YAZARA MAİL GÖNDER Milletten kaçarak siyaset yapılmaz

YAZARLAR / Sabah.com.tr Yazarları

7 Haziran'dan bu yana Türkiye, siyaset maratonunun en uzun kaçışlarını izliyoruz. Muhalefet partilerinin yaptığı koşmak değil kaçmak.
Koalisyon kuralım? "Hayır!"
Sizin 'blok' kursun? "Hayır!"
Azınlık hükümeti? "Hayır!"
Seçim Hükümeti? "Hayır!"
Geçici seçim hükümetine bakan verin? "Katiyen olmaz!"
***
Başbakan Davutoğlu'nun ısrarla vurguladığı bir şey var. "Millet de tarih de muhalefet partilerininin liderleri de şahittir ki 7 Haziran'dan bu yana her türlü uzlaşı için kapımızı açık tuttuk, bütün kapıları sürekli çaldık" diyor.
Evet, AK Parti her yolu denedi, uzlaşı aradı, kapılar defalarca suratına kapandı. Anayasa gereği Cumhurbaşkanı Erdoğan önceki gün Başbakan Davutoğlu'nu ülkeyi 1 Kasım seçimlerine götürecek geçici seçim hükümetini kurmakla görevlendirdi.
***
Halk, bu sürece nasıl gelindiğini saniye saniye izliyor.
"Sıkıyönetim ilan edilsin" diyen Bahçeli, hangi şartlarda sıkıyönetim ilan edileceğini biliyor. Terörle mücadeleyi "sıkıyönetim" ilanı ile çözmek isteyen Bahçeli, eski Türkiye manzaraları yaşanmasını istiyor. Öncelikle MHP tabanı bu "Her şeye karşıyım" tavrından çok rahatsız.
Ve bu rahatsızlık, dün MHP'li Tuğrul Türkeş'in, Başbakan Davutoğlu'nun bakanlık teklifine "evet" demesiyle iyice gün yüzüne çıktı.
Bu kadar negatif, bu kadar 'istemezükçü' tavır gösteren partiler, sittin sene iktidar koltuğuna oturamaz, koalisyonla olsa bile oturamaz. Çünkü millet her zaman yapıcı siyasetin yanında yer alır.
CHP ve MHP'nin kategorik olarak her şeye "hayır" demesi, AK Parti'yi siyasal mühendislik kurnazlığıyla HDP ile birlikteymiş gibi gösterme çabası, Türkeş'in "devleti" önceleyen, gerçekçi tutumuyla paramparça olmuştur.
Gerçek milliyetçilik, Bahçeli'nin 'sıkıyönetim' istediği bu zor günlerde, Tuğrul Türkeş gibi görevden kaçmamaktır. Tuğrul Türkeş kendisine yakışanı yaptı. Devletin verdiği göreve sırtını dönmedi.
***
Bahçeli, önceden zor zamanlarda her daim milli duruş sergilerdi. Ne zamanki 17-25 Aralık ihanet operasyonu oldu ve Bahçeli'ye de birşeyler oldu.
Erdoğan karşıtlığında HDP ile yarışan bir MHP'yi milliyetçiler bile anlamlandıramıyor.
Hele son günlerde AK Parti'yi HDP'den bile daha "bölücü" göstermeye çalışan Bahçeli'ye kendi partisi inanıyor mu?
MHP seçimden bu yana yaşananlara bakın.
Partisine eleştiriler yönelten Sinan Oğan ihraç ediliyor.
Devletin verdiği bakanlığı kabul edip HDP'li üyelerin olacağı kabinede yer alarak kararlılığını gösteren Tuğrul Türkeş'e hakaretler sıralanıyor.
MHP belli ki Türkeş'i de ihraç edecek. Zaten disiplin kuruluna ihraç istemiyle sevkedildi Türkeş.
Peki MHP bütün bunları kendi tabanına nasıl anlatacak yoksa kendi tabanını da mı ihraç edecek?
***
Milletin lehine olacak bir Anayasal bakanlık teklifine bile "hayır" demenin adı "koltuğu reddetmek" değildir. Bu yıkıcı tutumu "Koltuk sevdalısı değiller koltuğu reddettiler" gibi makyajlamaya çalışmak çok anlamsız. Zaten 2 ay oturulacak bir bakanlık koltuğunun, makam hırsı meselesi değil Türkiye'nin siyasi sıkışmılığına karşı "görev" olduğunu herkes biliyor.
Anayasa'nın verdiği bu göreve bile hayır demenin tek anlamı vardır; Türkiye'ye sırt çevirmek!
Hele Bakanlık yapmayı "Satılmışlık" olarak gören siyasetçilere ne demeli? Bu görevi kabul edecek kadar "satılmış" değillermiş. Oldu olacak elinize silah alıp dağa çıkın(!) Siyasi görevi "satılmışlık" olarak görenler niye Meclis'e girmeye can atar ki?
***
Kim hangi köşede, kimlerle iş tutarak bu milletine iradesini haksız terazilerde tartmaya kalkarsa kalksın. Artık kararı millet verecek.
Ve tartısı sağlamdır milletin...

Yasal Uyarı: Yayınlanan köşe yazısı/haberin tüm hakları Turkuvaz Medya Grubuna aittir. Kaynak gösterilse dahi köşe yazısı/haberin tamamı özel izin alınmadan kullanılamaz.
Ancak alıntılanan köşe yazısı/haberin bir bölümü, alıntılanan habere aktif link verilerek kullanılabilir. Ayrıntılar için lütfen tıklayın.