YAZARA MAİL GÖNDER Kürtleri bile bıktırdılar

YAZARLAR / Sabah.com.tr Yazarları

HDP Eş Başkanı Demirtaş, Ankara'da 97 canı katleden terör olaylarının ardından ağzından 'kan' damlayan açıklamalar yaptı. Ve ardından yüz binlerin sokağa çıkarak cenazeleri karşılamasını istedi.

Olmadı. Millet sükunet içerisinde, acısını kalbine gömerek itidalli bir şekilde hayatını kaybedenlere karşı son görevini yerine getirdi.

***
Son iki aydır HDP ve Kandil'den gelen çağrıların toplumsal karşılık bulmadığı bir gerçek. Serhıldan-başkaldırı" çağrıları yapıyorlar, Kürtler yanaşmıyor.

6-8 Ekim'deki gibi "isyan" ve "direniş" diyorlar, evlerinden dışarı çıkan yok. HDP'liler, "Hadi yüz binler Cizre'yi kurtarmaya gidiyoruz" diye bağırıyor. Etraflarındaki 30 kişiye fazladan bir kişi eklenmiyor.

Okulların açıldığı hafta hatırlayın. Kandil ve HDP, "T.C'nin okullarını boykot ediyoruz" demişti. Yine de Kürtler çocuklarını okula göndermekten vaz geçmedi.
Cenazeler üzerinden oluşturulmak istenen yeni "6-8 Ekim olayları" girişimlerine de millet itibar etmedi.

***
Çünkü yıllardır zulmün, şiddetin, işkencenin, baskının daniskasını yaşayanlar, 3 yıldır Çözüm Süreci ile gelen 'huzuru' ve elde ettikleri hakları, PKK gibi kolayca kör şiddete kurban etmek istemiyor. PKK ve siyasi uzantısı, sadece yukarıdaki gelişmelere bakarak bile sosyolojiyi kaybettiklerini görebilir.

***
Üçüncü bir ülkenin 'taraf' olmadığı yerli ve milli Çözüm Süreci'ni bitirme kararı alan PKK, bu işin sonunun nasıl biteceğini sanıyordu acaba?

Türkiye içinde ve dışında iki binin üzerinde mensubunu kaybedeceğini bilmiyor muydu?

Serhıldan çağrıları, okul boykotları, direniş edebiyatı artık Kürtleri bıktırdı. Otuz senedir tüm bunların Kürtlere kan ve gözyaşından başka geri dönüşü yok.

Dindar Kürtler, PKK'ya karşı otuz yıldır belki de ilk kez bu kadar net bir tavır alıyor.
Bölgede yaşayanlar, Kürtlerin PKK çağrılarına kulak asmamasının PKK için ne anlam ifade ettiğini iyi bilir.

Bölgede insanların sokaklara dökülüp PKK'yı lanetlemesi veya medyaya konuşması "ölüm riski" nedeniyle çok zor. Sokakta kendi arasında konuşanlar bile "ihtiyatlı" konuşmak zorunda olduğunu hisseder.

***
Bu yaşananlardan şu çıkıyor ortaya:
Türkiye'nin batısına ve diğer bölgelerine, siyasete, dine yabancılaşan PKK ve bileşenleri, artık Kürtlere de yabancılaşıyor.

Aslında Kürtlerin PKK'ya isyanı son terör olaylarından çok önce başladı. Kırılma noktası, Diyarbakır Belediyesi önünde "Çocuğumu dağa götürenlerden geri istiyorum" diyen Kürt annelerin haykırışı oldu.

Kürt sosyolojisinin dönüştüğünü anlayamayan PKK ve siyasi uzantıları, "PKK'lı çocuklar"ın annelerinin isyanını algılayamadı, okuyamadı.

Öyle ki hatırlarsanız Demirtaş bile PKK'lı çocukların annelerini, "MİT'ten para almakla" suçlamıştı. Kürtler adına silahlı siyaset yaptığını zannedenler, terör kurbanlarının ailelerinin kendilerine sempatiyle değil nefretle baktığını bir türlü görmek istemiyor.

***
PKK polis, asker, sivil, Türk, Kürt dinlemeden saldırdıkça Kürtler tarafından bile lanetlenen bir terör örgütü olarak tarihin çöp tenekesine gidecek.

Dün Diyarbakır'ın Sur ilçesinde hendekleri kapatıp barikatları kaldıran polislere, halkın gösterdiği sevgiyi veriyordu televizyonlar. 6 aydır mahallelerindeki camide ezanı yasaklayan PKK'ya kızan bir Diyarbakırlı anne, Kürtçe dualar ediyordu güvenlik güçlerine.

Hâlbuki iş, Kürtlerin bile nefretini çekecek boyuta varmayabilirdi.
Çözüm Süreciyle dağdan inip gerekirse Avrupa'da hayat sürecek bir şans yakalamışlardı.
Kendileri etti...

Yasal Uyarı: Yayınlanan köşe yazısı/haberin tüm hakları Turkuvaz Medya Grubuna aittir. Kaynak gösterilse dahi köşe yazısı/haberin tamamı özel izin alınmadan kullanılamaz.
Ancak alıntılanan köşe yazısı/haberin bir bölümü, alıntılanan habere aktif link verilerek kullanılabilir. Ayrıntılar için lütfen tıklayın.