalini bertaraf etmek için Putin'le görüşecek misiniz? Çatışma endişesi söz konusu mu?

Rusya'nın böyle bir şey yapacağına ihtimal vermiyorum.
NATO Konseyi'nin hemen bir olağanüstü toplantı yapması da işin ciddiyetini gösterdi.
Moskova'da Putin'le arife günü uzun bir konuşma yaptım.
Ondan sonra neler yaşandı biliyoruz. Hava operasyonlarını başlayınca telefonla görüştüm.
Görüşmenin ardından hava sahası ihlali oldu. Bu şartlarda benim tekrar aramamın anlamı yok.

Rusya çok agresif hareket ediyor. Buna karşılık ABD'den karşı bir hamle de gelmedi...

Suriye konusunda Türkiye-
ABD görüşmeleri çok önceden başladı. Muhtemelen önümüzdeki hafta, ben de Obama'yla bir telefon görüşmesi yapabilirim; konuyu teferruatlı biçimde ele alabiliriz.

Rusya, Türkiye için önemli bir ticari partner. Doğal gazla ilgili projeler, Mersin Akkuyu gibi projeler, süreçten sizce nasıl etkilenir?

Bunlar aynı zamanda Rusya'nın da düşünmesi gereken meseleler. Mersin Akkuyu'yu Ruslar yapmaz ise bir başkası gelir yapar. Oraya 3 milyar dolarlık bir yatırım yaptılar zaten. Biz Rusya'nın bir numaralı doğal gaz tüketicisiyiz. Türkiye'yi kaybetmek, Rusya için ciddi kayıp olur.
Türkiye, gerektiğinde, doğalgazı çok farklı yerlerden temin edebilir. Türkiye-Rusya arasında Üst Düzey İşbirliği Konseyi mekanizması var. Bu tür bir mekanizmayı kaybetmek herhalde Rusya açısından da yanlış olur. Rusya'nın bunların kaybedilmesine yol açacak adımlar atması bizleri üzüyor. Bu tür hadiselerde duygusal davranamayız.

Suriye meselesinde ABD'nin Türkiye'yi yalnız bıraktığı görüşüne katılıyor musunuz?

ABD ile müttefik olmamızın yanı sıra stratejik ortağız. NATO ittifakındayız. NATO Konseyi'nin son açıklaması bu hususta aynı zamanda bir yol haritasıdır.

PYD'yi terör örgütü olarak görme konusunda AB'nin yaklaşımı nasıl?

Görüştüklerimin hiçbiri buna hayır diyemiyor. Kobani'deki sivil halk Türkiye'ye sığındı. Ama PYD'nin PKK ile alakalı olduğu apaçık ortada. Kobani'de PYD'lilerin olduğu mekânlarda bölücübaşının fotoğrafları asılı. PKK ile bağlantıları açık ve net.

AB'de, Türkiye'ye tekrar büyük önem atfedildiğini görüyoruz...

Ne kadar samimi olduklarını bilemeyiz. Bu Türkiye'ye duyulan ihtiyaçtan kaynaklanan bir durum da olabilir. AB üyesi ülkeler şu an için kendilerine ne kadar az mülteci gelebilir, bunun hesabını yapmakla meşgul. Biz de kapıları açalım AB'ye gitsinler tavrı içinde olmadık. Bu konudaki gayretimiz AB için tabii ki önemli bir mesaj.

Paralel Yapı ile ilgili iddianameler açıklanmaya başladı ve yurtdışına kaçışlar hızlandı. Kırmızı bültenler ne aşamada?

Ulusal ve uluslararası hukuk çerçevesinde ne gerekiyorsa yapılıyor, yapılacak. Interpol prosedürü neyi gerektiriyorsa yerine getirilecektir. 'İnlerine gireceğiz' dedik, giriyoruz. Kaçışlarının sebebi bu. Biz bu ülkeyi bunlara kaptırmayız. Seçimden sonra bu aynen devam edecek. Bu örgüt bu paraları nereden buluyor? Manipülasyon amacıyla birden çok gazeteleri, televizyonları var. Pensilvanya'daki kişi mi kazanmış bu paraları? Açtığı davaların harç paraları bile ciddi bir meblağ. Vatandaşlarımız bu konular üzerinde ciddi biçimde düşünmeli.

Yargının terör örgütü olarak tanımladığı yapıya bağlı yayın organlarının serbestçe yayın yapmaları nasıl mümkün oluyor?

Doğru bir tespit. Bu konuda yasal çerçevede gerekli adımlar neyse atılmalı.

Çözüm sürecinin geleceği nasıl olacak?

