Türkiye'nin en iyi haber sitesi
BÜLENT TİMURLENK

Limandaki gemi ve karadaki fırtına

Beşiktaş’tan ayrılırken kimse futbol bilgisini sorgulamıyordu Abdullah Avcı’nın, ama acımasız ‘Kaç kupan var’ sorusu başarı ölçüsüydü. Başkan Ahmet Ağaoğlu’nun ona duyduğu güven, gemiyi dalgalara karşı korudu. Transferler onun sistemi üzerine, erkenden yapıldı, şampiyonluğa koştu. Bütünleştiği taraftarın yaşadığı o muhteşem kutlama da ‘Karadaki Fırtına’ idi

Ekim 2019'du, Abdullah Avcı yönetimindeki Beşiktaş'ta işler yolunda gitmiyordu. Wolverhampton maçının ardından "Kimse benim teknik adamlığımı sorgulayamaz" dediğinde gerilen sinirleri, bana SABAH Pazar ekinde bir yazıya ilham kaynağı olmuştu. "Hiç kimse futbola hayatını vermiş, 20 yıldır teknik adamlık yapan bir insanın futbol bilgisini sorgulayacak kadar hadsiz değildir sanırım" demiş, ardından sadece futbolda değil hayatta da başarısızlığın başarı kadar yeri olduğuna gelmiş ve şu satırlarla bitirmiştim: "Abdullah Avcı şimdi üç maç kazanırsa daha iyi teknik adam olmayacak." Çok okuyan, izleyen ve kendine yatırım yapan bir insan olarak o da herkes gibi şunu yapıyor aslında; çok sevdiği yazarın yeni romanını, her albümünü aldığı grubun son albümünü, iki kişinin yirmi saniye birbirlerine bakıp konuşmadığı senaryosu zayıf, süresi uzun kimi Türk dizilerini beğenmeyebilir... Okumayı, dinlemeyi, izlemeyi bırakmaz ama…

SEYİR DEFTERİ ZAMANI GELDİ
Beşiktaş ile yolları ayrıldığında okumayı, izlemeyi bırakmayacağını elbette hepimiz biliyorduk. Bir teknik adam için acımasız başarı ölçüsü "Kaç kupan var?" sorusuydu. Avcı, Başakşehir yıllarında takımını ilk beşe oynatan, oyuncuların gelişimine ve değişimine katkıda bulunan bir oyun planı olan ve bunu daha öteye götürebilmek için sürekli futbol düşünen ve konuşan başarılı bir teknik adamdı ama evet; hikâyenin sonunda insanlar gemiyi limana yanaştıran kaptanın seyir defterini okumak istiyordu, o sayfalardaki fırtına günlüklerini değil…

YABANCI OYUNCU SORUNSALI
Trabzonspor, pandemi yüzünden lige ara verildiğinde Başakşehir ile aynı puana sahipti. Bugün dönüp geriye bakıldığında o iki aylık ara ve 8 hafta seyircisiz maçlar olmasa belki de bordo-mavili takımın şampiyonluk hasreti 2020 yılında bitecekti. Galatasaray'daki Torrent örneğinde olduğu gibi Newton ile sezona başlamak büyük riskten de öteydi. Abdullah Avcı sezon başında da Trabzonspor ile anlaşabilirdi ama olmadı. Newton görevi bıraktığında zirveyle olan puan farkından daha önemlisi, o yaz döneminde yapılan yabancı oyuncu transferlerinin (Marlon, Baker, Flavio, Afobe, Plaza) Süper Lig'de şampiyonluğa oynayacak bir takım için inandırıcı olmadığı gerçeğiydi.

KARŞILIKLI GÜVENLE NOKTA ATIŞI
Avcı, üç oyuncuyu (Diabate, Bilal, Plaza) yeterli görmediği için kadro dışı bırakarak başladı. 9. haftada aldığı takım, puan tablosunda ne kadar yukarıda bitirirse kârdı ama gelecek sezon için temelleri de atmanın vaktiydi. O günlerde Başkan Ahmet Ağaoğlu'nun, Avcı'nın futbol aklına güvenip transferde tek seçici olarak gücü devretmesinin de hakkını vermek lazım. İspanya'da Barcelona ve Real Madrid, ligin diğer takımlarında parlayan sadece İspanyol değil yabancı futbolcuları da kadrolarına katarlar ve bunu diğer liglerden fazla yaparlar. Trabzonspor artık elini çabuk tutan adamdı. Bakasetas gibi transferin gözde adamını yaz dönemine bırakmadan, Berat gibi bir genci İstanbul takımlarının radarındayken ara transferde kadrosuna kattı…

AVCI'DAN İTALYAN İŞİ TRANSFER

İtalya'da iki yıldır şampiyonluğu İnter ve Milan'a kaptıran Juventus'un yönetimi bugünlerde transfer modeli olarak ikiye bölünmüş durumda. Paul Pogba ve Angel Di Maria gibi tecrübeli oyuncuları mı alalım yoksa geleceği parlak genç yıldızları mı… Abdullah Avcı'nın geçen yaz bu iki modelden birincisini tercih ettiği ortada. Transfer sezonunun açıldığı hafta gelen Peres, Gervinho ardından "Maestro" Marek Hamsik ve Cornelius, Avrupa'nın en popüler değil ama kült ligi Serie A patentli yıldızlardı. Hugo'nun da geçmişinde İtalya olduğunu hatırlarsak, Avcı'nın şampiyon olabilecek bir kadronun inşasındaki kriterlerinin net olduğunu görebiliriz.

