YAZARA MAİL GÖNDER Galatasaray 'kaossaray'a dönüştü...
SPOR YAZARLARI HABERLERİ

Fatih Terim'in gidişi sonrası Florya'daki bahar havası yerini gerginlik ve huzursuzluğa bıraktı.
Bu futbolcuların yaşananlara bir tepkisi mi, başarısızlığın getirdiği bir durum mu?
G.Saray başıboştur. G.Saray'ın başındaki otorite yok olunca herkes kendine buyruk hareket etmeye başladı. Zaten futbolcular arasında ciddi ego savaşları var.
Aldıkları paralar arasında büyük uçurumlar mevcut. Yönetim bazı oyuncuları şımartmış ve imtiyazlı hale getirmiş durumda. Tüm bunlar birleşince de G.Saray bir 'kaossaray'a dönüştü. Bunun da miladı Fatih Terim'in G.Saray'dan ayrıldığı gündür. Mesela yönetim Sneijder için "Mancini'den izin alıp yurtdışına tedaviye gitti" diyor. Bir gün sona Mancini "Sneijder'in nerede olduğunu bilmiyorum" diyor.
Olaydan bir gün sonra bazı kaynaklar Hollandalı'nın alacakları nedeniyle gittiğini söylüyorlar. Kim doğru kim yalan söylüyor belli değil. Yönetimin açıklamaları maalesef G.Saray'ın 'çalışan elemanları' tarafından yalanlanıyor. Yazık hem de çok yazık. Milyonlarca Euro'ya kurulan kadro yanlış stratejiler ve politika nedeniyle çok sıkıntılı bir hale geldi.

DAHA ZOR DURUMA DÜŞEBİLİR LER

G.Saray Şampiyonlar Ligi'ne veda ederse ve mevcut 9 puan farkla devre arasına girerse yönetimin tavrı ne olur?
G.Saray'ın Devler Ligi'nde devam etmesi zor. Zor ama imkansız değil.
Üstelik G.Saray yenilip, Kopenhag Madrid'ten puan alırsa Avrupa'ya veda ediyor. Mancini "transfer" diyor. G.Saray ve Türk futbolu Arap şeyhlerinin sahip olduğu Manchester City kadar zengin değildir. Zaten elinde korkunç, çok pahalı ve şişmiş bir kadro var. Buradan hangi oyuncuları göndereceksin de onlardan iyisini getireceksin bilemiyorum. Oynamayan Amrabat, Bruma ve Riera'nın maliyetleri 20-25 milyon Euro ediyor. Bu adamları göndermek maliyet. Bunlardan daha iyilerini getirmek daha da büyük maliyet. Bir taraftan SPK, bir taraftan borçlar, bir taraftan da Devler Ligi'nden gelecek paraların kesilmesi G.Saray'ın durumunu daha da zor hale getiriyor.

***
SABRİ'DEN KAPTAN OLMAZ!

G.Saray'da sürekli forma giyen Selçuk kaptanken yedek oturan Sabri'nin birinci kaptan olması doğru mu? Bu tercih takım içinde bir otorite krizi yaratıyor mu?
Sabri'yi insan olarak hiç tanımıyorum ama yıllardır futbolcu olarak sahada izliyorum. Sabri'den takım kaptanı olmaz. Drogba, Selçuk hatta başka bir oyuncu olabilir. Ama Sabri takım kaptanı olamaz. Fakat bu durum Melo'nun Sabri'ye yapmış olduğu saygısızlığı da ortadan kaldırmaz. Melo arızalı bir futbolcu. Rakibe karşı, hakeme karşı, takım arkadaşlarına karşı sürekli mütecaviz davranıyor. Dedik ya G.Saray'ın şu anda ciddi bir kılavuzu, ciddi bir başı ve ciddi bir otoritesi yok.
***
BEŞİKTAŞ'IN EKSİĞİ KALİTE VE DENEYİM

