Türkiye'nin en iyi haber sitesi

35 yıllık otomotivci Eşref Biryıldız dünyaya yeniden gelse yine otomotivci olacağını söylüyor. Ancak Ronaldo gibi bir futbolcu ya da bir rockçı olmaya sıcak bakıyor

Gazete ilanıyla düz eleman olarak işe başlayıp, en tepeye çıkmayı başardı. Bir Alman şirketinde, Almanca bilmeden Direktör ve Direktörler Kurulu üyesi olan ilk kişi oldu. 26.5 yıl çalıştığı Mercedes-Benz Türk'ten emekli olarak ayrıldı. Ancak, bu sefer uzun yıllar çalıştığı firmanın en büyük rakibi Alman markadan teklif aldı. 8 yıldır BMW'nin Distribütörü Borusan Otomotiv'in İcra Kurulu Başkanlığı'nı yürütüyor. Otomotiv dünyasında renkli kişiliğiyle tanınan duayen isim Eşref Biryıldız'la hoş bir sohbet gerçekleştirdik. Dünyaya yeniden gelse otomotivci olacağını söyleyen Biryıldız, Avrupa Finali'nde oynayan Ronaldo gibi futbolcu olmaya da sıcak bakıyor.

Dünyaya bir daha gelsem, yine otomobil sektöründe çalışırım cümlesi sizin için ne ifade ediyor?

Otomotivi 35 yıl boyunca, birbirinden değerli iki yerli grupta, birbirinden değerli üç yabancı üreticide, çok değerli 7-8 markada, bir uçtan diğerine, en alttan en üste, toptandan perakendeye, üretimden satışa bu kadar geniş ve heyecanın hiç eksik olmadığı bir yelpazede yaşamak herkese nasip olacak bir şey değil. Bu yüzden kendimi çok şanslı addediyorum. Ancak Avrupa Şampiyonası Finali'nde tünelde bekleyen futbolcuların heyecanını ve ardından yeşil alana adım atarlarken seyircilerin uğultusunu duyunca eşime "çok isterdim onlardan birinin yerinde olmak" dedim. Ya da Mor ve Ötesi'nin vokalisti olmak isterdim. Gripin'in ya da Yüksek Sadakat'in. MFÖ'den biri diyemiyorum, bunu kim istemez ki? Fark ettiyseniz otomobilden vazgeçemiyorum. Bu iki işi yapanlarda, özellikle futbolcularda otomobil merakı had safhada zira.

Borusan Otomotiv'in bu yılki satış hedefleri nedir?

Her yıl bir önceki yıldan daha fazlasını satmak isteriz. Kullanılmış araç ve motosiklet hariç 2009'da 8 bin 961 adet satmış iken, 2013'de 23 bin 585 adet, 20015'de 34 bin 873 adet satmış durumdayız. Gerçek olan şu ki bu artışları her yıl gerçekleştirmek kolay değil. Geçen yılın üzerine çıkabileceğimizi düşünüyoruz.

BMW bizi çantada keklik görüyor

BMW, 'de en çok satan premium marka unvanını koruyor. Bu durum, genel merkezde nasıl yankı buluyor? Onları buna alıştırdığımız için çok pişmanız. Çünkü koşullar ne olursa olsun her defasında "nasılsa başarırsınız siz" şeklinde bunu çantada keklik olarak görüyorlar. Şaka bir yana sadece liderlik değil başarımız. Diğer başarımız BMW'nin tüm dünyada en yüksek pazar payına sahip olduğu ülkenin ne Almanya, ne Çin, ne ABD, ne İngiltere ne de İsviçre değil, olması. Hem de son dört yılda üç kez. Tabii bu gözlerin sürekli üstümüzde olmasına neden oluyor. Ama buna razıyız. Her genel toplantıda işaret edilmek, ödül kazanmak, referans gösterilmek, sahneye çağrılmak. Daha güzel ne olabilir ki?

