Türkiye'nin en iyi haber sitesi

14 yıldır bir değişim yaşıyor. Devlet değişti, halk değişti. Kürtler de Türkler de değişti. Değişimin en net görüldüğü yerlerden biri de Diyarbakır.

Nevruz'lu, 'faili meçhul'lü, 'Beyaz Toros'lu günlerden bu yana Diyarbakır'da insanların devlete bakış açısı kesinlikle eskisi gibi değil. Bölgeye sık sık gidip gelen, oradan güzel ve kalıcı dostluklarla dönen biri olarak bu değişime tanıklık eden öyküler dinledim.

PKK ve bileşenleri, zihnen eski 'de kaldı. Hâlbuki 'de son 14 senede devlet de değişti, bölge de değişti, bölge halkı da değişti.

Kürtler, devletin eski devlet olmadığını hele hele Çözüm Süreci'ndeki yaklaşımlardan sonra çok daha iyi biliyor. Ancak PKK ve HDP'liler halen bu değişimin farkında olmadan 90'lı yılların kafasıyla siyaset yerine çatışma ve şiddeti seçti. Öyle ki eylemleri de söylemleri de maalesef şiddet dolu.

***

Operasyonlarda sona yaklaşılırken, PKK'nın şehir yapılanmalarında çözülmeler sürerken yaşananlara ilgili Diyarbakırlılar ne düşünüyor acaba? Bazı Diyarbakırlı arkadaşlarımla bir araya geldik. Bizzat onların ağzından dinlemek istedim bazı gerçekleri.

Doğduğundan beri Diyarbakır'da yaşayan V.D. ile son dönemde neler yaşanıyor bölgede deyip başladık sohbete. Kısaltarak sizlere de aktarmak istedim.

'SOSYAL FAALİYET' DEDİKLERİ DAĞA ÇOCUK KAÇIRMA

V.D., önce HDP Eş Başkanı Demirtaş ve HDP ile ilgili bazı kulis bilgilerini aktardı; "Demirtaş'ın mahalle arkadaşıyım. Aslında Selo eskiden kötü biri değildi. Ne olduysa Amerika'ya gitmesinden sonra oldu. Şimdi ise partiyi bırakmak istiyor ama yerine kimi geçirecekler bilmiyorlar. HDP'nin örgüte rest çekme gibi bir şansı yok.

Belediyeleri bile hala terör PKK tarafından atananlar kişiler yönetiyor. HDP'li belediyelerin en çok yaptığı da insanların devletle arasında bir aidiyet duygusu oluşmasını engellemek. Vatandaşların devleti yanında hissetmemesi için ellerinden geleni yapıyorlar ama bölge halkı artık gerçeğin çok farkında. Mesela; Belediyelerin 'sosyal faaliyet' dedikleri örgüt propagandasından başka bir şey değil. Örnek verecek olursam, Diyarbakır'daki Sümerpark 'ta sosyal faaliyet adı altında örgüte çocuk ve genç toplama propagandası yapılıyor. Hedeflerinde de 16-20 yaş çocukları var."

Araya giriyorum, "Aileler ne diyor peki bu duruma?"

– Aileler önceden önem veriyordu sosyal faaliyetlere ama artık çocuklarını buralara göndermiyorlar. Çünkü neyin ne olduğunu herkes çok iyi biliyor.

'ÖZEL HAREKATÇI'YI İHBAR ETTİLER

Bir diğeri söze giriyor:

"Ben Diyarbakır'da doğdum ve büyüdüm. Önceden bazen bakışlarımızı bile suç olarak algılardı polis. Fakat şimdi güvenlik güçlerinin halkla diyalogu eskiye nazaran çok daha iyi. Polis gerçekten çok iyi davranıyor artık bölge halkına. Operasyon bölgelerinde bile sivil halka zarar gelmesin diye büyük hassasiyet gösterildi. Eğitimli ve bölgeyi bilen polislerin buralarda görev yapması çok iyi oldu."

V.D., medyaya da yansıyan "Boynu haçlı PKK'lılar" meselesine geliyor. "Operasyonlar sırasında boyunlarında haç işareti, kolyesi taşıyanları gördük. Kimsenin tanımadığı, bölge veya ülke dışından gelenler herkesi işkillendirdi. Hâlbuki Kürtler dindardır. Niye yalan söyleyeyim, Diyarbakırlılar önceden üç maymunu oynuyordu. Fakat artık teröristleri ihbar ediyorlar. Özel Harekat'tan tanıdığım biri anlattı geçenlerde. Üniformasız bir şeklide belinde silahı ile AVM'ye giriyor. Millet terörist sanıyor ve anında polise ihbar ediyorlar."