Rakiplerinden daha genç bir takım olmasına rağmen Beşiktaş, G.Saray ve F.Bahçe maçında da ikinci yarılarda oyundan düşerek puan kaybetti. Sizce bunun sebebi nedir?
Beşiktaş'ın oyunu tutmayı bilmemesi en önemli sebep. Öne geçseler de, bir kişi fazla oynasalar da oyun kontrolünü ve inisiyatifi rakibe veriyorlar. Bunun temel nedeni kalite ve deneyim. Özellikle lider bir oyuncu olmaması da Beşiktaş açısından önemli bir handikap. G.Saray derbisinde öne geçtiler ama kaybettiler. F.Bahçe derbisinde ilk yarıyı önde bitirdiler, üstelik bir kişi fazla oynamalarına rağmen ikinci yarı maçı kazanamadılar. F.Bahçe'nin biraz şansı olsa ya da hakem doğru kararlar verse Beşiktaş bu maçı da kaybedecekti. Ama sorun asla fizik kondisyon değil. Beşiktaş, koşan dinamik bir ekip. Diğer bir problem de kontratağa uygun oyuncu tipi fazla yok.
Bilic ve Ersun Yanal'ı değerlendirdiğinizde hangisi kazanmak için doğru hamleleri yaptı?
F.Bahçe kaybetseydi fatura önce Meireles'e sonra Ersun Yanal'a çıkacaktı. Zira F.Bahçe ilk yarıda 10 kişi olmasına rağmen 2-1 öne geçti. Yanal, bu dakikada Sow veya Emenike'den birini oyundan alıp bir orta saha oyuncusu sokulup burada sayısal eşitliği ele alabilecekken bunu yapmadı ve devrenin sonlarında F.Bahçe mağlup duruma düştü. Eğer ikinci yarı Beşiktaş farkı açabilse ya da maçı kazanabilseydi bu sefer Yanal eleştirilecekti. Sonuçta bu ülkede sportif eleştiriler genelde skorlar üzerinden yapılmakta.
***
MUSTAFA AKÇAY BİR FENOMEN

Bir haftada iki lig, bir Avrupa maçı kazanan Trabzon'da taşlar yerine oturmaya başladı mı?
Trabzon çok garip bir takım.
İçerde kazanıyor, Avrupa'da kazanıyor ama deplasmanda aynı oranda başarı gösteremiyor.
Üstelik deplasmanda kontratağa uygun oyuncu yapısı da var. Ama ne olursa olsun bugüne baktığımızda Trabzon başarılıdır. Üstelik başlarında Mustafa Reşit Akçay gibi bir çok kişinin dudak büktüğü ama bence gerçek bir fenomen var. Teknik adamlık hayatının Süper Lig'deki ilk yılında bence büyük bir başarıya imza attı.
Takımda çok farklı oyuncular var. Kozmopolit bir takım.
Buna rağmen Akçay tüm Türk futboluna 'ben buradayım' algısını verebiliyor.
***
F.BAHÇE'NİN TEK HANDİKABI...

2013'te derbiler bitti, F.Bahçe puan farkını korudu. Bu durum lig sonuna kadar devam eder mi? Etmemesi için hiçbir neden yok.
Fizik, kadro kalitesi ve moral olarak rakiplere büyük üstünlükleri var. Tek handikapları ikinci yarıda G.Saray, Trabzon ve Beşiktaş ile deplasmanda oynayacak olmaları. Bu maçları az kayıpla geçerlerse şampiyon olmamaları için hiçbir neden yok. Ama özellikle G.Saray toparlar ya da Beşiktaş takviyelerle daha güçlenir ve F.Bahçe'den sürpriz kayıplar gelirse lig yeniden başlayabilir. Ama bu da pek kolay görünmüyor.

Yasal Uyarı: Yayınlanan köşe yazısı/haberin tüm hakları Turkuvaz Medya Grubuna aittir. Kaynak gösterilse dahi köşe yazısı/haberin tamamı özel izin alınmadan kullanılamaz.
Ancak alıntılanan köşe yazısı/haberin bir bölümü, alıntılanan habere aktif link verilerek kullanılabilir. Ayrıntılar için lütfen tıklayın.