YAZARA MAİL GÖNDER Demirtaş’ın yalanları

YAZARLAR / Sabah.com.tr Yazarları

Devlet, Çözüm sürecini başlatmadan önce yeni bir sayfa açmak istedi. Önce Açılım sonra Habur, sonra Oslo, sonra Milli birlik ve kardeşlik, en sonunda da Çözüm süreci.

***

Sadece devletin istemesi yetmezdi tabii. Daha çok millet istedi. Evladını askere gönderen her ana, çözümü ve barışı talep etti. En çok da Kürt analar istedi. Orada daha kayıt dışı daha belirsiz daha karanlık bir durum vardı. Kürt anaları ne dağa çıkanın ne de ölenin tam olarak ne yaşadığını, nasıl ve ne zaman öldüğünü bile bilemiyordu.

***

Çözüm sürecine karşı olduğu var sayılan Orta Anadolu'da ve Batı bölgelerinde, yapılan olumsuz propagandaya rağmen millet, süreci yürüten AK Parti'nin oylarını yükseltti.

***

Herkesin istediği şey, 30 yıldır 40 bin cana mal olan akan kanın durması, ülkeye barış ve huzurun gelmesiydi.

Devlet, inkar, ret ve asimilasyon politikalarını reddederek paradigmasını değiştirdi. Kürtçeye özgürlük için inkar edilemeyecek adımlar atıldı. Kürtlerin gasp edilen hakları için adımlar atıldı, bölgeye halka insan gibi davranan yöneticiler atandı, işkence ve faili meçhuller son buldu.

***
Sonra ne olduysa ortaya "Sünni" olduğunu iddia eden DAİŞ çıktı. Önce Irak'ta sonra Suriye'de Sünni Kürtlere saldırdı.

ABD, DAİŞ çetelerine karşı "Sünni Kürtlere yardım" için PYD'ye yardım etti. Sonra Demirtaş ABD'ye gitti. DAEŞ Kobani'ye saldırdı. Türkiye 2 günde 200 bin Kürde kucak açtı. ABD'den dönen HDP heyeti 6-8 Ekim çağrısı yaptı ve 52 Kürt katledildi.

Peşmerge Türkiye üzerinden Kobani'ye geçti. Türkiye bütün imkanlarını seferber ederek Kobani halkına yardım etti. Hatta Barzani "Kobani düşmediyse Türkiye sayesindedir" diyerek Türkiye'ye teşekkür etti.

***

Daha ileri adımlar atılabilmesi için de Meclis'in yeni, özgürlükçü ve sivil bir anayasa yapması gerekiyordu. Bunun için terörün bitmesi, sivil siyasetin elinin güçlenmesi şarttı.

Ve son seçimlerde MHP kadar vekil çıkardı HDP. 80 vekilli HDP, PKK'yı 'düz ova'da siyaset yapmaya ikna eder zannetti herkes.

***
Çözüm sürecinin meşru muhatabı HDP, 'barış' derken "Kobani", "Rojava devrimi", "Kanton", "DAİŞ" sesleri çözüm sürecini de barışı da unutturdu. Diyarbakır'da, Suruç'ta bombalar patladı, insanlar katledildi.

Ve en son gelinen nokta.

Türkiye, Erdoğan'ın Başbakanlığı döneminde DAİŞi terör örgütü ilan etmiş ve DAİŞ'le mücadele eden uluslararası koalisyonun önemli müttefiklerinden biri. Bu terör örgütüyle mücadele konusunda elinden geleni yapıyor Türkiye.

Barıştan, süreçten, düz ovada siyaset yapmaktan bahseden HDP, batılı başkentlerde üretilen yalana yapıştı: "Türkiye DAİŞ'e yardım ediyor." Hatta bu yalanı kendisi üretti.

Demirtaş, Türkiye olmasaydı Kobani'nin bugün DAİŞ'in elinde olduğunu bilmesine rağmen insanların gözünün içine baka baka yalan söylüyor, manipüle ediyor.

***

Suruç'ta patlayan bomba ve katledilen 32 gencimizin ardından hepimizin ciğeri yandı. Irkına, diline, dinine, mezhebine düşüncesine bakılmaksızın toprağa düşen her genç ciğerimizi yakıyor.

Bütün bu olaylar olurken Demirtaş yine Kürt gençlerinin canı üzerinden siyasi hesaplara sığındı. "Halkımız kendini korumalıdır" açıklaması yapan Demirtaş, insanların silahlanmasını ve sokağa dökülmesini istedi. Hem de 7-8 Ekim'in kanı ellerindeyken.

Sonra hedefine milletin yüzde 52 oyunu alan Cumhurbaşkanı Erdoğan'ı koyup "Bir başsağlığı bile dilemedi Suruç'a" diyerek göz göre göre yalanlarına devam etti.

Dün de Ceylanpınar'da PKK evinde uyurken iki gencecik polisimizi sinsice enselerine ateş ederken şehit etti.

Ne Demirtaş'tan ne Figen Yüksekdağ'dan ne HDP'li vekillerin ağzından ne de solcu olduğunu iddia eden ve en küçük olayda devleti suçlayan entel takımının ağzından PKK terörünü lanetleyen tek kelime çıkmadı. Yani HDP'nin Türkiye partisi olma söylemi de yalan.

Sonuç olarak HDP, silahla, terörle tehditle arasına mesafe koymalı. Meşru zeminde sivil mücadele yürütmelidir. Yoksa akacak kandan direkt sorumludur. Bu millet de bunun hesabını elbette sorar.

Yasal Uyarı: Yayınlanan köşe yazısı/haberin tüm hakları Turkuvaz Medya Grubuna aittir. Kaynak gösterilse dahi köşe yazısı/haberin tamamı özel izin alınmadan kullanılamaz.
Ancak alıntılanan köşe yazısı/haberin bir bölümü, alıntılanan habere aktif link verilerek kullanılabilir. Ayrıntılar için lütfen tıklayın.