YAZARA MAİL GÖNDER Yayıncı kuruluşta F.Bahçe kafası var
SPOR YAZARLARI HABERLERİ

Gökhan Gönül'ün düştüğü ana bir yakın çekim yaparsak neler söylersiniz? Orta hakem Ali Palabıyık çizgi hakemine bakıyor ve onun kararı ile penaltıyı veriyor. Bu hakemin de emin olmadığını göstermiyor mu?
Erman'ın pozisyonu anlatan yazısı muhteşemdi...
Erman penaltı pozisyonunu katiyen tartışmıyor. "Zaten yayıncı kuruluş pozisyonu doğru dürüst göstermedi" diyor.
Yayıncı kuruluşun kameramanları ve yayın yönetmeni de Fenerbahçe kafasıyla işin içinde olduğu için... Tersine olsaydı, yavaş çekim, en yavaş çekim, süper yavaş çekim ile neler neler gösterirlerdi! Resmen geçiştirdiler.
Erman diyor ki "Yayıncı kuruluş doğru dürüst göstermediği için ben tartışmıyorum.
İki şey üzerinde duruyorum; Gaziantep lehine olsaydı ne olurdu bugün ortalık? İkincisi de 'mı' diye penaltı olmaz. Orta hakem anında düdük çalmadı.
Kale arkası hakemi ve çizgi hakemi konuştular, ondan sonra çaldı. Ne konuştular? 'Penaltı mı?' diye sordu orta hakem. ''Mı' diye soruyorsan penaltı değil" diyor!
Penaltıda 'mı' sorusu olmaz. Penaltı kesin olarak penaltıdır. O zaman penaltı olur. 'Mı' sorusu varsa o penaltı değildir. O kadar açık ve net ki bu ifade...
Aslında Fenerbahçe maçı domine eden, pozisyonlar bulan taraftı. Çalınan penaltı, oyununu da gölgeledi.
Valla daha iyi, daha net pozisyonları olan bence Gaziantep'ti. Fenerbahçe'ye bu maçı kazandıran iki tane unsur var:
1-Hakem... Çaldığı ve çalmadığı düdüklerle... Gösterdiği ve göstermediği kartlarla... Fevkalade iyi bir Fenerbahçeliydi hakem...
2- Kaleci Mert... Bu hafta cezası biten Volkan kaleye geçerse çok hayret ederim. Volkan'ın cezalı olduğu haftalarda Mert muhteşem top oynadı. Bir kaleci ancak bu kadar iyi olabilir. Bu kadar iyi bir kaleciyi 'Esas kalecim iyileşti' diye kenara almak yanlış olur.

Galatasaray orta sahasına örnek olacak adam Diego

Rıdvan Dilmen NTV'de güzel bir laf etti. "Engin kurtarış yaparken ayağı kırıldı.
Ardından Rüştü kaleye geçti ve bir daha kaleyi bırakmadı" dedi. "Engin sakatlanmasa, Rüştü'nün kaleye geçmesi iki sene gecikecekti belki" diyor.
O iki sene kalenin arkasında yedek beklersen ne olacağın da belli işte... Galatasaray'ın kalecilerini görüyorsun; Aykutları, Ufukları... "Bir futbolcu takıma girmek için önündeki kalecinin sakatlanmasını, bir yerinin kırılmasını mı beklemeli?" diyor Rıdvan... Bu hafta İsmail Kartal'ın vereceği karar çok önemli.
Diego geldiğinden bu yana en iyi futbollarından birisini oynadı ama 59. dakikada kenara alınmaktan da kurtulamadı.
Fenerbahçe'nin gördüğüm en başarılı adamlarından birisi Diego... Onu Fener medyası da beğenmiyor, hoca da beğenmiyor.
Sürekli adamı oyundan çıkarıyorlar! İnanamıyorum!
Yapılabilecek her şeyi yapıyor, her tarafa koşuyor, akınları yönetiyor. Akınları sağdan, soldan düzenliyor, geliştiriyor.
Bizim Galatasaray'ın orta saha adamlarına adeta ders veriyor.
Bir G.Saraylı olarak 'Diego'ya bakın; orta sahada nasıl oynanır, görün' diyeceğim; bakıyorum İsmail Kartal, 'cart' diye Diego'yu kenara alıyor. Ertesi gün gazeteleri açıyorum; 'Diego transferi niye yapıldı?' eleştirileri!..

