Türkiye'nin en iyi haber sitesi

Akıllı telefonlar sanat eserlerinin arkasındaki emeği ve bilgiyi anlatan medyaya dönüşüyor. Teknoloji hem sanat eserlerinin tasarımında hem de takip edilmesine en güçlü destek oluyor

Dijital dönüşümün etkilediği her insan, aslında sanatçılar da yeni eserler için ilham perisine dönüşüyor. Şimdi sanal ya da gerçek gördüklerimizin esiriyiz, sanatçılar da o ana tanık oluyor! Zenginleştirilmiş gerçek veya sanal gerçeklerden oluşan dünyaya hoş geldiniz. Akıllı telefonlar sanat eserlerinin arkasındaki bilgi ve detayı paylaşmak için kullanılıyor. Modern böyle bir dönüşüm için iBeacon teknolojisini birkaç aydır kullanıyor. Akıllı telefonla yaklaştığınız eser bir anda size bir bilgi akışına dönüşen link oluyor.

ORİJİNAL ESERİN SEÇİMİ
İnsanlar gördüğü acı, şaşırtıcı ve güzel şeylerin ardından "Gördüklerime inanamıyorum" sözünü kullanıyor. Dijital dönüşüm insanı kadar sanatçıların da tanık olduğu zaman tanıklığı. Eskisi gibi görmeme ayrıştırma tutkusu sanatçı ile bilim insanın ortak zaafı haline geldi. Tarihi dönüşümde rol oynayan bilim insanlarının sanata olan tutkusunu anlamak zor değil. Bir kaç yıl önce Perili Köşk'te Borusan Contemporary DATASCAPE sini gezerken insanoğlunun kalıcılık konusundaki beklentisiyle dalga geçen eserlere tanık olmuştum. Tekrar eden hareketlerin zaman düzleminde faklılaştığını düşündüm.

GÖRDÜĞÜNE İNANMA SANAL GERÇEĞE İNAN
Gördüğümüzü daha çok yorumlamak zorundayız. Gerçek ya da sanal ayrımı yapmak giderek zorlaşıyor. Çıplak gözle neleri ve neyi gördüğümüz sergiyi tasarlayanlar şöyle yorumlamış: "Gördüklerimizi atalarımız gibi mi yorumluyoruz? Peyzaj artık çok daha karmaşık bir yapıya ve giderek manzaraya benzeyen sayısız ekranımızın (telefonlar, bilgisayarlar vb.) arayüzlerinin bir bileşimine dönüştü. Japoncada "doğa" sözcüğünün, günlük yaşamımızı oluşturan bir dizi unsur olarak tanımlanması bu noktada önem taşır. Çünkü doğa, hâlihazırda var olan ve insanlar tarafından sonradan üretilenlerin bir bileşimidir. Benzer olarak, manzarayı varoluşsal bağlamda kavrayabilir, bu sayede doğa ve bilgiyi de tekrar gözden geçirebiliriz. Bu 'geliştirilmiş gerçeklik' yeni bir peyzaj… bir datascape'tir."

SEYYAH RESSAMLAR 200 YIL SONRA DİJİTAL TUVALLERDE
Osmanlı'nın son dönemine tanık olmamızı sağlayan seyyah ressamlar İstanbul'u resim tuvallerine baskılara taşıdı. 200 yıl sonra bu resimler dijital tuvaller aracılığıyla bugünün kuşaklarıyla buluşma şansı yakalıyor. Yüzyıllar öncesinin denizine, doğasına, mimarisine, insanlarına tanık olmak isterseniz, Beşiktaş'taki Deniz Müzesi'ni ziyaret edin. 19.yüzyıl ressam seyyahlarından Melling, Schranz, Allom, Bartlett, Lewis ve Ayvazovski'nin İstanbul'u "dijital seyahatnameler" olarak dev boyutlu perdelerde canlanıyor. 12 Mart'ta İstanbul Deniz Müzesi'nde başlayan sergiyi geç keşfettiğime üzülsem de geç de olsa gördüğüme sevindim. Genel yönetmenliğini Bülent Özükan, besteleri ve müzik direktörlüğünü Anjelika Akbar'ın yaptığı sergi, ünlü gravür ve tabloları dev boyutlu ekranlarda İstanbul tutkunlarıyla buluşturuyor. Sanat yönetmenliğini Murat Öneş'in yürüttüğü dijital sergi, Boyut Yayın Grubu'nun dijital restoratör ve küratörlerden oluşan geniş ekibiyle bir yılı aşkın bir zamandır hazırlanıyor. Yalnızca müze ve nadide koleksiyonlarda bulunabilen gravür ve tablolar, büyütüldüğünde ortaya çıkan ilginç detay ve yeni tatlarla izleyicilere sunuluyor. İngilizce ve Arapça altyazılarla desteklenen sergi, İstanbullular'a, şehrin yerli ve yabancı ziyaretçilerine keyifli ve nitelikli zamanlar yaşatmayı amaçlıyor.

Yasal Uyarı: Yayınlanan köşe yazısı/haberin tüm hakları Turkuvaz Medya Grubu'na aittir. Kaynak gösterilse dahi köşe yazısı/haberin tamamı özel izin alınmadan kullanılamaz.
Ancak alıntılanan köşe yazısı/haberin bir bölümü, alıntılanan habere aktif link verilerek kullanılabilir. Ayrıntılar için lütfen tıklayın.
YAZARA MAİL GÖNDER