YAZARA MAİL GÖNDER Fenerbahçe karakteri!

Türkiye'nin en iyi haber sitesi

SPOR YAZARLARI HABERLERİ

Üst üste iki maç, büyük takım gibi oynadı Fenerbahçe... Portekizli teknik direktör Vitor Pereira da bu karşılaşmaların ardından garip yorumların arkasına saklanmak zorunda kalmadı!

En sorunlu olması gereken dönemin peşinden, "en iyi" Fenerbahçe'nin çıkması ilginç bir ironi oldu. Milli Takım arası nedeniyle takım dört bir yana dağılmışken Fenerbahçe Teknik Direktörü Vitor Pereira Mersin'de, "Çalışmaya fırsat bulamadık" açıklamasını yaparken sahaya çıkan takım resital sergiledi. "Hoca'nın elinin değmediği belli oldu" diye esprili yaklaştık bu oyuna. Gerçek test Molde'deydi. Üç rotasyon ile çıktılar sahaya. Rakibi sahasına kapatıp, kendi oyunlarını oynadılar. Maç boyunca da bu dengenin değişmesine izin vermediler. Üst üste iki maç, büyük takım gibi oynadı Fenerbahçe. Vitor Pereira da, "Ne güzel defans yaptık, rakibe pozisyon falan vermedik" gibi garip yorumların arkasına saklanmak zorunda kalmadı. Sorunlar elbette var. Hem de öyle küçük falan değil. Ama öncelik bir takım karakterinin oluşmasıydı. Geçen sezonlarda Fenerbahçe teknik direktörleri bunu sağladılar. Hükmeden oyun istediler, bunun için antrenmanlar yaptılar ve sahada başaranlara fırsat vererek beklentileri yükselten performanslara sahip oldular. Öyleyse, "Kendimi kaybettim. Hükümsüzdür" yazan ilanın Fenerbahçe için geri çekilmesi zamanı geliyor.

Söylem travması

Ben programları seyrederken veya yaparken Beşiktaş eleştirisi yapanlardaki travmayı çok net fark ediyorum. Muhtemelen siz de sokakta karşılaştıklarınızda aynı şaşkınlığı görüyorsunuzdur. Ne mi oldu? Beşiktaşlıların hemen her sezonda "hakemler bizi yakıyor" söylemleri artık havada kaldı. 12 maçta öylesine lehte hatalar yapıldı ki onlar için, lider oldukları bir puan tablosuna nasıl yaklaşacaklarını da bilemiyorlar. En az dört maçta 10 kişi kalmaları lazımdı. Bunlardan biri de üç puan geride çıktıkları ve kazandıkları Fenerbahçe maçıydı. Bunu özellikle yazıyorum, çünkü gri pozisyonlar üstünden yorum yapmıyoruz. Çok net ikinci sarılar çıkmadı bazı maçlarda. Böylesine bir tolerans ile lider devam ediyorlar. Ve biz bu durumu söyleyip yazdığımızda, yaşananların futbolun içinde olabileceğini söylüyorlar. Elbette var bunlar futbolun içinde. O zaman neden senelerdir bunu kabul etmediler, devamlı bir suçlu bulup, başarısızlık için hakemleri işaret ettiler. Rüzgar sadece yelkenlerini şişirmemiş, adalet anlayışlarını da uçurmuş galiba.

Orman'dan beklenen

Daha ikinci haftada, Gençlerbirliği maçı için Fırat Aydınus atandığında, Beşiktaş Başkanı Fikret Orman, "Biz MHK'nin bu kararlarındaki altyazıyı okuyoruz. Anlamadığımızı sanmasınlar" dedi. Son Sivas maçındaki penaltı kararı, Queresma'nın görmediği kırmızıdan sonra Fikret Orman'dan yeni bir alt yazı açıklaması bekliyorum. 12 haftadır yaşananlardan sonra, bu kararların altında bir yazı var mı, varsa; aslında nedir?

Aslında fark nedir?