Galatasaray taraftarı kötü gün dostu değil

Galatasaray kötü gidiyor ama taraftarı da takımdan desteğini çekmiş gözüküyor.
Anderlecht maçında Selçuk İnan, Burak Yılmaz ve Veysel Sarı ıslıklandı. Üstelik maç da bitmemişti. Taraftarın zor gününde futbolcuların yanında olması gerekmez mi?
Taraftarların futbolcuları ıslıklama hakkı yok. İki sebepten yok:
1- Zaten bu işte en suçsuz olan futbolcular.
2- Sen taraftarsın. Bu hafta yuhaladığın adam gelecek hafta gene Şampiyonlar Ligi'nde oynayacak, gene Türkiye Ligi'nde oynayacak.
Sen bütün bir sezon bu adamlarla gideceksin. Ne yüzle yarın alkışlayacaksın?
Ama bu Galatasaray seyircisi başından beri hep söylüyorum; kendine seyirci! Kendi 'eğlensin' diye maça gidiyor, eğlenmediği zaman da futbolculara yükleniyor.

ARDA'YI KAÇIRDILAR
Arda gibi bir kaptanı Galatasaray'dan kaçıran seyircidir. Her maçta yuhalaya yuhalaya Arda, Galatasaray'ı değil, Türkiye'yi terk etti. Çünkü Galatasaraylı... Galatasaray'dan kalkıp başka bir kulüpte oynayamazdı, bu yüzden Türkiye'den gitti adam... Şimdi aynı şeyi Galatasaray'ın öbür kaptanına yapıyor.
Burak'ın gerek Şampiyonlar Ligi'nde gerek Türkiye liginde şu kulüp için attığı gollerin sayısını ben unuttum.
Burada gol kralı oldu, orada Ronaldo ile gol krallığında yarıştı. Böyle bir adamı nasıl yuhalarsın!
Herkesin kötü günü var.
Bizim gazeteci olarak kötü günümüz yok mu, okunmaz yazılar yazdığımız günler olmuyor mu? Kendilerinin evde çekilmez analar, babalar ya da çocuklar olduğu günler yok mu?
Herkesin iyi günü, kötü günü vardır. Kötü günümde yanımda olan 'beni seviyor' demektir. İyi günümde benim zaten kimseye ihtiyacım yok.
Ama Galatasaray seyircisinin ben bir gün kötü gün dostu olduğunu görmedim. İşler biraz sarpa sardığı anda ilk yuhalayanlar Galatasaray seyircileridir.
O takım başarılı olduğu zaman da utanmadan Boğaz yollarına dökülüp, şarkılar söyleyen de onlar... Galatasaray'ın Ali Sami Yen'de Fenerbahçe'ye 4-0 yenildiği maçtaki seyirciye bakın; o sezonun sonundaki aynı seyirciye bakın. Tekrar Boğaz yolundaydılar.
Aynı adamlar!..
Ben niye gitmiyorum maçlara? Niye Galatasaray maçlarına gitmeyi bıraktım? Çünkü bir yığın sahte seyircinin arasında, sahte taraftarın arasına oturmak istemiyorum. Hepsi kendine taraftar!.. Oradakilerin yüzde 10'u Galatasaray taraftarı...
Yüzde 90'ı kendine taraftar!..



Editör: Özge Aydın


Yasal Uyarı: Yayınlanan köşe yazısı/haberin tüm hakları Turkuvaz Medya Grubuna aittir. Kaynak gösterilse dahi köşe yazısı/haberin tamamı özel izin alınmadan kullanılamaz.
Ancak alıntılanan köşe yazısı/haberin bir bölümü, alıntılanan habere aktif link verilerek kullanılabilir. Ayrıntılar için lütfen tıklayın.