Ben çözüm süreci kaldırılmıştır demedim, buzdolabına konulmuştur dedim. İşler yolunda giderse, süreç yeniden gündeme gelir. Valiler ve kaymakamlar, vatandaşlarımızın güvenliğini temin için, ellerindeki yetkileri kullanmalı. Vatandaş, devletin kendi yanında olduğunu hissetmeli. Son operasyonlarda örgüte ciddi darbe vuruldu. 2 bini aşkın terörist öldürüldü.

Seçimlerle ilgili olarak sıkıntılı bölgelerde sandık güvenliği sağlanabilecek mi?

En ideali taşımalı sistemdi. Bunun için anayasa değişikliği gerekiyordu, Ama bu mümkün olmadı. Sandık yerlerinin emniyeti ve tespiti konusunda mülki amirlerin yetkileri var. Bu yetki ellerinden alındı. Kim nerde oy kullanacak meselesi değil! Hangi sandık nereye yerleşecek meselesi. Sandıkların nereye yerleşeceğini mülki amirler emniyete göre belirler. YSK'nın açıkladığı bu karar neticesinde il ilçe seçim kurullarının eli kolu bağlandı. Temennim bu seçimlerden ciddi bir sandık güvenliği sıkıntısı yaşamadan çıkılmasıdır.

Aracın arkasında teröristin çekilen cesedinin görüntüleri epey tartışma konusu oldu. Sizin değerlendirmeniz nedir?

Ayrıntıları bilmiyorum. Devletin polisi öyle bir şey yapmışsa, elbette ki yanlıştır. Öyle bir şey olmamalı.

'HAKARETİN BİN TÜRLÜSÜ EDİLİYOR'

Türkiye'de ifade özgürlüğü konusunda AB medyasında eleştirel yayınlar da yapılıyor...

Kendilerine açıkça söyledim. Türkiye'de Tayyip Erdoğan'a yapılan hakaretlerin hiçbiri, bir başka ülke medyasında bir başka lider için yoktur. Erdoğan karşıtı medya gruplarında, hakaretin bin bir türlüsü var. Biz tüm bu hakaretlere sabırla karşı koyduk. Ailemize saldırıyorlar. Oğlum Bilal Erdoğan hakkında yaptıkları tezvirata bakın. Kendisi doktora için İtalya'da. Yok efendim neymiş, 1 milyar doları İtalya'ya kaçırmış! Böyle bir yalan olabilir mi? Bunlar cibilliyeti bozuk insanlar. Ama bizde bazı medya organları bu tür şeylere tevessül ettiği gibi, muhalefet partileri de iftiraları kullanarak siyaset yapabiliyor. Avukatlarımız tabii ki gerekli davaları açıyor.

'DOĞRU İFADE, TERÖRDEN ARINDIRILMIŞ BÖLGE'

ABD pasif durumu devam ettirirse Türkiye'nin tek taraflı tampon bölge oluşturma girişimi gündeme gelebilir mi?

Geçenlerde, ABD, Fransa, Türkiye, İngiltere, Almanya, Katar ve Suudi Arabistan ortak açıklama yaptı. Bu 7 ülke çalışmayı sürdürüyor. Ama şunu netleştirmemiz lazım. 'Tampon bölge' yanlış bir ifade: Terörden arındırılmış güvenli bölge. Bununla, Suriye'nin kuzeyinde Suriyelilere güvenli bir yaşam alanı oluşturulması hedefleniyor. Bu, Türkiye'den memleketlerine dönmek isteyen Suriyeli misafirlerimiz için de, Suriye'de yerlerinden yurtlarından olanlar için de önemli. Ben çadır veya konteynır kent formüllerine sıcak bakmıyorum. Görüşmelerimde, terörden arındırılmış güvenli bölgede konut projeleri gerçekleştirebileceğimizi söyledim. Bu hayata geçirilirse, eğit-donattan sonra en önemli adım olacak. Tabii bu, uçuşa yasak bölgeyi de beraberinde getirecektir. Zira orası uçuşa yasak olmalı ki güvenli bir bölge haline gelsin.

Yasal Uyarı: Yayınlanan köşe yazısı/haberin tüm hakları Turkuvaz Medya Grubu'na aittir. Kaynak gösterilse dahi köşe yazısı/haberin tamamı özel izin alınmadan kullanılamaz.
Ancak alıntılanan köşe yazısı/haberin bir bölümü, alıntılanan habere aktif link verilerek kullanılabilir. Ayrıntılar için lütfen tıklayın.
YAZARA MAİL GÖNDER