Geçenlerde teknik adamların kazanma oranlarıyla ilgili bir araştırma okudum. Birinci yüzde 60 ile Fatih Terim. Yüzde 58 ile Mustafa Denizli, yüzde 51 ile Şenol Güneş var. Sonra... Ersun Yanal (yüzde 43), Hikmet Karaman (yüzde 42), Aykut Kocaman (yüzde 40) ile kendi jenerasyonlarında en fazla kazananlar. Bir de gençler var. Bülent Uygun (yüzde 46), Hamza Hamzaoğlu (yüzde 45), Ertuğrul Sağlam (yüzde 43) ile sıralanıyor. Bu isimler arasında, ikisini farklı yere koymak gerekir; Hikmet Karaman ve Bülent Uygun. Çünkü ikisi de büyük takımda görev yapmadı. Hedef takım hocası olmadan, arkalarında medya desteği, kamuoyu baskısı bulmadan, düşük bütçeli takımlar yönettiler. Bülent Uygun'un genç nesilde birinci sırada yer alması daha da ilginç. Tecrübesi sınırlıyken yeni takım kurdu, o takımı yönetti ve üç sezon zirveye de oynattı. Hep gelecek vaat eden oyuncularda gözümüz. Bir de teknik adamların gelişimini izlemeliyiz. Ne kazandırdılar, nasıl kazandılar?

Pereira'nın faturası

Sezon başından beri söyledikleri ile yaptıklarının arasındaki fark nedeniyle Vitor Pereira'yı inandırıcı bulmadım. Hele hele bilimsel antrenman metotlarına inanmadığını söylemesiyle birlikte O'na güvenmenin hata olduğuna da inanıyorum. Benim için arkasında durulması ve sabredilmesi gereken bir teknik direktör değil. 21 resmi maç yönetti. Sadece son ikisini konuşabiliyoruz. Üstelik elinde mükemmel bir de kadro var. Geçen 19 maçta ağır eleştirdim kendisini. Madem ki kötü de faturayı O'na çıkarttık, son iki iyide de tebrik etmesini bilmeliyiz.

Alper Potuk kilit isim

Eskişehir ve Molde'de sonucu getiren isim Alper Potuk oldu. Takıma girmesiyle birlikte çok şeyi değiştirdi ve farklılaştırdı. Takımı öne taşıması bir yana, top rakipteyken baskı kurma isteğiyle, diğerlerini de ateşledi. Yani; sıkıntıyı yaratan takım mesafesi, Alper'in arkadakileri öne çekmesiyle birlikte kısalmaya başladı. Sadece attığı veya attırdığı goller değil, Alper'in önemi terzi gibi çalışıp, bütün sökükleri diktirmesinden kaynaklanıyor.

Bizim sınavımız

Ailece sınavdan geçiyoruz. Babam; Necati Bilgiç yoğun bakımda. Omur kırığı nedeniyle ameliyat oldu. Sonrasında komplikasyonlar gelişti. Yoğun bakımın müdavimiyiz. Bağcılar Araştırma Hastanesi'nde, Başhekim Prof. Dr. Ahmet Yaser Müslümanoğlu, "Gençlik kahramanım" dediği Necati Bilgiç'i bırakmadı. Sağ olsun, üstüne titriyor. 59 yıldır beraber olduğu eşini o halde gören annem; Perihan Hanım, herkesi ayakta tutmaya çalışıyor. Babam 87 yaşında, haliyle çok arkadaşı kalmadı. Ama yetiştirdikleri, eğittikleri var. Telefonlar durmuyor, hepsi üzüntümüze ortak oluyor. Allah'tan şifa beklediğimiz bu süreci yaşarken herkes için sağlık diliyorum.




Yasal Uyarı: Yayınlanan köşe yazısı/haberin tüm hakları Turkuvaz Medya Grubuna aittir. Kaynak gösterilse dahi köşe yazısı/haberin tamamı özel izin alınmadan kullanılamaz.
Ancak alıntılanan köşe yazısı/haberin bir bölümü, alıntılanan habere aktif link verilerek kullanılabilir. Ayrıntılar için lütfen tıklayın.