YAZARA MAİL GÖNDER Hocam, bize golcü lazım mı?
SPOR YAZARLARI HABERLERİ

Fransız futboluna bir dönem adını yazdıran Marcel Desailly anılarını anlattığı ve Türkiye'de "Kaptan" başlığıyla piyasaya çıkan kitabında bazı oyuncuların takım içindeki gücünü belirten bir anısında şöyle der:
"Milan'ın kalbi olan Milanello tesislerinde yemek yemek bir ritüeldi. Yakınlık derecelerine göre altılı gruplar halinde bir araya gelen oyuncular hep aynı masada yemek yerlerdi. Milan'da yıldız futbolcu konumunda olan Fransa Milli Takımı'ndan arkadaşım Jean-Pierre Papin bir gün beni yemek yediği masaya davet etti. Papin, Milan'ın önde gelen İtalyan oyuncuları Baresi, Donadoni, Maldini, Costacurta ve Tassotti ile yemek yiyen tek yabancı oyuncuydu. Bu yuvarlak masanın bir inceliği vardı. Bu masa Milanello'nun beyniydi ve adı Beyefendiler Masasıydı.
" Milan'daki "Beyefendiler Masası" sadece ayrıcalığın değil takım içindeki gücün de timsaliydi.. Biz buna Türkiye'de "Ağır Ağabeyler" diyebiliriz.

***

Son yıllarda Galatasaray'da ve Fenerbahçe'de varolan 'Beyefendiler Masası'nda kimlerin yemek yediğini biliyoruz. Fenerbahçe yönetimi "Yeni kadro kuracağız" hamlesiyle bu masayı dağıttı. Çünkü bu masa Ersun Yanal'ın gönderilişinde başrolü oynamıştı. Emre, Egemen, Bekir ile yollar ayrıldı. Yapılan güçlü transferlerle Gökhan, Volkan, Mehmet Topal ve Musa Sow'a "Ayağınızı denk alın. Artık alternatifsiz değilsiniz" mesajı verildi. Şimdi Fenerbahçe'de oluşacak yeni 'Beyefendiler Masası'nda büyük ölçüde Portekizliler ve Portekizce konuşanlar oturacak.
***

Galatasaray'da "Beyefendiler Masası"nda ağırlıklı olarak camia içinde "Trabzon tayfası" olarak adlandırılan isimler oturuyor. Kim bu masada oturanlar? Selçuk, Burak, Umut, Olcan, Yekta, Hakan Balta, Emre Çolak.. Sneijder de bazen bu masaya takılıyor.
Galatasaray 4 yılda üç şampiyonluk kazanıp 7 kupa kaldırırken başta kaptan Selçuk İnan olmak üzere başarıda herkesin "takım ruhu" felsefesiyle hareket etmesinin payı çok büyüktü. Özellikle Selçuk istikrarlı yapısıyla Galatasaray tarihine geçti. Hatırlatayım; Selçuk oynadığı 10 maçın 9'unda ilk onbir başladı ve bitirdi. 4 sezonda 36 gol attı, 39 golün pasını verdi. Sonuç: 4 sezonda 177 maç oynayan Selçuk İnan, Galatasaray'ın attığı 75 gole imzasını koydu.
***

Bu örnekleri neden verdim? Galatasaray'da aktif görevde olan biri, sohbette bana şöyle dert yandı:
"Trabzon tayfası, Burak Yılmaz küsmesin diye golcü transferi yaptırmıyor. Hamza Hoca da bu yüzden Niasse gibi kulübede oturduğunda sorun çıkarmayacak bir golcü oyuncuyu almak istiyor.. Niasse zaten Burak'ın stilinde bir oyuncu.. Golcü almamız şart.."
Ateş olmayan yerde duman tütmezmiş.. Şikayete kulak kabartırsak; Galatasaray'da futbolcuya dayalı sistem mi oluşmaya başladı.. Eğer böyleyse; bu sadece teknik heyet zafiyetine dönüşmez, yönetim içinde de ciddi kriz yaratır.. Hiç kimse Galatasaray'dan daha büyük değildir.. Oyuncuların, teknik heyetin ve yöneticilerin çizgileri bellidir. Belli olmalıdır. Uyarayım; Eğer çizgiler çakışır, egolar "ben" ve "büyüklük" kavgasına tutuşursa Florya sevgi bahçesi olmaktan çıkar yangın yerine döner.. Ayrıca futbolcuya sırtını dayamak bir teknik adamın ömrünü uzatmaz, aksine başarısızlıkta en kolay gönderilen adam haline dönüştürür.
Bu yüzden 19 Haziran'da "Galatasaray'ın saha içi öğretmeni" başlığımla yazdığım ve övgüde bulunduğum, şampiyonluk gecesinde "Galatasaray'ın çocuğu" olarak sahneye çağrılan kaptan Selçuk en kısa sürede bir açıklama yapmalıdır. Çünkü Selçuk'un, golcü transferinin yapılmaması konusunda Hamza Hoca'yı ikna etmeye çalıştığı konuşuluyor. Ve bu toplantıda sadece Galatasaray kaptanı olarak değil "Beyefendiler Masası'nın patronu olarak da golcü transferi konusunda düşüncelerini, neyi söyleyip neyi söylemediğini samimi olarak açıklamadır.
***

Galatasaray'ın şampiyon olduğu dönemlerde 3 ya da 4 forvetle oynadığını hatırlatayım. Devler Ligi için Burak-Umut ikilisinin yeterli olmayacağını savunanlardanım. Bu iki ismin profesyonellik anlayışlarına, iş ahlaklarına, çalışkanlıklarına asla sözüm olamaz. Olmadı da...
Eğri oturalım doğru konuşalım; gol vuruşu konusunda ne Burak'ın ne de Umut'un yeterli bir istikrara sahip olduğunu söyleyemem.. Golcülük istikrar gerektirir.. Hamza Hoca da "Bize golcü mü lazım?" diye soran yani "Burak-Umut bize yeter" anlamına gelen bu düşünceye oyuncularının değil kendi aklına göre karar verip hareket etmelidir. Hamza Hoca şunu iyi bilmelidir; Kişiyi lider yapan statüsü değildir, statüyü belirleyen liderdir.. Camia o liderden önce statüyü belirlemesini bekler sonra da gemiyi limana yanaştırmasını ister. Kimse mazeretlerle ilgilenmez.

BUGÜNKÜ DİĞER YAZILARI
Yasal Uyarı: Yayınlanan köşe yazısı/haberin tüm hakları Turkuvaz Medya Grubuna aittir. Kaynak gösterilse dahi köşe yazısı/haberin tamamı özel izin alınmadan kullanılamaz.
Ancak alıntılanan köşe yazısı/haberin bir bölümü, alıntılanan habere aktif link verilerek kullanılabilir. Ayrıntılar için lütfen tıklayın.