Türkiye'yi 'ne eksiğim var' düşüncesi canlı tutuyor

Türkiye'de zengini fakiri lüks markalara sahip olmak istiyor. Sizin bu konudaki yorumunuz nedir? Bu hoş bir yorum oldu. Ben tam olarak öyle olduğunu düşünmüyorum ama varsayalım ki öyle. Türkiye'de insanların tamamı bulunduğu yerden bir yukarı gitmek istiyor. Bir müddet sonra hep bir kademe daha. Bence ülkemizin canlılığı bundan kaynaklanıyor. Teknoloji merakı, telefon merakı, dizi merakı, giyim merakı, araba merakı, tatil merakı. Bunlar hep var. On yıl önce bu kalemler bu denli herkesin gündeminde değildi. Benim ne eksiğim var düşüncesi hüküm sürüyor. Nüfus genç. Gençler anne babaları zengin olsun fakir olsun istiyor. Tekrar sorunuza dönersek, bugün herkes sahip olmak istiyor, doğru, Olamıyor elbette. Ama bu, yarın sahip olma gücünü gösteriyor.

Lüks tüketimi sevdik

Premium segmentin hızla büyüdüğünü görüyoruz. Satışlar 5 yılda adeta katlandı. Daha ne kadar büyüyeceğini tahmin ediyorsunuz? Son 10 yılda dünya'da olduğu gibi Türkiye'de de hatırı sayılır büyüme oranları gerçekleşti. 2008-2009 hariç. Çin'in ardından en yüksek büyüme oranları Türkiye'de oldu. Bundan 12 yıl önce Türkiye bazı alanlardaki tüketimde çok geride idi. Bugün lüks tüketim, marka giyinme sevdasına kapıldı. Lüks tüketim artarken, bundan nasibini almaması beklenecek son şey otomobil olurdu.Premium Segment'in payı 2008'de yüzde 6.7 idi. 2015'te yüzde 128 oldu. Bence daha fazla 1.6 litre motor koyacak model kalmadığı için yüzde 13 ila 13.5 oranları lüks segmentin hatırı sayılır bir süre daha aşamayacağı bir oran olacaktır.

Piyango sanki bana çıktı

Premium segmentin en büyük iki markasından birinde yöneticisiniz. Daha önceden de rakip markada üst düzey yöneticilik yaptınız. Otomotiv sektöründe çok fazla görülmeyen bir durum bu... Piyango diye değerlendiriyorum. Okul bitince askerlik için 1.5 yıl bekledim. Sıra vardı askere gitmek için. İş bulamadım çünkü askerlik yapmamıştım. Askerden döndüm uzun süre iş bulamadım. Gazeteler dahil. Çünkü tecrübem yoktu. İşe adam alacak seviyeye geldiğimde 5-6 yılım dolmuştu şirkette. Okuyan öğrencileri işe aldım o hırs ile. Okulu bitirdiler, askere gittiler. Döndüler yönetici oldular. Demek ki oluyormuş, boşuna üç yılım gitmiş. Başlarda en büyük sıkıntım iki şirket arasındaki farklar nedir sorularıydı. Araçlarda ne fark var? Münih ile Stuttgart arasında ne fark var? Borusan Grubu ile MBT arasında ne fark var? Yanıt veremiyordum, neden veremediğime şaşırıyordu soranlar. Sonra bazı farkları söylemeye başladım, ancak kendi yanıtlarımdan kendim kuşku duyuyordum biraz zorlama mı diye.

Yasal Uyarı: Yayınlanan köşe yazısı/haberin tüm hakları Turkuvaz Medya Grubu'na aittir. Kaynak gösterilse dahi köşe yazısı/haberin tamamı özel izin alınmadan kullanılamaz.
Ancak alıntılanan köşe yazısı/haberin bir bölümü, alıntılanan habere aktif link verilerek kullanılabilir. Ayrıntılar için lütfen tıklayın.
YAZARA MAİL GÖNDER