Bir Diyarbakırlı ise tanık olduğu bir sahneyi şöyle anlattı: "Geçenlerde bir duvarın kenarında oturan 70-75 yaşındaki amcalar aralarında konuşuyordu. Yanlarına gittim. Birisi şöyle dedi; 'Bunlar neden bizim ülkemizde savaşıyorlar, madem savaş istiyorlar gitsinler Kobani'de savaşsınlar bizim huzurumuzu neden bozuyorlar?" Diğerleri de başlarıyla onu tasdik ettii."

***

HDP ARTIK BARAJI GEÇEMEZ!

Birisi, "Diyarbakır'da sosyolojik anlamda bir kırılma var. Halk HDP ve PKK'ya karşı eskisi gibi yaklaşmıyor. HDP bunda sonra seçimlere kesinlikle bağımsız şekilde girer. Çünkü barajı asla yakalayamaz" deyince bu kanaate nasıl vardığını soruyorum:

"En büyük kırılma Sur'da yaşandı diyor ve ekliyor; "Gariban insanların PKK eliyle evlerinden edilmelerini, evlerin, camilerin, okulların, hastanelerin yakılıp yıkılmasını gördü Diyarbakırlı. Ve bunu hazmedemediler. Artık gasp edilen bütün haklar da iade edildiğine göre 'bu neyin savaşı' insanlar anlam veremedi. Asıl kırılmanın başlangıcı ise daha eski.

Kendi partisiyle girdiği seçimde Türkiye genelinde 4 bin oy almış Figen Yüksekdağ'ın HDP'ye eş başkan yapılması herkesin kafasını karıştırdı. Ateist Türk solu ile ateist Kürt solu tamamen HDP'yi esir aldı. Kürtler çok dindar bir halktır. İnsanlar bunu net gördü ama seslerini çok çıkaramadılar. Fakat şimdi çıkartıyorlar, açık açık konuşuyor bunu insanlar."

KİMSE PKK İSMİNİ DUYMAK İSTEMİYOR

Kürt meselesinin ilk defa Cumhurbaşkanı Erdoğan'ın döneminde bu kadar cesurca ele alındığını, ret, inkâr ve asimilasyon politikalarının açık açık reddedildiğini söyleyen Diyarbakırlılar net bir şekilde, "Bölge halkı "Savaş değil barış olsun" diye gönderdi HDP'yi Meclis'e. Ama Kandil HDP'yi de illegal çizgiye çekti. İnanın Kürtler artık "PKK" ismini bile duymak istemiyor" diye konuşuyor.

Bir Diyarbakırlı ise yaşanan şehit terörü sürecinin Suriye'deki gelişmelerden bağımsız ele alınamayacağını kaydederek şunları söyledi; "Bölge halkındaki en önemli uyanış; Suriye'de iç savaş çıkmasının ardından oluştu. Türkiye'de yaşayan Kürtler tek vatanları olduğunu ve buraya bir zarar geldiğinde gidecek kapılarının olmadığını anladı. Hele Suriye'de yaşayan Kürtlerin halini görünce Türkiye'de yaşamanın farkını çok iyi anladılar. O yüzden de çok belli edemeseler de artık Türkiye Cumhuriyeti devletinin yanındalar."

Seçim sürecinde sahada HDP için çalışan en koyu HDP'lilerin bile yaşanan olaylardan sonra "artık HDP'ye oy yok" dediğini belirten V.D., "İnanın bir şehit haberi geldiğinde bölge halkı çok üzülüyor. 90'lı yıllarda belki çok önemsemiyorlardı ancak şimdi şehit haberlerine ağlıyorlar. Çünkü devletin değiştiğini görüyorlar fakat PKK ve HDP bunu ısrarla göremiyor."

Diyarbakırlı kardeşlerimin sözlerinin üzerine bir cümle eklemek istemiyorum. Bence onların sözleri, her şeyi çok net anlatıyor…

Yasal Uyarı: Yayınlanan köşe yazısı/haberin tüm hakları Turkuvaz Medya Grubu'na aittir. Kaynak gösterilse dahi köşe yazısı/haberin tamamı özel izin alınmadan kullanılamaz.
Ancak alıntılanan köşe yazısı/haberin bir bölümü, alıntılanan habere aktif link verilerek kullanılabilir. Ayrıntılar için lütfen tıklayın.
YAZARA MAİL GÖNDER