DEFANSLAR ŞAMPİYON YAPAR
Futbolun artık klişe olmuş iki başarı kriteri var; atanın ve tutanın iyi olacak… Uğurcan kalede şüpheye yer bırakmazken, Cornelius'tan bir Sörloth performansının da gelmesinin zor olduğu bir kadroda elbette ki Nwakaeme'nin ve Bakasetas'ın skor gücü Avcı'nın şampiyonluk hesaplarında yazıyordu. İkinci kriter, "Forvetler yarışta tutar, defanslar şampiyon yapar." Avcı'nın takımı şampiyonluğu en çok atan değil en az yiyen takım unvanıyla kazandı. Başakşehir ile Galatasaray'a şampiyonluğu kaptırdığı sezonda Epureanu'nun sezonu kapatması ve Da Costa'nın satılmasıyla defans göbeği çöken Avcı, benzer bir kaosu Trabzonspor'da yaşamadı değil.

VİSCA GELDİĞİ GÜN 'ŞAH' DEDİ
Önce Edgar sezonu kapatırken, Vitor Hugo uzun süreli sakatlanmış ve 8+3'ün kıskacında yerli sol bekten istediğini alamayan teknik adamın kadro derinliği kaybolmuştu. Dorukhan ve Ahmetcan'ın bu dönemin atlatılmasında rolü elbette büyük oldu. Berat gözden düşerken devreye Siopis girmiş ve Bakasetas'ın yokluğunda Abdülkadir Ömür 3 maçı arka arkaya almıştı. Defansın zora düştüğü günlerde arkasına çok da bakmadan yol alan Avcı'nın şampiyonluk yarışında "Şah" dediği gün Edin Visca'nın imza attığı gündü. Eski öğrencisi bu ligin tabelacısıydı, golleriyle ve asistleriyle "Mat" diyecek, Avcı'nın veziri olacaktı ligin ikinci yarısında…

ÇIKARDIĞI DERSLERLE İLMEK İLMEK ŞAMPIYONLUĞU İŞLEDİ

Şampiyonluğun ilanından sonra kaybedilen Başakşehir, kârlı zeminde penaltılarla yitirilen Çaykur Rizespor maçını bir kenara ayırırsak Avcı'nın takımının ligde gerçekten de mağlubiyeti hak ettiği ve kaybettiği Antalyaspor maçı kalıyor geriye... Elbette buna Türkiye Kupası'nda yarı finalde vedayı getiren Kayserispor rövanşını da eklemek lazım. Abdullah Avcı, 20 yıllık kariyerinde ilk şampiyonluğuna kavuşurken ve Trabzonspor'un şampiyonluk görmeyen insanlarını mutluluktan uçururken elinde sihirli bir formül yoktu. Kaybettiği günlerden çıkardığı dersler, bu ligde şampiyon olabilmek için kalitesi yüksek yabancı futbolcular, şehir ile kurduğu samimi iletişim, kulübün efsane isimlerine verdiği değer ve elbette pandemi yasakları kalktıktan sonra tribünlerde tek boş koltuk bırakmayan taraftara yaptığı çağrılar…

JOSE MOURİNHO'NUN SÖZLERİ BOŞA DEĞİLDİ
Roma Teknik Direkörü Jose Mourinho, Konferans Ligi play-off'unda karşılacağı Trabzonspor için "Şampiyonlar Ligi seviyesinde bir takım" tanımını yaptığında bunu kendi takımının rakibi hafife almaması için söylediğini de düşünebilir ya da Portekizli'nin kadroya baktığında başta Hamsik olmak üzere Serie A geçmişli oyunculara saygısından dolayı bunu dediği aklınıza gelebilir. Trabzonspor gerçekten de Şampiyonlar Ligi seviyesine sadece bir tur uzakta. Açık denizde çok da fırtınaya yakalanmayan Kaptan Avcı, gemisini limana yanaştırdı. "Fırtına"nın büyük hasrete layık şampiyonluk kutlamaları da karadaki fırtınaydı…

Yasal Uyarı: Yayınlanan köşe yazısı/haberin tüm hakları Turkuvaz Medya Grubu’na aittir. Kaynak gösterilse veya habere aktif link verilse dahi köşe yazısı/haberin tamamı ya da bir bölümü kesinlikle kullanılamaz.
Ayrıntılar için lütfen tıklayın.
SON DAKİKA